Hürmüz Boğazı Yönetim Planı, 1982’den bu yana transit geçiş rejimine yöneltilmiş en kapsamlı ve somut itiraz niteliği taşımaktadır.
İran Pasif Savunma Teşkilatı, orta ölçekli bir gücün teknolojik üstünlük karşısında geliştirebileceği en iddialı konvansiyonel hayatta kalma programlarından biri olarak değerlendirilebilir.
ABD’nin sınırlı kara operasyonu yürütme kapasitesi olsa da asıl mesele, bu operasyonun sağlayacağı muhtemel kazançların; tırmanma riski, uzun süreli angajman ihtimali ve İran’ın savunma ağlarının yaratacağı maliyete değip değmeyeceğidir.
Enerji altyapısı ağır zarar gören, rafinerileri vurulan ve gündelik hayatı ciddi biçimde aksayan bir devletin vereceği stratejik refleks çoğu zaman teslimiyet yerine daha düşük maliyetli fakat daha riskli asimetrik radikalleşme olur.
İsrail’in 2026 başından itibaren takındığı tutum “sessizlikten” çok, bilinçli biçimde sürdürülen çok katmanlı bir belirsizlik stratejisi görüntüsü vermektedir.
İran toplumu, rejime yönelik desteğin eridiği ancak tamamen çözülmediği, muhalefetin yaygınlaştığı ancak örgütsüz kaldığı, dış baskının ise toplumsal dinamikleri hem tetiklediği hem de karmaşıklaştırdığı bir dönemden geçiyor.
İran diasporası 28 Aralık protestolarına hızlı ve çok yönlü tepki vermiştir. Rıza Pehlevi, Batı medyasında en görünür muhalif ses olarak öne çıkmıştır. Ancak diaspora içindeki derin bölünmeler ortak bir liderlik oluşmasını engellemiştir.
İran’ın Suriye’ye sunabileceği maddi ve stratejik imkânların sınırlılığı göz önüne alındığında, Şam’daki yeni yönetimin ülke iç güvenliğini ve devlet bütünlüğünü tam olarak tesis etmeden Tahran’la ilişkilerini derinleştirme arzusunu taşımayacağı açıktır.