İran’ın son dönemlerde attığı ilgi çekici dış politika adımlarında, ABD ile küresel boyutta sorunlar yaşayan Çin ve Rusya gibi ülkelerin uzlaştırıcı ya da çatıştırıcı etkilerini görebilmek mümkün.
İran’a yönelik sürpriz askerî harekât söylemleri yeniden gündeme gelse de bu türden bir sürpriz saldırının gerçekleştirilmesinin önünde bazı engeller ve zorluklar bulunmaktadır.
Grossi’nin ziyaretinin KOEP ve nükleer müzakerelere etkisi, UAEA ve İAEK arasında varılan siyasi mutabakatın teknik alanda da devam edip etmemesine bağlıdır.
Tarihten örneklere bakıldığında Batılı devletlerin kriz zamanı geçtikten sonra İran ile diplomasi yolunu seçtikleri görülmektedir.
Avrupa’nın Nükleer Anlaşma’ya yönelik verdiği mesaj, İran aleyhine değişmiş gibi görünmektedir.
İran ilerleyen safhalarda uranyumu yüksek oranda zenginleştirebilirse iki ila üç atom bombası için yeterli rezerve sahip olacak.
Avrupalılar, Anlaşma’nın geleceğine yönelik tüm sorumluluğun sadece ABD tarafında olmadığını, aynı zamanda İran’ın da Anlaşma’yı bozan ciddi ihlallerinin olduğunu belirtmektedir.
1398 yılı, İran dış politikası açısından Tahran-Washington gerginliğiyle başlayıp bu gerginliğin pek çok sahada İran’ın dış politika tasarruflarına yansıdığı bir yıl oldu.
İran 5 Ocak Pazar günü, nükleer faaliyetlerine yönelik kısıtlayıcı tüm taahhütlerini askıya aldığını duyurdu.
İran’a uygulanan yaptırımlar ülkeyi ciddi bir dar boğaza sürüklemiştir. Son eylemler de göstermektedir ki İran halkının ekonomik krize daha fazla dayanacak gücü ve sabrı kalmamıştır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler