Rusya’nın Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik yaklaşımı, Türkiye’yle iş birliğine zarar vermeme ilkesine dayanmaktadır.
Ankara zirvesi üç ülkenin Suriye’deki güç dengesinin korunması ve siyasi geleceği konusunda çıkarlarının dile getirilmesi ve aktörler tarafından kabul edilmesi açısından da önemli bir gelişme olarak görülmektedir.
İran, Avrupa ve Rusya’ya alternatif olarak Çin kartını kullanmak isterken, Çin de İran’la askerî alandaki ilişkisini ABD’yle pazarlık kartı olarak kullanmak istiyor.
İran, Nükleer Anlaşma’dan aşamalı olarak çekilerek Avrupa’ya siyasi baskı kurup nükleer konusuna odaklanmalarını sağlamaya çalışmaktadır.
Nükleer anlaşmada diplomasiye ağırlık vermek isteyen İran, anlaşmada pasif kalan Rusya’nın Ortadoğu’da yeni rol üstlenmesini sağlayarak Moskova’yla yakınlaşma çabasındadır.
İran’ın kısa vadede Bavar-373 ile ülke hava sahasının güvenliğini mutlak bir şekilde sağlaması düşük ihtimal olsa da bu yönde bir niyetinin ve imkânın olduğu anlaşılmaktadır.
Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.
Trump’ın İran’a karşı niyetinin iyi olduğuna ve yeni bir anlaşma için masaya oturmak istediğine dair söylemleri İran tarafından bir zayıflık göstergesi olarak anlaşılmaktadır.
ABD’nin bu koalisyon planının diğer müttefikleri tarafından desteklenmesi durumunda İran’a yönelik baskı kurma konusunda elini güçlendirecektir.
Rusya, giderek dışlanan İran’la değil de İran’ın bölgedeki ve petrol piyasalarındaki rakibi olan Suudi Arabistan’la ortak hareket etmeyi ulusal çıkarlarına daha uygun görmektedir.
Körfez'de yaşanabilecek bir ABD-İran savaşının hem Tahran hem de Washington için olumsuz neticeleri olacağından, böyle bir savaş ihtimalinin düşük olduğunu söyleyebiliriz.
Abe’nin ziyaretinden ciddi bir sonuç elde edilememesi, ABD-İran gerginliğinin devam edeceği anlamına gelmektedir.