ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra anlaşmayı hayatta tutacak bütün yolların Brüksel'e çıktığı görülmektedir.
Mukteda Sadr, uzun süredir yürüttüğü tutarlı stratejiler sonucunda seçimleri kazandı ve koalisyon görüşmelerini tamamladı. Bu süreçten sonra hükümette de belirleyici olacağı açık.
ABD Başkanı Trump’ın ülkesini anlaşmadan çekmesinin ardından üst düzey Amerikalı yetkililerden İran’a yönelik tehditler gelmeye devam ediyor.
ABD için nükleer anlaşma, İran’ın nükleer programının çok daha ötesinde bir anlama sahip olmaya devam etmektedir.
Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.
Yaptırımların kapsamı ve ileri sürülen şartların niteliği bir arada düşünüldüğünde Trump’ın yalnızca İran’ın nükleer programını hedef almadığı görülmektedir.
ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran’ın Suriye’deki faaliyetlerini doğrudan etkileyecektir. Nitekim Trump’ın bu kararında İran’ın Suriye’deki varlığı da etkili olmuştur.
Nükleer anlaşma konusundaki olumsuz tavrı bilinen ve her fırsatta İran’ı oldukça ağır ifadelerle itham ve tehdit eden Trump’ın bu kararı şaşırtıcı olmasa da beraberinde önemli belirsizlikler getirdi.
Müesses nizam ve rejimin sivil ayağını oluşturan aktörler, geçmişten günümüze yaşanan olumsuzluklardan cumhurbaşkanlarını sorumlu tutarken ülkedeki olumlu bütün gelişmeleri Devrim Rehberi’nin hanesine yazmaktadır.
İran’ı gözlemleyenler için etnik kimlik konusun ülkede sürekli önemini koruduğu ve dönem dönem hararetli tartışmalara neden olduğu bilinen bir gerçektir.
Suriye rejimine yapılan askerî harekatta tarafsız kalmayı seçen Rusya, ABD’yle çatışmaktan imtina ederek bölgedeki ittifak ilişkilerini zedelemiştir.