İsmail Sarı

İran’a uygulanan yaptırımlar ülkeyi ciddi bir dar boğaza sürüklemiştir. Son eylemler de göstermektedir ki İran halkının ekonomik krize daha fazla dayanacak gücü ve sabrı kalmamıştır.

Trump yönetimi, Orta Doğu için orta ve uzun vadeli bir strateji belirleyene kadar ABD’nin Kürtlere yönelik kısa ve orta vadede farklı bir politika içerisine girmeyeceği beklenebilir.

Kürtlerin ABD’nin Ortadoğu politikaları için zaman zaman işlevsel hâle geldiği fakat vazgeçilebilir olduğu görülmektedir.

ABD baskısının arttığı ve bölgesel kutuplaşmanın gözlemlendiği bu dönemde İran’ın yeni bir güvenlik stratejisine ve bölge perspektifine ihtiyacı olduğu kesindir.

Türkiye, kararlı tavrını göstererek bu operasyonların kapsamlı bir saldırıya dönüşmesi durumunda Astana sürecinin çökeceğini ve Türkiye’nin farklı seçeneklere yöneleceği mesajını net olarak vermiştir.

Hazar’da 27 yıl sonra varılan anlaşmanın bölgeye yeni bir enerji güvenlik vizyonu ve komşuluk ilişkisi getireceğini söylemek abartılı bir yorum olmayacaktır.

Sistemsel meselelerle birlikte yüksek işsizlik oranları, ekonomik çeşitlilik eksikliği, yüksek gıda fiyatları, daralan yurt içi milli hasıla, hava kirliliği ve çevresel bozulma İran’ın kronikleşmiş sorunlarıdır.

ABD için nükleer anlaşma, İran’ın nükleer programının çok daha ötesinde bir anlama sahip olmaya devam etmektedir.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yapılan nükleer anlaşmayı son kez uzatma kararı aldı.

ABD ve İsrail’in, protestoculara destek veren açıklamalarına rağmen İran’da bir rejim değişikliği istemeyeceği açıktır. İstenen olsa olsa istikrarsız, içerde zayıflatılmış bir İran olabilir.