Etnik kimliklerin ulusal kimliğin önüne geçmesi ülke elitlerini endişelendirmektedir.
Irak ve Lübnan’daki gösteriler ABD, İsrail ve Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanan bölgesel çatışmanın ekonomi ile sınırlı olmadığını göstermiştir.
Pakistan’ın diplomatik çabaları, Başbakan İmran Khan’ın, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı’na yolculuğu esnasında Suudi Arabistan’a yaptığı kısa ziyaretiyle başladı.
Trump yönetimi, Orta Doğu için orta ve uzun vadeli bir strateji belirleyene kadar ABD’nin Kürtlere yönelik kısa ve orta vadede farklı bir politika içerisine girmeyeceği beklenebilir.
İran’ın savunma stratejisini belirleyen tepedeki iki isim geçtiğimiz günlerde Tahran’ın sınır ötesi etkinliğine dikkat çekerek stratejik derinliğin genişletilmesi gerektiği vurgusunda bulundular.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İran basını İran, Rusya ve Türkiye arasında Ankara’da gerçekleşen üçlü zirvelerin Suriye’ye çözüm ve istikrar getireceğine vurgu yaptı.
AB kendi iç meselelerine odaklandığından Orta Doğu’da artık organize bir şekilde hareket edememekte ve bu durumda oyun kurucu rolünü de yitirmektedir.
Urmiye Gölü’nde yaşanan çarpıcı değişim İran’ın baş etmesi gereken bir başka çevre ve su sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
İran, Nükleer Anlaşma’dan aşamalı olarak çekilerek Avrupa’ya siyasi baskı kurup nükleer konusuna odaklanmalarını sağlamaya çalışmaktadır.
Zamanın aleyhine işlediğini bilen Tahran yönetimi, ABD’nin ekonomik ve politik baskılarına karşı nükleer faaliyetlerini artırarak ve bölgede Amerikan müttefiklerine karşı pratik adımlar atarak cevap verecek gibi görünüyor.
Körfez'de yaşanabilecek bir ABD-İran savaşının hem Tahran hem de Washington için olumsuz neticeleri olacağından, böyle bir savaş ihtimalinin düşük olduğunu söyleyebiliriz.