Tahran yönetimi, savaş sürecini “Kafkasya’ya cihatçı gruplar taşınıyor” gibi manipülatif bir yaklaşımla idare edemediği gibi savaş sonrası yeni jeopolitik denklemde Ermenistan’la beraber kaybedenler kulübünde görünüyor.
Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
20 Ekim 2020’de güne 31,7 bin tümen seviyesinde başlayan dolar, sert bir düşüşle 28 bin tümene geriledi.
1813 Gülistan, 1828 Türkmençay ve 1829 Edirne antlaşmalarıyla Rusların eline geçen Dağlık Karabağ, Rusların etnik politikaları neticesinde demografik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamıştır.
Son aylarda gözlemlenen Tahran Borsası endeksinin yukarı yönlü hızlı hareketi kendini aşağıya bırakarak piyasadaki birçok oyuncunun endişelerini artırdı.
Rus heyetinin Şam ziyaretinin ana hedefi, Rusya’nın Suriye’deki varlığını ve etkisini doğrudan ilgilendiren ekonomik, güvenlik ve anayasa süreçlerini ele almaktı.
Ekonomik ve siyasi olarak güçlü bir aktör hâline gelebilmede enerjinin rolü dikkate alındığında bu hamle Türkiye’nin elini güçlendirecek ve ülke artık masaya daha güçlü oturacaktır.
Niyaveran halkasına göre sosyal adaletin inşası için İran’da şeffaf, rekabetçi piyasa ekonomisi ve demokratik bir politik sistem inşa etmek zorunludur.
25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın imzalandığı iddialarının ardından Körfez’de gözler Çin-İran iş birliğine çevrilse de Körfez Arap ülkeleri, Çin’in Orta Doğu’daki ekonomi politikalarının ayrılmaz parçası olmaya devam etmektedir.
Değişimin evrildiği yeni dönem, üç büyük kutup olan ABD, Çin ve Rusya ekseninde şekillenen Büyük Güçler Rekabeti dönemi olarak adlandırılmaya başlandı.
İran’ın; Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki nüfuzu zayıflarsa önüne çıkan en iyi seçenek Türkiye ile Suriye konusunda anlaşmaktan geçiyor.
Acilen dış kaynağa ihtiyaç duyan Tahran’ın mali taleplerini Rusya’nın karşılaması mümkün olmadığından geriye tek seçenek Çin kalıyor.