AB için terazinin bir ucunda İran ile yapılan yıllık 20 milyar avro civarında bir ticaret dururken diğer ucunda ABD ile olan 610 milyar avroluk ticaret yer almaktadır.
Geçmişte tecrübeli şahısların kontrolünde düzenlenen yas törenleri, günümüzde devletin kontrol ettiği meddahlar etrafında şekillenen siyasi etkinliklere evirilmiştir.
İç ve dış güvenliğin birbirlerinden ayrı değil aynı bütünün iki temel parçası olarak değerlendirildiği ülkede, her iki alandaki güvenlik politikalarının nihai amacı rejimin bekasını sağlamaktır.
Muhafazakârların Ruhani’yi ve dolayısıyla ılımlı-reformist ittifakı iktidardan uzaklaştırmaya çalıştıkları, Cumhurbaşkanının sınırlı dahi olsa elinde bulunan yetkileri çeşitli girişimlerle devralmaya uğraştıkları anlaşılmıştır.
Birkaç istisna dışında üçüncü devletlerin çoğu Trump’tan İran konusunda Kuzey Kore’ye gösterdiğine benzer bir manevra beklemektedir.
AB, İran'ın uluslararası pazarda başta petrol ve petrol ürünlerinin satışı gelmek üzere ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için özel amaçlı bir mekanizmanın ihdas edileceğini duyurdu.
Bugün itibarıyla devreye giren yaptırımlar ilk faza göre İran ekonomisi bakımından çok daha önemli. İkinci fazda, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji ile ilgili tüm ürünlerin ticareti, yaptırım kapsamına alınıyor.
Tarihe “Elçilik Krizi” olarak geçen olay, geride kalan yaklaşık kırk yıl boyunca İran’ın da ABD’nin de peşini bırakmadı. Bir başka ifadeyle, iki ülke ilişkileri o günden bugüne “tarihe esir” oldu.
İran’ın siyasi bir çözümden ümidini kesmesi ABD-İran gerginliğinin son 40 yılın en üst seviyesine çıkmasına neden olur ki bu durum bütün bölge gibi Türkiye açısından da ciddi sonuçlara yol açacaktır.
Kaşıkçı cinayeti, İran gündemini uzun süreli meşgul etmeyecektir. Bunun yerine İran, Suudi Arabistan gibi sorunlar yaşadığı ülkelerle hatta bizatihi ABD ile gerilimi düşürmenin yollarını arayacaktır.
Soçi mutabakatı, Türkiye ve Rusya’nın İran olmadan daha iyi iş birliği yapabildiğini ispatlamıştır. Bu gerçeği kavrayan İran’ın mutabakatı sabote etmek için girişimlerde bulunması zayıf bir ihtimal değildir.
Trump yönetimi daha önce açıkladığı silah zoruyla siyasi anlaşmaya zorlama şeklindeki stratejisinde, önemli bir değişiklik yaparak Taliban’la doğrudan görüşme kararı aldı.