İran Basınında Öne Çıkanlar (27 Ocak - 1 Şubat)

İran Basınında Öne Çıkanlar (27 Ocak - 1 Şubat)
Görsel @iramcenter
İran basınında bu hafta en çok tartışılan konuların başında, eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin AKK tarafından Uzmanlar Meclisi aday adaylığının veto edilişi gelmektedir.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz
Araştırmacı Oral Toğa

İran basınında bu hafta en çok tartışılan konuların başında, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) tarafından Uzmanlar Meclisi aday adaylığının veto edilişi gelmektedir. Bunun dışında Kızıldeniz’de olan bitenler de İran basınında gündemden düşürülmemesine dikkat edilen başka bir konudur. Pakistan ile ilişkilerin tekrar normalleşmeye başlamasıyla birlikte basındaki ton da ikili iş birliğini öne çıkarır bir hâle dönüşmüştür.

Reisi’nin Türkiye Ziyaretinin Ardından İran Basını

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin geçtiğimiz haftaki ziyaretinden hemen önce İran basınında ilişkileri gerecek tarzda yazılar çıkmış, ziyaret gününde ise tamamen pozitif bir gündem takip edilerek iki ülke arasındaki ilişkilerdeki potansiyeli belirten haberler yayımlanmıştı. Ziyaretten sonraki günün İran’da resmî tatile denk gelmesi ve sonrasında bu tatilin hafta sonu tatiliyle birleşmesiyle birlikte konu basında sıcağı sıcağına işlenemedi. Ancak İran’da haftanın ilk günü olan cumartesi günü yayımlanan gazetelerde ikili iş birliği anlaşmasının içeriğinden bahseden haberler yayımlandı. Aşağı yukarı aynı metinlere sahip olan bu haberlerde, iki ülke arasında imzalanan mutabakat maddeleri ve Reisi’nin sözleri haberleştirildi. Buna göre İran basınına yansıyan haberlerde ilgili mutabakatta yer alan su meselesinden Afgan sığınmacı meselesine, iki ülkenin transit geçiş hakkından Gazze’deki trajediye kadar birçok konuya değinilmiştir. Birçok yayın kuruluşunda haberleştirilen bu metin, yorumsuz bir şekilde ve sade bir dille İran kamuoyuna sunulmuştur.

Keyhan’ın Ruhani’ye Saldırıları

Eski Cumhurbaşkanı Ruhani, aday adaylığını açıkladığı Uzmanlar Meclisi seçimlerinden AKK’nin kararıyla veto edildi. Hâlihazırda reformcu kanadın “Bizim adaylarımıza seçimlerde alan açılmıyor.” serzenişlerini destekler mahiyette olan bu veto ile seçimlere bir ay kala İran’da büyük bir tartışma alevlendi.

Öncelikle bu vetonun, reformcular üzerinde büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yarattığını vurgulamak gerekir. Zira bu veto ile birlikte bir senedir süregelen seçimlere katılım çağrısı ağır darbe almıştır. Keza şu anki Cumhurbaşkanı Reisi’nin de Uzmanlar Meclisi adaylığı bulunmaktadır. Seçim bölgesi olan Güney Horasan’da adaylığı kabul edilen tek isim de kendisi olmuştur. Bütün bunlar, seçimin anlamsızlığı tartışmasını iyiden iyiye körükleyen olaylardır. Bu noktada anımsanması gereken şey 2020 yılındaki İslami Şûra Meclisi seçimlerine katılım oranında tarihî bir düşüşün yaşandığıdır. Reformcu cenahın umutsuzluğu ile halkın son iki seçimdeki katılım oranı göz önüne alındığında, bu seçimde de benzer bir düşüşü görmek oldukça olasıdır.

Keyhan gazetesinin başını çektiği muhafazakâr cenah, bütün bir hafta boyunca aralıksız olarak ve ikişer üçer tane olmak üzere Ruhani’nin neden “doğru” bir aday olmadığını ve veto kararının neden doğru olduğunu anlatan makaleler yayımlamıştır. Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari’nin yazdığı metinler, konu ile ilgili en sert içeriklere sahiptir denilebilir. Şeriatmedari bir yazıda “AKK, reddedilen adayların saygınlığını korumak için veto gerekçelerini açıklamaktan kaçınıyor. Bu, şeri ve ahlaki bir yasaktır. Ayrıca AKK, şeri yasağın yanı sıra kanuni bir yasakla da karşı karşıyadır.” demiş ve “Ancak AKK, adayların talebi üzerine kendilerine veto gerekçelerini bildirir. Bunların adaylar tarafından yayımlanması kanunen yasaklanmamıştır ve tamamen serbesttir. Dolayısıyla eğer Sayın Ruhani, açıklamasında belirttiği gibi kendi disiplin reddinin 'siyasi taraflı' bir niyetle yapıldığına inanıyorsa bu gerekçeleri AKK’den isteyebilir ve bunları kamuoyunun bilgisine ve yargısına sunabilir!” diyerek Ruhani’nin boş bir algı yaratma peşinde olduğunu ve AKK’nin reddinin geçerli sebeplere dayandığını anlatmaya çalışmıştır.

Reformcular arasında da bu vetolar oldukça tartışılmış ve Ruhani’nin bütün reformcuları bir araya getirebilen yeni bir “Rafsancani” olup olamayacağına dair laflar ortaya atılmıştır. Ne var ki umutsuzluk ve düş kırıklığı durumu ilk bakışta görülmektedir. Cevan gazetesi 29 Ocak’ta Ali Laricani’nin danışmanı Mansur Hakikatpur ile bir röportaj yapmış ve röportajdaki gergin ortamı yazıya olduğu gibi yansıtmıştır. Röportajın gerginlik seviyesi normalin dışında olup röportajı yapan ismin taraflı tutumu daha ilk yorumlarda kendini göstermektedir. Bu oldukça ilginçtir. Hakikatpur şu anki meclisi “tek taraflı” olarak nitelendirmiş ve tek taraflı bir meclisin bir işe yaramayacağını belirtmiştir.

IRNA’nın Ruhani Eleştirisi ve Ardından Metnin Değiştirilmesi

Eski Cumhurbaşkanı Ruhani’yi itibarsızlaştırmak üzere yayımlanan bir diğer yazı ise IRNA’da “Hasan Ruhani’nin Halktan Uzaklığı” başlığı altında yayımlanmıştır. Ancak bu yazıda ilginç bazı şeyler yaşanmıştır. Yazı genel anlamda, eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin döneminde yaşanmış protestoları, pandemiyi ve diğer sıkıntıları öne çıkarmıştır. Yazının ana konusu Ruhani’nin aslında halkçı biri olmadığı, “sahte” bir halkçılık yaptığı iddiası üzerine inşa edilmiştir. Son olarak yazıda konu Reisi’ye getirilmiş ve Reisi’nin gerçek halkçı olduğuna işaret edilmiştir.

Bu durum oldukça ilginçtir zira Ruhani cumhurbaşkanlığına değil, Uzmanlar Meclisi üyeliğine adaydır. Dolayısıyla AKK tarafından veto edilmeseydi cumhurbaşkanlığı yarışına girecekmişçesine bir kurgu yaratmak ve Reisi’yi Ruhani’nin karşısına ideal aday olarak işlemek kavramsal olarak içinde çelişkiler barındıran bir durum. Yazının son kısmında “Sonuç olarak halkçılık, sadece seçim dönemlerinde popüler bir slogan olmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Gerçek halkçılık, zor zamanlarda halkın yanında olmayı, onların sorunlarını dinlemeyi ve çözüm bulmayı içerir. Bu bağlamda Reisi'nin hükûmeti, gerçek anlamda halkın yanında yer alarak önceki hükûmetin aksine halkçılığı sadece sözde değil, eylemde de göstermiştir.” ifadelerine yer verilmiştir.

Söz konusu çelişki İran’daki yetkililerin de dikkatini çekmiş olmalıdır. Zira yazı yayımlandıktan bir süre sonra başlığında ve içeriğinde değişiklikler yapılmış; Reisi’nin itibarını koruyacak şekilde tekrar düzenlenmiştir. Başlık “Ruhani'nin Cam Ardından Halkla İlişkisi” şeklinde güncellenirken yukarıda da alıntılanan makalenin son kısmındaki yorum, tamamen yazıdan çıkarılmıştır. Böylece yazının mahiyeti sadece Ruhani eleştirisine dönüştürülmüştür.

Pakistan’la İlişkiler

Saldırıların üzerinden yaklaşık iki hafta geçmiş olmasına rağmen Pakistan’la ilişkileri olumlayan yazılar İran basınında yer bulmaya devam etmektedir. Ancak bu ton biraz değişikliğe uğrayarak yerini daha çok ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik atılan adımlara bırakmıştır.

28 Ocak’ta çıkan gazetelerde, Pakistan’ın yeniden büyükelçi atamasıyla İran’a giden yeni Pakistan Büyükelçisi’nin güven mektubunu İran Cumhurbaşkanı Reisi’ye sunduğu tören, birçok gazetede hemen hemen aynı haber metinleriyle yer almıştır. Reisi’nin tören sırasında söylediği sözlere ise haberlerde geniş yer verilmiştir. Törende Reisi “İran İslam Cumhuriyeti'nin görüşüne göre sınırlar; ekonomik değişimler ve komşuların güvenliğinin yükseltilmesi için bir fırsattır ve bu fırsatı her türlü güvensizlik unsuruna karşı korumak gerekmektedir.” demiştir.

Zorunlu Askerlik Süresini Kısaltma Çalışmaları

İran’da, askerlik süresinin kısaltılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmektedir. İttilaat’ın haberine göre yeni düzenlemede eğitim dönemini de kapsayacak şekilde askerlik süresi ortalama 14 aya indirilecek. Bu değişiklikle birlikte tüm askerlerin hizmet sürelerinde, en az üç ay azalma olacak. Tahran Milletvekili Seyyid Muhsin Dehnavi, Meclis oturumu sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada; Meclis Başkanı Kalibaf ve Tümgeneral Bakıri'nin katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda, Yedinci Kalkınma Planı çerçevesinde askerlik reformuna yönelik alınan kararları duyurdu.

Bu yeni düzenleme ile askere alma ihtiyacının azalacağını ve askerlerin uzmanlık alanlarındaki görevlendirmelerinin artacağını söyleyen Dehnavi, yurt dışında eğitim gören İran vatandaşlarının eğitim muafiyeti hakkından yararlanabileceğini de belirtti. Buradaki hedef, bu kişilerin ülkeye dönüşlerini kolaylaştırmak. Diğer yandan Genelkurmay Başkanlığı, kaçak durumundaki yükümlülerin durumunu düzenlemek için bir plan hazırlayıp Meclise sunmayı düşünmekte.