Yaptırımların gölgesi de üzerinden eksilmediğinden bu aralar bir daralma sürecini tecrübe eden İran sineması bütün zorluklara rağmen sanatsal değeri yüksek, kaliteli yapımlar çıkarabiliyor.
Tarihteki birçok kırılma noktasına baktığımızda koronavirüs salgının yalnızca var olan süreçleri hızlandırmasına neden olacağı öngörülebilir.
İran’da yönetimin koronvirüs salgınına karşı tutumu ve sürecin devamında türbelerin kapatılmas, halkın dinî anlayışındaki değişimleri hızlandırmıştır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Tahran yönetiminin dikkate almadığı tek değişken Trump’ın koronavirüs salgını öncesi koşullarda İran’la bir savaş başlatmak istemediği varsayımıdır.
İran’dan gelebilecek güvenlik tehdidi ABD’yi Irak’taki askerî üslerinin savunmasını güçlendirmeye zorluyor.
Küresel salgının İran ve ABD'de şahinler tarafından siyasi hesaplaşmalar için bir fırsat olarak görülmesi önümüzdeki günlerde ciddi bir çatışmaya yol açabilir.
Hem Pakistan’ın hem de Hindistan’ın ABD ile ilişkileri her iki ülkenin İran ile ilişkilerindeki sınırları ve beklentileri belirlemektedir.
Zarif, mart ayının ilk günlerinde İran ve halkının diğer ülkelerden farklı olarak “ekonomik terörizm” gölgesinde koronavirüs ile mücadele ettiğini belirtti.
İran’daki salgın genişledikçe “maksimum baskı” stratejisine muhalefetin artacağında şüphe yok. Ancak bu muhalefetin tam da seçim arifesinde Trump’ın tutumunu değiştirmeye yetip yetmeyeceği belirsiz.
Yemen’de Arap Baharı'nın da etkisiyle 2011'de başlayan gösteriler, 2014’te otuz üç yıldır ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih’in Husiler tarafından devrilmesi ile sonuçlandı.
Hamenei ve Ruhani koronavirüs salgınını dış düşman retoriği üzerinden ele alarak halkın kolektif belleğine gönderme yapmayı hedeflese de bugün itibarıyla halkta karşılığını bulmamıştır.