Petrol ve doğal gaz konusunda enerji devi olan ABD’nin seçeceği enerji politikasıyla İran’ın doğrudan etkilenmesi veya daha olumlu bir dönem geçirmesi ihtimal dâhilindedir.
Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
3 Kasım Salı günü gerçekleşen seçimlerin galibi kim olursa olsun, ABD’nin İran’a yönelik politikalarında yeni bir dönemin başladığını ifade etmek gerekiyor.
ABD Başkanlık Seçimleri İran açısından; Trump’ın nükleer program hakkında müzakare başlatmayı düşünmesi ve Biden’ın Irak ve Suriye’de, ABD’nin askerî varlığını artırmayı planlaması nedenleriyle kritik önemdedir.
ABD Adalet Bakanlığı'nın 11 farklı eyalet mahkemesinin katılımıyla, haksız rekabete neden olup yasadışı tekel oluşturmak suçlamasıyla Google’a açtığı dava ABD tarihinin en önemli davalarından biri olarak nitelendiriliyor.
İran’ın, Irak’taki hâkim gücüne darbe vurmak Trump’ın son haftalarını geçirdiği seçim kampanyasında kendi lehine bir durum olabilir.
İran ile ilgili herhangi bir temel değişim ancak kasım ayındaki ABD başkanlık seçiminden sonra gündeme gelebilecektir.
ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Yabancı Varlık Kontrol Ofisi, 18 İran bankasını yaptırım listesine aldığını duyurdu.
BM üzerinde vuku bulan ABD-İran anlaşmazlığının ABD’deki başkanlık seçiminin sonucuna göre çözümleneceği kuvvetle muhtemeldir.
İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.
Trump’ın Nükleer Anlaşma öncesi uygulamalara geri dönmesi, yönetim değişikliği yapmak veya Tahran’ın davranışlarını değiştirmek istediği anlamına geliyor.
İran’ın içinde bulunduğu zorlu sosyal ve ekonomik koşullar, kamu vicdanını yaralayan bu tür uygulamaların giderek daha fazla tepki çekmesine neden oluyor.