İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.
İran’ın içinde bulunduğu zorlu sosyal ve ekonomik koşullar, kamu vicdanını yaralayan bu tür uygulamaların giderek daha fazla tepki çekmesine neden oluyor.
Son aylarda gözlemlenen Tahran Borsası endeksinin yukarı yönlü hızlı hareketi kendini aşağıya bırakarak piyasadaki birçok oyuncunun endişelerini artırdı.
Mısır, Türkiye ve İran gibi bölgesel güçler, aralarındaki cüzi ihtilafları bir kenara bırakamazlarsa genişçe bir bölge kötü yönetimlerle boğuşan büyük bir Lübnan’a benzeyecektir.
Rus heyetinin Şam ziyaretinin ana hedefi, Rusya’nın Suriye’deki varlığını ve etkisini doğrudan ilgilendiren ekonomik, güvenlik ve anayasa süreçlerini ele almaktı.
BAE-İsrail yakınlaşması İran açısından güvenlik, askerî ve ekonomik yönden potansiyel tehdit unsurları barındırmaktadır.
Ekonomik ve siyasi olarak güçlü bir aktör hâline gelebilmede enerjinin rolü dikkate alındığında bu hamle Türkiye’nin elini güçlendirecek ve ülke artık masaya daha güçlü oturacaktır.
25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın imzalandığı iddialarının ardından Körfez’de gözler Çin-İran iş birliğine çevrilse de Körfez Arap ülkeleri, Çin’in Orta Doğu’daki ekonomi politikalarının ayrılmaz parçası olmaya devam etmektedir.
Trump’ın 13 Ağustos’ta Twitter mesajı ile duyurduğu anlaşma haberi, küresel salgının yıkıcı etkilerine rağmen 2020 yılında uluslararası önemli gelişmelerin hız kesmeden devam ettiğini gösterdi.
4 Ağustos’ta yaşanan patlamanın, ülkenin son 20 yıldır tartışmasız baskın gücü olan Hizbullah’a yönelik tepkileri artıracağı kesindir.
Önümüzdeki süreç Hindistan’ın İran’la ilişkilerinde kaybettiği mevzinin Çin tarafından ne kadar doldurulacağının test edilmesiyle geçebilir.