Astana ve Soçi süreçleri üzerinden uluslararası krizlerin çözümünde önemli adımlar atan ve bu bağlamda büyük prestij kazanan Rusya, İdlib operasyonlarıyla bunu kaybetti.
İdlib’de yaşanan hareketli günlerin ortasında Laricani’nin Suriye’yi desteklemeye devam edeceğini ifade etmesini Türkiye’nin İdlib’de bulunmasına yönelik bir mesaj olarak okumak yanlış olmayacaktır.
Moskova ve Şam’ın İdlib taarruzu, Süleymani’nin ölümünden sonra geçen 40 günde Kudüs Gücü’nün neredeyse tüm görev alanlarında eski etkinliğini sürdüremeyen İran’a güç gösterisi için önemli bir alan açtı.
Şii Dünyasında Geçtiğimiz Hafta Öne Çıkanlar
Şii Dünyasında Geçtiğimiz Hafta Öne Çıkanlar
Tıpkı İran'ın demokratik bir biçimde seçilen Musaddık hükûmetine karşı düzenlenen Ağustos 1953 Darbesi gibi Ocak 2020 de İranlıların kolektif hafızasından silinmeyecektir.
Tarihî ortak kültürel mirasa sahip bir girift yapı olan Türk-İran ilişkilerinde -özellikle tarihî ve edebî şahsiyetler gibi- paylaşılamayan konularda Farslaştırma politikalarına başvurulduğu görülmektedir.
Süleymani’nin yerine başka bir komutanın ikame edilemeyeceğinin farkında olan Hamenei, Kudüs Gücü’nde yeni bir komuta konsepti şekillendirmeye çalışmaktadır.
Direniş eksenini koruma niyetinde olan İran kolay geri adım atmayacak. Bu sebeple İran ve Amerika arasındaki düşük yoğunluklu çatışmanın artarak devam edeceği düşünülebilir.
Irak'taki hükümet karşıtı gösterilerden desteğini çeken Şii lider Mukteda Sadr'ın manevraları, Irak'taki siyasi süreçleri yönetme sürecinde kendi metodlarını dayatmak istediğinin göstergesi.
İran’ın bölgedeki maceracılığı Süleymani suikastıyla durdurulamayacaktır. Buna rağmen İran’ın uzun vadede bu yöndeki hırslarını yerine getirmesi de pek mümkün gözükmemektedir.