İran basınında bu hafta en çok tartışılan konuların başında, eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin AKK tarafından Uzmanlar Meclisi aday adaylığının veto edilişi gelmektedir.
ABD-İran arasında son birkaç haftadır arka kanal diplomasisi işlediğine dair spekülasyonlar artmış ve Umman, geçici bir uzlaşıya aracılık etmek üzere öne çıkan ülke olmuştur.
Şemhani'nin son gelişmelerdeki rolü, Reisi hükûmetinin ve özellikle de Dışişleri Bakanlığının, bu ülkenin bölgeye yönelik yeni diplomasisinde hiçbir rolü olmadığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştır.
Reformcular; protestoları, ülke siyasetindeki eski rollerini yeniden elde etmek için müesses nizama karşı bir baskı ve pazarlık aracı olarak kullanmaya çalışmış olsa da amaçlarına ulaşamamıştır.
İran’da, Zengezur Koridoru’nun bölgesel ve uluslararası düzeyde İran karşıtı bir proje olduğu konusunda bir konsensüs söz konusudur.
İran gazeteleri geçtiğimiz hafta; Pelosi’nin ABD-Çin gerilimini tetikleyen Tayland ziyareti, Sadr yanlılarının Irak’taki kaosu derinleştiren gösterileri, Zevahiri’nin öldürülmesi ve yeniden başlayan nükleer müzakereleri manşete taşımıştır.
Doha’da iki gün süren müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından taraflar, söz konusu başarısızlığın sebebi olarak birbirlerini suçlamaktadır.
NATO Stratejik Konsepti, Rusya ve İran’ı ötekileştirirken iki ülke de bu baskıya karşı jeopolitik konumlarını avantaja çevirme arzusuyla Hazar Zirvesi’ne katılmıştır.
“Devrim sonrası asimetrik harp kapasitesini geliştirmeye odaklanan İran, bu kapasitesini direniş ekseni politikası gibi bölgesel projeksiyonlarında kullanırken aynı zamanda ekonomik bir kazanca dönüştürmek istemektedir.”
Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.
İlişkilerin gerilmesine sebep olan temel görüş ayrılıklarının hâlâ devam etmesi, İran-Azerbaycan arasındaki yakınlaşmanın kalıcılığı konusunda soru işareti yaratmaktadır.