Görüş

ABD'nin bölgeye 120 bin kişilik güç gönderme planları yaptığına ilişkin haber yalanlansa da, Trump’ın gerekirse bundan daha büyük bir güç göndermekte tereddüt etmeyeceklerini açıklaması, askeri çatışma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.

ABD’nin genellikle NATO müttefikleri ve İsrail’le sınırlandırdığı “meşru müdafaa hakkına” yönelik desteği Hindistan’a da vermesi oldukça ender görülen bir durumdur.

İranlı yetkililerin verdikleri rakamların doğru olup olmaması bir yana söz konusu yetkilerce mültecilerin nükleer anlaşma çerçevesinde bir pazarlık veya tehdit unsuru olarak öne sürülmesi ne etik ne de gerçekçidir.

İran zamanın aleyhine işlediğini bildiği için söz konusu süreci belki de ötesini edilgen bir şekilde beklemeyecektir. Yine de ABD’yi zorlamak için atacağı adımlarda oldukça dikkatli davranması gerekmektedir.

Uygulanan yaptırımlara İran ne kadar dayanabilir bilinmez ancak bu yaptırımların Türkiye’ye olan maliyeti hiç de azımsanmayacak düzeyde.

Devrim Rehberi Hamenei önümüzdeki süreçte yaşanabilecek gelişmeleri hesaba katarak ülkenin siyasi, idari ve askerî otoritelerinde birtakım değişikliklere gitmiştir.

ABD’nin İran’a yönelik baskıcı politikaları İran’ın dünyayla olan ilişkilerini olduğu gibi uluslararası aktörlerin de İran’la olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştır.

Orta-uzun vadeli tarihsel devamlılıklar ve seçim sonrasındaki siyasal gündeme bakıldığında İsrail’in İran’a yönelik sıcak bir hamle yapma ihtimali oldukça zayıf görünmektedir.

Trump yönetiminin Devrim Muhafızları Ordusu kararı, büyük bir adım olsa da ABD’nin İran stratejisinin nihai amacı belirsizliğini koruyor.

ABD yaptırımlarıyla bölgede iyice tecrit edilmeye çalışılan İran’ın ABD’nin bütün şartlarını olmasa bile bazı şartlarını kabul ederek masaya oturması beklenmektedir.

Trump, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör örgütü ilan ederek onu zayıflatmayı amaçlamış, DMO üzerinden de İran’ı yalnızlaştırarak bölgedeki etkisini kırmayı hedeflemiştir.

Kürt sorununu başta Türkiye olmak üzere “başkalarının sorunu” şeklinde lanse etmeye çalışan ve bu minvalde istikrarlı bir söylem ve strateji izleyen Tahran yönetiminin söz konusu çizgiden ayrılması beklenmemektedir.