Cumhurbaşkanı Gani'nin barış görüşmelerinin ön şartı olan mahkum takası kapsamında son 400 Taliban savaşçısının serbest bırakılmasını öngören kararı imzalamasına karşın barış görüşmeleri aşamasına hâlâ geçilemedi.
Lübnan önümüzdeki süreçte huzur ve istikrara kavuşamayacaktır. Bu durum Suriye'deki gelişmeleri de etkileyecektir.
İngilizler Bağdat’ı işgal etmek istediklerinde Osmanlı İmparatorluğu’yla zaman zaman çatışan Irak Şiilerinin kendilerine destek vereceklerini düşündüler ancak beklenmedik bir direnişle karşılaştılar.
Önümüzdeki süreç Hindistan’ın İran’la ilişkilerinde kaybettiği mevzinin Çin tarafından ne kadar doldurulacağının test edilmesiyle geçebilir.
İran hükûmeti yedi ayın sonunda Güney Kore bankalarındaki petrol gelirlerine erişim hakkını kazanmış gibi görünse de bu sorunun tamamen çözüldüğüne yönelik somut bir kanıt bulunmamaktadır.
İran ve Suriye arasındaki son askerî anlaşmanın Esed rejiminin İran'a daha fazla bağımlı hâle gelmesi dışında pek önemli bir etkisi olmayacağı açıktır.
Nükleer Anlaşma, getirdiği tüm kısıtlamalara rağmen İran’ın nükleer programının uluslararası düzeyde tanınması anlamı taşımaktadır.
Henüz taslak aşamasında olan Çin-İran 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın kısa vadede sonuçlanması düşük bir ihtimaldir.
PKK, KDP’yi “ihanet” ile itham ederken PYD/YPG, KDP destekli ENKS ile iş birliği arayışına yönelmekte ve bunu bir “ulusal birlik” zeminine dönüştürmek istemektedir.
Tahran ile Şam arasında imzalanan askerî iş birliği anlaşması Rusya’yı hedef almaktadır. Anlaşma, Rusya’nın son zamanlarda izlediği politikaya duyulan rahatsızlıkla ilgilidir.
İran’ın en önemli nükleer yakıt üretim merkezlerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlama, İsrail’in bu ülkeye yönelik olarak yürüttüğü asimetrik savaşın son örneği olarak görülüyor.
Rusya Sirte ve Cufra’ya paralı askerlerini göndererek Libya’daki güç dengesinin UMH lehine değişmesini engellemek ve Libya’da hâlâ önemli aktör olduğunu gösterme peşinde.