Görüş

Zamanın aleyhine işlediğini bilen Tahran yönetimi, ABD’nin ekonomik ve politik baskılarına karşı nükleer faaliyetlerini artırarak ve bölgede Amerikan müttefiklerine karşı pratik adımlar atarak cevap verecek gibi görünüyor.

Netanyahu’nun saldırıları üstü kapalı üstlenmesi ABD’nin İsrail’e Irak’ta saldırı düzenlemesi için “yeşil ışık” yaktığı şeklinde yorumlandı.

İran, AB ve ABD yaptırımlarının en yoğun olduğu 2012-2015 dönemlerinde dahi hem de karşı taraf yaptırımlara maruz kalmadan petrol ihracatını sürdürmüştür.

İthalata getirilen sınırlama, yerli ilaçların muadil ithal ilaçlara nispeten kalitesiz oluşu ve ambargolar sebebiyle ilaç alımında yaşanan sorunlar kaçak ve sahte ilaç piyasasının oluşmasına zemin hazırlıyor.

ABD ile İran’ın birbirlerine karşı sabiteleri her zaman bir problem oldu ve dönem dönem aşılır gibi dursa da ilişkileri tıkadı.

ABD ile İran arasında farklı alanlarda süren gerilim tırmanmaya devam ediyor ve mevcut manzaraya bakılırsa ufukta İran’ı daha çetin bir süreç bekliyor.

İslam Cumhuriyeti ile Batı arasındaki husumetin arttığı mevcut koşullarda, Doğu ülkeleri İran’ın geleceğinde büyük önem arz etmektedir.

Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.

Nasrallah, Temmuz Savaşı münasebetiyle verdiği mülakatta bölgesel, uluslararası ve yerel sorunlarla alakalı birçok konuya değindi.

Rusya, görünüşte İran’ın Suriye’deki varlığını meşrulaştırmış, onu ABD’ye karşı desteklemiş ve İran’ın ABD ile yaptığı her türlü anlaşmayı reddetmiş olsa da İran’ın Suriye’deki nüfuzunu azaltmak için adımlar atmıştır.

İran güvenlik güçleri ve Kürt militanları arasında aniden bir “diyalog sürecinin” başlatılması pek çok soru işaretine yol açtı.

Adil Abdülmehdi’nin entegrasyon kararnamesi, devlet otoritesinin yeniden sağlanması ve ulus-altı aidiyetlerin siyasal ve ekonomik anlamda belirleyiciliğinin önlenmesi sürecinde sadece bir aşamadır.