İran’ın Suriye’deki güçlü alan hâkimiyeti Moskova’nın Batı ve Körfez merkezli yatırımları çekmek için Suriye’de oluşturmaya çalıştığı istikrar ortamını tehdit etmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İran’ın Esed ısrarı, Suriye’deki konumunu kaybetme ve Hizbullah ile olan irtibat hattının kesilme korkusundan kaynaklanıyor. İran Esed’in gitmesiyle bölgesel etkisinin zayıflayacağından endişe ediyor.
Rusya’nın Libya politikası tek taraflı stratejik hesaplardan ziyade daha çok savunmacı bir nitelik taşımaktadır.
Tahran yönetimi, Joe Biden’ın ABD başkanlığı olasılığına daha temkinli hazırlanmalıdır.
ABD yaptırımlarının nedeni olarak açıklanan İran'ın davranışlarının değişmesi hedefi şu an itibarıyla tamamen gerçekleşmemiş olsa da bu konuda birtakım değişikliklerin yaşandığı gözlerden kaçmıyor.
İran’ın Kovid-19 döneminde küresel siber etkinliğini artırdığı görülüyor. Bu dönemde ABD, İsrail gibi devletlerin yanı sıra DSÖ gibi uluslararası kuruluşlar da İran kaynaklı siber saldırıların hedefi oldu.
Doğu Akdeniz’e ulaşmak ve bu alan üzerinde kontrol sağlamak İran’ın jeopolitik hedefleri arasındadır.
İsrail'in benimsediği Suriye stratejisi çerçevesinde, daha önce sınır bölgeleriyle kısıtlı olan hava saldırılarını Suriye ve Lübnan'da İran destekli gruplara ait hedeflerin tamamını içerecek şekilde genişlettiği görülüyor.
Tahran bir yandan zayıf noktası olan Körfez’deki hava savunma altyapısını geliştirirken diğer yandan da taarruz kabiliyetini artırmak amacıyla bir askerî teknoloji hamlesi yürütüyor.
ABD’nin İran’a 2015 yılından beri uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını önlemeye ilişkin çabasında kararlı olduğu görülüyor.
Koronavirüs krizinin Tahran yönetimini kendi iç sorunlarına daha fazla yoğunlaştıracağı varsayılırken, İran’ın bölgedeki tehditkâr ve agresif davranışları daha fazla arttı.