ABD baskısının arttığı ve bölgesel kutuplaşmanın gözlemlendiği bu dönemde İran’ın yeni bir güvenlik stratejisine ve bölge perspektifine ihtiyacı olduğu kesindir.
Irak'ta hükûmet kurma çalışmaları, tıpkı eskiden olduğu gibi mezhepsel hatlar ve Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesi üzerinden cereyan ediyor.
Amerika’nın İran’a yönelik yeniden yürürlüğe koyduğu yaptırımlar, Esed rejimine koşulsuz destek vermeyi ilke hâline getiren İran dış politikasını şüphesiz sekteye uğratacaktır.
Trump’ın Çin’e karşı Rusya’yı kendine müttefik edinme politikasının başarıya ulaşması düşük bir ihtimaldir. Rusya’nın izleyeceği en uygun strateji, ABD-Çin rekabetinin kızışmasını bekleyerek kendine duyulan ihtiyacı arttırmak olacaktır.
Hazar’da 27 yıl sonra varılan anlaşmanın bölgeye yeni bir enerji güvenlik vizyonu ve komşuluk ilişkisi getireceğini söylemek abartılı bir yorum olmayacaktır.
Kuşkusuz bu esnek hukuk dizisinin en göze çarpan ve öne çıkan özelliği güvenlik alanındaki hedefidir ki bunun merkezinde de DMO’nun tasfiyesi bulunmaktadır.
İran’ın devrimci ideolojisi ve devlet yapısı düşünüldüğünde ABD tarafından dayatılan şartların kabul edilmesinin ülkede adı konulmamış bir rejim değişikliği anlamına geleceği açık.
Türkiye’de 24 Haziran Pazar günü eşzamanlı olarak gerçekleşen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri birçok ülkede olduğu gibi İran’da da yakından takip edilmiştir.
Tahran yönetimi Afganistan’daki baraj inşaatı faaliyetlerinin İran’ın su güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atacağını düşünüyor.
ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran’ın Suriye’deki faaliyetlerini doğrudan etkileyecektir. Nitekim Trump’ın bu kararında İran’ın Suriye’deki varlığı da etkili olmuştur.
İran devrim lideri Ayetullah Humeyni'nin velayet-i fakih sistemi adına geleneksel mercilik kurumunu devre dışı bırakmaya çalışması, bugün de devam eden meşruiyet tartışmalarını başlattı.
Ülkelerinin bir dış tehdit altında olduğunu savunan İran siyasi elitleri, sık sık birçok toplumsal ve siyasal muhalefet hareketinin ardında da dış güçlerin bulunduğunu öne sürmektedir.