Venezuela’nın, İran’a uygulanan BM silah ambargosunun ekim ayında kalkmasından sonra İran’ın uluslararası arenada silah ticareti yapabileceği birkaç ülkeden biri olması iki ülkenin ilişkileri açısından önemlidir.
Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
İran’ın, Irak’taki hâkim gücüne darbe vurmak Trump’ın son haftalarını geçirdiği seçim kampanyasında kendi lehine bir durum olabilir.
Şeriatmedari’nin Sistani’ye yönelik eleştirisi, görüşme haberlerinin çevirisindeki bir yanlış anlaşılmadan ziyade Şii siyasi fıkhındaki iki yaklaşım arasında süregelen rekabetten kaynaklanıyor.
İran ile ilgili herhangi bir temel değişim ancak kasım ayındaki ABD başkanlık seçiminden sonra gündeme gelebilecektir.
İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 2007 yılından beri uygulanan silah ambargosu 18 Ekim 2020 tarihi itibarıyla ABD’nin yoğun diplomatik çabalarına rağmen sona erdi.
İran’ın 30 yıl önceki pozisyonunu koruduğu ve işgal altındaki Müslüman komşusu ile işgalci Ermenistan’ı eşit pozisyonlarda değerlendirdiği görülmektedir.
BM üzerinde vuku bulan ABD-İran anlaşmazlığının ABD’deki başkanlık seçiminin sonucuna göre çözümleneceği kuvvetle muhtemeldir.
Trump’ın Nükleer Anlaşma öncesi uygulamalara geri dönmesi, yönetim değişikliği yapmak veya Tahran’ın davranışlarını değiştirmek istediği anlamına geliyor.
Rus heyetinin Şam ziyaretinin ana hedefi, Rusya’nın Suriye’deki varlığını ve etkisini doğrudan ilgilendiren ekonomik, güvenlik ve anayasa süreçlerini ele almaktı.
Avrupa’nın İran siyasetinde öncelikli hedefi Nükleer Anlaşma’yı korumaktır ve bu durum, ABD Başkanlığına Biden veya Trump’ın gelişiyle de birdenbire değişmeyecektir.