Arama Sonuçları: " Operasyon"

Netanyahu’nun Abu Dabi ziyareti İsrail’in, mevcut savaşın ötesinde Körfez ülkeleriyle güvenlik iş birliğini sürdürme ve derinleştirme arayışını koruduğunu gösteriyor.

ABD-İran hattında gerilim artabilir ve gelişmeler sınırlı çatışmaları tetikleyebilir. Ancak sürecin kaçınılmaz olarak geniş çaplı yeni bir savaşa neden olacağını düşünmek yanlış olacaktır.

İran açısından temel soru, Irak’taki silahlı nüfuzunu korurken artan siyasi, askerî ve kurumsal maliyetleri ne ölçüde yönetebileceğidir.

Terörsüz Bölge girişimi, çeşitli şekil ve boyutlarda teröre maruz kalan tüm bölge ülkeleri için bir fırsat niteliği taşıyor ve Türk yetkililer sık sık bölgesel müşterek faydaya vurgu yapıyorlar.

Babülmendeb’de Husilerin elde ettiği yeni konum, ABD-İran savaşı bağlamında Tahran’a doğrudan kontrol etmediği ancak müttefikleri aracılığıyla etkileyebildiği ikinci bir baskı alanı sunmaktadır.

İran, iki kritik deniz geçidinde baskıyı artırmanın ABD açısından mevcut durumu daha maliyetli hâle getireceğini ve özellikle ara seçimler öncesinde Washington üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı artıracağını hesaplamaktadır.

Hizbullah’a yakın durmak İran’ın caydırıcılık kapasitesini güçlendirirken doğrudan saldırı riskini artırmakta, mesafe koymak ise güvenlik riskini azaltırken bölgesel etki alanını daraltmaktadır.

ABD’nin stratejisini askerî yöntemlerden ekonomik baskıya kaydırmasıyla birlikte İsrail’in savaşın seyri üzerindeki etkisi de sınırlanmıştır.

“Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun en önemli riski, İran’ı geri adım atmaya zorlamak yerine Tahran’ı, zamanın kendi aleyhine işlemesini önlemek amacıyla mevcut denklemi değiştirecek ve gerilimi yeniden artıracak adımlar atmaya yöneltmesidir.

Savaşın sonucu, tek bir muharebeden ziyade tarafların ekonomik, siyasi, toplumsal ve psikolojik dirençlerini ne ölçüde koruyabildiklerine ve bu direnci sürdürülebilir bir siyasi stratejiye dönüştürüp dönüştüremediklerine bağlı olacaktır.