İran siyasetinde son bir haftada yaşanan hızlı gelişmelerin neticesinde reformcuların en güçlü potansiyel cumhurbaşkanı adayı olan Zarif’in siyasi kariyerinin noktalandığı görülmektedir.
Zarif’in açıklamalarında yeni olan, sistemin sürekli gizlemeye ya da inkâr etmeye çalıştığı bazı ayrıntıların açığa çıkması ve diplomasi aygıtının başındaki kişinin olayları itiraf etmiş olmasıdır.
İran Devleti’ne ait bir televizyon kanalında yayımlanan dizide, mevcut hükûmete açıkça ülkeyi casusların cirit attığı bir yere çevirdikleri suçlamasının yöneltilmesi dikkatleri çekmektedir.
Biden’ın sözde soykırım açıklaması, önemli bir Ermeni nüfusa sahip olan İran basınında da yakından takip edildi.
İran’ın Arnavutluk’taki kültürel yatırımlarının en büyük başarısının tarikatlarını Şiiliğin bir kolu olarak sunmaya başlayan Bektaşi tarikat liderleri arasında olduğu gözlemlenmektedir.
ABD Senatosunun İran karşıtı lobi faaliyetlerinin etkisi altına girmesi ve İran’ın, Biden yönetimi ile karşı karşıya gelmesi yüksek bir olasılık olarak belirmektedir.
Haşdi Şabi, siyasi ve stratejik nedenlerin yanı sıra Curf el-Sahar’daki varlığını dinî mitlerle ilişkilendirerek bölgeyi kendisi için bir üs hâline getirdi.
Beş Göz Grubu’na ilaveten NATO ve AB gibi uluslararası aktörlerin de Rusya’ya yönelttiği siber casusluk suçlamaları, bugüne kadar örneği olmayan bir durumu ifade ediyor.
İran, tüm kısıtlamalara rağmen meşru ve hileli yöntemlerle IRISL’nin operasyonlarına devam ediyor.
Yaptırımların bu denli zorladığı İran’da, diğer ekonomik göstergelerde olduğu gibi döviz rezervlerinde de hissedilir bir kötüye gidiş olduğu tahmin ediliyor.
Yeni yılla birlikte seçimlere daha çok yaklaşan İran’da, ekonominin sac ayaklarından biri olan sanayi sektörünün beklentileri, gelecek dönemler için oldukça önemli.
Kazakistan’daki Çin varlığı yükselişini sürdürürken İran’ın yakınlarda gerçekleştirdiği Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkeleri ziyaretleri, ülkenin ve bölgenin jeopolitik önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.