İran hükûmeti yedi ayın sonunda Güney Kore bankalarındaki petrol gelirlerine erişim hakkını kazanmış gibi görünse de bu sorunun tamamen çözüldüğüne yönelik somut bir kanıt bulunmamaktadır.
İran ve Suriye arasındaki son askerî anlaşmanın Esed rejiminin İran'a daha fazla bağımlı hâle gelmesi dışında pek önemli bir etkisi olmayacağı açıktır.
Nükleer Anlaşma, getirdiği tüm kısıtlamalara rağmen İran’ın nükleer programının uluslararası düzeyde tanınması anlamı taşımaktadır.
Henüz taslak aşamasında olan Çin-İran 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın kısa vadede sonuçlanması düşük bir ihtimaldir.
PKK, KDP’yi “ihanet” ile itham ederken PYD/YPG, KDP destekli ENKS ile iş birliği arayışına yönelmekte ve bunu bir “ulusal birlik” zeminine dönüştürmek istemektedir.
Tahran ile Şam arasında imzalanan askerî iş birliği anlaşması Rusya’yı hedef almaktadır. Anlaşma, Rusya’nın son zamanlarda izlediği politikaya duyulan rahatsızlıkla ilgilidir.
İran’ın en önemli nükleer yakıt üretim merkezlerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlama, İsrail’in bu ülkeye yönelik olarak yürüttüğü asimetrik savaşın son örneği olarak görülüyor.
Rusya Sirte ve Cufra’ya paralı askerlerini göndererek Libya’daki güç dengesinin UMH lehine değişmesini engellemek ve Libya’da hâlâ önemli aktör olduğunu gösterme peşinde.
Mustafa Kazımi başkumandan olarak düzenlediği uyarı niteliğindeki son operasyonla kendisine meydan okuyan grupları saha içinde ilk kez hedef alabileceğini gösterdi.
İran aleyhindeki çeşitli uluslararası ve konjonktürel riskler sebebiyle 23 Haziran’da ABD doları 20 bin sınırını aşarak 20 bin 450 tümeni test etti.
Yaptırımlar sonrası Suriye’de, önümüzdeki dönemde ekonomik sorunların neden olacağı birtakım gelişmeler beklenebilir. İran her ne kadar Suriye’ye desteğini devam ettireceğini söylese de İran’ın desteğinin kapasitesi geçmişe göre ciddi düzeyde azaldı.
Cumhuriyetçiler tarafından sunulan yasa tasarısı “maksimum baskı” kampanyasını genişleterek İran’a karşı şimdiye kadarki en zorlu yaptırımları öneriyor.