ABD’nin yaptırımlarının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla İran, son derece önemli bir entegre projeyi geçtiğimiz günlerde devreye soktu.
İktisadi meseleler, varoşlaşma, ekolojik meseleler ve bu meselelerden kaynaklanan diğer sorunlar çözümsüz kaldıkça protestolar şiddetlenerek devam edecektir.
Körfez’deki dengeler açısından İran-Suudi Arabistan ilişkileri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve BAE arasında çıkan kriz, Reisi için bir fırsat niteliğindedir.
Rusya Enerji Bakanı Shulginov’ın, İran'ın Moskova Büyükelçisi Celali ile 2 Temmuz’da yaptığı görüşme; Rusya’nın, mevcut iş birliği çerçevesini ve mekanizmasını Reisi Dönemi’nde genişletmeyi hedeflediğini göstermektedir.
Hindistan’ın; “İran-Çin 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması”ndan endişe duyduğu için İran ile olan ilişkilerini yeni hükûmet döneminde hızlı bir şekilde düzeltmeye çalışması öngörülüyor.
İran’da tüm baskılara rağmen son yıllarda işçilerin ve diğer emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebiyle greve gitmesi dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.
Yeni Cumhurbaşkanı Reisi, ülke ekonomisinin yönetiminde muhafazakâr kanadın ekonomik görüşü olan direniş ekonomisi doktrinlerini uygulayacak.
İran, BM Genel Kurulundaki oy hakkını, iki yıldır ödenmemiş borçları nedeniyle geçici olarak kaybederken Tahran yönetiminin hedefinde ABD ve yaptırımları var.
Küresel siber operasyonlar arasında fidye-yazılım (ransomware) saldırıları yükselişe geçti. Özellikle ABD son zamanlarda saldırı silsilesiyle mücadele etmeye çalışıyor.
Doğu Asya ülkeleri, olası bir anlaşma umudu ile ucuz İran petrolüne ulaşmak için Viyana görüşmeleri verilerini yakından takip ediyor.
Su kaynaklarının hızla tükenmesi, İran’da su sorununu bir güvenlik meselesine dönüştürmeye başlamıştır.
Yemen, önemli bir geçiş noktasındadır ve Orta Doğu’da sürdürülebilir bir güç dengesi tesis edilmeden ABD’nin bölgeyi terk etmesi, stratejik anlamda İran ve Çin’i güçlendirebilir.