Rusya’nın Karabağ için kullandığı “Azerbaycan toprakları” ifadesi ve İran’ın işgalin sonlandırılması çağrılarında bulunması, krizin bölgesel nitelik kazanmadan önce bitirilmesi ihtimalini güçlendiriyor.
1813 Gülistan, 1828 Türkmençay ve 1829 Edirne antlaşmalarıyla Rusların eline geçen Dağlık Karabağ, Rusların etnik politikaları neticesinde demografik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamıştır.
Ekonomik ve siyasi olarak güçlü bir aktör hâline gelebilmede enerjinin rolü dikkate alındığında bu hamle Türkiye’nin elini güçlendirecek ve ülke artık masaya daha güçlü oturacaktır.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki azalmanın yanında yerli gaz üretimine başlanması, döviz kurundaki dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin elini rahatlatabilir.
Değişimin evrildiği yeni dönem, üç büyük kutup olan ABD, Çin ve Rusya ekseninde şekillenen Büyük Güçler Rekabeti dönemi olarak adlandırılmaya başlandı.
Rusya’nın Libya politikası tek taraflı stratejik hesaplardan ziyade daha çok savunmacı bir nitelik taşımaktadır.
Doğu Akdeniz’e ulaşmak ve bu alan üzerinde kontrol sağlamak İran’ın jeopolitik hedefleri arasındadır.
Türkiye, Libya politikasıyla Akdeniz’de yeni bir süreç başlattı. Trablus’u ele geçirmeye çalışan Hafter güçlerini durdurduğu gibi onun arkasındaki aktörleri caydırarak politikalarını başarısız kıldı.
Tahran, Barış Pınarı Harekâtı gibi bölgede yeni olasılıklar ortaya çıkartabilecek girişimleri, Suriye’deki stratejik çıkarına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmektedir.
Qingdao'daki Şangay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) 18. zirvesi, İran'ın örgüte tam üyelik talebine bir kez daha açık bir yanıt verilmeden sona erdi.
Rusya, Ortadoğu’da aktif rol üstlenerek bölgenin kilit aktörlerinden biri olmaya çalışmaktadır.