İran Basın Bülteni (23-29 Aralık)
İç Politika
Whatsapp ve Google Play Kısıtlamalarının Kaldırılması
İRNA haber ajansı, 24 Aralık tarihinde Dijital Dünya Yüksek Konseyi’nin WhatsApp ve Google Play platformlarına yönelik kısıtlamaların kaldırılmasına ilişkin kararını oy çokluğuyla kabul ettiğini aktardı. Karar sonrasında söz konusu uygulamalar, 27 ay sonra yeniden İranlı kullanıcıların erişimine açıldı. Bu gelişme, özellikle reformist gazeteler tarafından coşkuyla karşılandı. İtimad gazetesi haberi, “İkinci Adım: Kısıtlamaların Kaldırılması” başlığıyla manşete taşıdı. Yazıda, Mesud Pezeşkiyan hükûmetinin ilk başarısının “Hicap ve İffet Kanunu”nun askıya alınması olduğu yazıldı. Hükûmetin, birçok analist tarafından “uygulanamaz” olarak görülen projeleri gerçekleştirdiği iddia edildi. Farklı kesimler tarafından farklı şekillerde karşılanan haberle ilgili olarak siyasi aktivistler, akademisyenler ve analistlerle gerçekleştirilen görüşmelerden kısımlar aktarıldı. Görüşmelerde bu gelişme takdir edilirken, gerçekleştirilmesi beklenen çok sayıda talebin mevcut olduğu vurgulandı. Şark gazetesi ise haberi “İleriye Doğru Bir Adım” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Settar Haşimi’nin açıklamalarına yer verildi: “Bugün internet üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması yolunda birlik ve mutabakat çerçevesinde ilk adımı attık. Cumhurbaşkanı’nın takibi, medya ve aktivistlerin desteği için teşekkür ederim. Daha fazla birlik ve desteğe ihtiyacımız var. Bu yol devam edecek.” Haberde, toplantıdan çıkan sonucun halkın beklentilerinin altında kalsa da diğer platformlarda da kısıtlamaların tamamen kalkacağına dair umut doğduğu vurgulandı. Ayrıca 136 “radikal” milletvekilinin, kısıtlamaların kaldırılmasına karşı olduklarını beyan eden mektubu toplantıdan birkaç saat önce Konsey’e yolladıklarına değinildi. Söz konusu vekiller, bu kararı “yumuşak güç savaşında düşmanlara hediye” olarak tanımladılar. Arman-ı İmruz gazetesi ise haberi, “Pezeşkiyan’ın Sadık Vaadinin İlk Adımı Gerçekleşti” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, sıranın Telegram ve YouTube’da olduğu vurgulandı. Karara muhalif olan radikallerin, kararın alınmasından birkaç saat önce Konsey’e gönderdikleri mektuba değinildi.
Muhafazakâr cenahtaki gazeteler sanal alan üzerindeki yönetimin önemine işaret eden başlıklar kullandılar. Cevan gazetesi “Şimdi Sıra Sanal Alanı Yönetmekte” başlığıyla manşete taşıdığı haberinde, kararın lehinde ve aleyhinde olanların argümanlarına yer verdi. Ardından Pezeşkiyan’ın “sanal alanda yönetimi sağlamak” konusundaki vurgusu hatırlatılarak bunun önemi ifade edildi. Ayrıca kararın yerel platformlar üzerindeki etkisi ve halkın bilinçlenmesinin önemi gibi konulara değinildi. Cam-ı Cem gazetesi de benzer şekilde “Sanal Ortamda Yönetim Şimdi Her Zamankinden Daha Önemli” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, kısıtlamaların kontrolsüz bir şekilde kaldırılmasının tehlikelerinden, sanal ortamın güvenlik ve kültürel değerlerle ilişkisinden bahsedildi.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Kuzey Horasan Ziyareti
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 25-26 Aralık tarihlerinde Kuzey Horasan eyaletine ziyaret gerçekleştirdi. Tesnim haber ajansı, Kuzey Horasan Valisi Behram Nuri’nin ziyarete yönelik açıklamalarını aktardı. Nuri, Cumhurbaşkanı ve kabinenin ziyaretinin toplamda 34 trilyon tümen değerinde yatırım içerdiğini ve bu ilin kalkınması için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirtti. Röportajda su sorunu, altyapı, tarım, ulaşım, eğitim, sağlık ve kültür konusundaki yatırımlarla ilgili detaylar aktarıldı. Ayrıca sınır kapısının açılması için İran-Türkmenistan ortak komisyonunun görevlendirildiği belirtildi. Son olarak Nuri, eyaletteki sorunların çözümüne yönelik halktan 44 bin mektup alındığını ve bunlarla ilgilenildiğini söyledi. Haberi İran gazetesi “Halkın Gözünden Cumhurbaşkanı” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, bir gencin ayağa kalkarak Cumhurbaşkanı’nın lafını kesip kaygılarını dile getirmesine rağmen kimsenin ona müdahale etmediğine dikkat çekildi. Ulusal Mutabakat Hükûmeti için bu ziyaretlerde halkın sadece bir dinleyici olarak görülmediği ve halkla diyalog kurulduğuna vurgu yapıldı. Haberde halk ve elitlerin farklı konulardaki talepleri aktarıldı. Pezeşkiyan’ın “Buraya sizi dinlemeye geldik” sözü, dış politikada barış ve güvenlik odaklı bir yaklaşım izleneceği, eğitim ve kalkınmanın önceliklendirileceği ve enerji kaynaklarının bilinçli tüketilmesi üzerine yaptığı açıklamalar öne çıkarıldı.
Dış Politika
Suriye’deki Gelişmeler ve Türkiye’nin Rolüyle İlgili Yorumlar
Suriye gelişmeleri, geçtiğimiz hafta da İran gündeminin üst sıralarında yerini aldı. İRNA haber ajansı, 26 Aralık tarihinde Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin, Suriye’de son günlerde meydana gelen olaylar ve kutsal mekânlardan birine yapılan saygısızlıkla ilgili bazı medya çevrelerinin İran İslam Cumhuriyeti’ni Suriye’nin iç işlerine müdahale etmekle suçlamasını temelsiz bularak bu iddiaları tamamen reddettiğini aktardı. Vatan-ı İmruz gazetesi, “Suriye’de Kanlı Çatışmalar” başlığıyla manşete taşıdığı haberde sahadaki durumu şu şekilde aktardı: “Tekfirci grupların Suriye’de iktidarı ele geçirmesinden sadece üç hafta sonra etnik ve dinî azınlıklara yönelik insanlık dışı davranışların artmasıyla Suriye halkının sabrı taştı ve uzun süredir sakin olan birçok şehirde protesto ateşi alevlendi.” Protestoların kiliselere, Noel sembollerine, Hristiyan mezarlıklarına karşı saldırılar ve Şiilere yönelik kötü muameleler sonrasında başladığı, devamında ise önemli Alevi alimlerinden birisinin türbesinin yakılması ve mezarının açılmasına tepki olarak Alevilerin Suriye’nin çeşitli şehirlerinde protestolar düzenlediği yazıldı. Haberde, sosyal medyada yayılan birçok videoda göstericilere sert müdahalelerde bulunulduğu ve doğrudan ateş açıldığının görüldüğü belirtildi. Suriyeli yetkililerin ifadelerine de yer verildi. Sonuç kısmında, son olayların “Colani ve bakanlarının takım elbise ve kravatlarının, tıpkı verdikleri sözler gibi tekfirci militanların davranışları üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını gösterdiği” iddia edildi.
İran basınında Suriye ile ilgili değerlendirmelerde Türkiye’nin rolü eleştirel bir şekilde öne çıktı. Hükûmete bağlı İran gazetesinde yayınlanan “Tahran’da Şam Gizliliği” haberinin başlığı ilk sayfaya taşındı. Meryem Salari tarafından kaleme alınan haberde, “Suriye Olaylarından İki Ay Önce İran ve Rusya’nın Özel Toplantısında Ne Yaşandı?” sorusu soruldu. Henüz 2 Ekim 2024 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı’nda İranlı bir diplomat ile Rusya Devlet Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in, Suriye’deki durumun göründüğünden farklı ve “normal” olmadığını ortaya koyduğu ve bu görüşmede her iki tarafın Astana görüşmelerinin aciliyetini vurguladıkları belirtildi.12 Kasım’da İran, Rusya ve Türkiye temsilcileri arasındaki toplantıda Türk heyetiyle yapılan görüşmelerin istenilen sonucu vermediği aktarıldı. Devamında, 26 Kasım gecesinde Suriye’de Türkiye’den silah ve eğitim, Katar’dan sağlanan para ve siyasi destek ile Muhammed el-Colani liderliğindeki HTŞ’nin saldırı başlattığı yazıldı. 27 Kasım’da başlayan “Saldırıları Durdurma Operasyonu”nda Rusya ve İran’ın askerî müdahalesinin gerçekleştiği, ancak Colani’nin beklenmedik hızla Halep’e ulaştığı, Suriye ordusunun ise “savaşmak istemediği” belirtildi. Son safha olan 6 Aralık gecesi ise Beşşar Esed’in 13 yıllık savaş boyunca ilk kez “koltuğunu kaybetme” korkusu yaşadığı, İranlı yetkililerin Şam’a destek ziyaretlerine rağmen geç kalındığı ifade edildi. Muhaliflerin Şam’a 200 kilometre uzaklıkta olduğu durumda Arakçi ve Lavrov’un Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı Doha’ya davet ettiği, buradaki ortak bildiriyle Türkiye’nin “diplomasiye şans tanıdığı izlenimi verdiği” aktarıldı. Haberin devamında, Suriye’nin “yeni fatihleri”ni belirsiz bir geleceğin beklediği ve Colani’nin “eski El-Kaide bağlantılarını saklamaya çalışarak özgürlükçü bir lider imajı çizdiği” ve İsrail ile yakınlaşarak bölgedeki gücünü sağlamlaştırmayı hedeflediği iddia edildi. Esed’in devrilmesi ve HTŞ operasyonunun Türkiye güdümlü gerçekleştiği izlenimi verildiği. ABD ve İsrail’in koordineli olmasa da her iki ülkenin bu süreçten faydalandığı yazıldı. İran’ın, 13 yıl boyunca Suriye ve Irak’ta “terörizme karşı savaştıktan sonra” diplomaside yeni bir rol üstlenmek istediği ifade edildi. Türkiye’nin Suriye’de önemli kazanımları olsa da İran’ın bunların uzun sürmeyeceğini düşündüğü ve Suriye’nin başka bir aktörün etki alanına girmesini engellemek için çare aradığı yazıldı. Son paragrafta ise şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’nin Kürtlerle yaşadığı çatışma Washington ve Tel Aviv’i şimdiden endişelendirmiş ve aralarında derin bir çatlak oluşturmuş; bu durum, İran için stratejik bir oyun alanı yaratmıştır.”
Vatan-ı İmruz gazetesi başka bir sayısında ise Recep Tayyip Erdoğan’ın görselini “Bıçak Sırtında” başlığıyla manşete taşıdı. Samira Kerimşahi tarafından yazılan değerlendirmede, “Erdoğan’ın Suriye’deki kumarı özellikle Kürtler konusunda Türkiye’nin çıkarlarını dengesiz bir duruma soktu” cümlesi öne çıkarıldı. Yazıda, Türkiye’nin DEAŞ ve PKK gibi örgütlerle “mücadele bahanesiyle” Suriye’nin kuzeyinde doğrudan askerî varlığını artırdığı ve kendi sınır bölgelerindeki Kürt nüfusunu “fiilen temizlediği” iddia edildi. Türkiye için Esed sonrası durum daha avantajlı görünse de Suriye’deki Kürt meselesinin yönetilmesinde Ankara açısından ABD’nin amaçları ile birlikte yerel ve bölgesel konjonktürün ortaya çıkardığı zorluklar üzerinde duruldu.
Hemmihen gazetesi, Hakan Fidan’ın Colani ile fotoğrafını “Gölgedeki Siyaset Sultanı” başlığıyla manşete taşıdı. Yasemin Tahiryan tarafından hazırlanan haberde, Fidan, Erdoğan sonrasında “en güçlü Türk siyasetçisi” olarak değerlendirildi. Eğitim geçmişi, istihbarat ve diplomasi deneyimi detaylı olarak anlatıldı. İç ve dış politikada oynadığı önemli roller ayrıntılı şekilde aktarıldıktan sonra kendisinin geleceğin Cumhurbaşkanı olma ihtimali üzerinde de duruldu.
Dışişleri Bakanı’nın Çin Ziyareti
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 27-28 Aralık tarihlerinde Çin’in başkenti Pekin’e resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. İran gazetesi, Bakan’ın, “Eylemler, sözlerden daha yüksek sesle konuşur” sözlerini ilk sayfada haberin başlığı olarak sundu. Arakçi’nin İran-Çin ilişkilerinde “ortak değerler”e vurgu yaparak pragmatik iş birliğinin derinleştiğinin altını çizdiği aktarıldı. Bu bağlamda özellikle 25 yıllık kapsamlı iş birliği programı, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki ortak projeler, Pekin Üçlü Anlaşması, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS’teki ortak çabalar ile bir dizi kültürel girişim dikkat çekti. Arakçi ayrıca, iki ülkenin yalnızca ikili ve bölgesel düzeyde değil, uluslararası düzeyde de ortak çıkar ve endişelere sahip olduğunu vurguladı. Buna bağlı olarak 2024 Deniz Güvenliği Ortak Tatbikatı’nın, üst düzey iş birliği ve ortak güvenlik çabalarının bir göstergesi olduğunun altını çizdi. “Dünya, benzeri görülmemiş değişikliklerle karşı karşıyadır. Bu değişiklikler, fırsatlar ve karmaşık zorluklarla ülkeleri tarihî bir kavşakta bir seçim yapmaya zorlamaktadır: çatışma veya iş birliği, tekelleşme veya kapsayıcılık, kapalılık veya açıklık, kaos veya istikrar” ifadelerini kullanan Bakan, gelinen noktada İran ve Çin’in “tarihin doğru tarafında yer aldığını” belirtti.
Nükleer Müzakerelerle İlgili Tartışmalar
İSNA haber ajansının 28 Aralık tarihli haberine göre, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 2025 yılını nükleer mesele açısından İran için önemli bir yıl olarak nitelendirdi.
Nükleer konuyla ilgili olarak Hemmihen gazetesi, “İran’ın Nükleer Deja Vu’su” başlıklı uzun bir değerlendirme yazısı yayınladı. Muhsin Salihihah tarafından kaleme alınan yazıda, İran gündeminin on yıllardır aynı konular etrafında şekillendiğine dikkat çekildi. İran’ın “nükleer maratonunun sonu gelmeyen bir koşu” olarak nitelendirildiği yazıda, kötü ekonomik koşullar altında Tahran’ın iç ve dış politikada karşı karşıya olduğu zorlu sorunlar üzerinde duruldu. İran’ın bugün müzakereler konusunda zor kararlar almak zorunda olduğu durumla, 1988’deki İran-Irak Savaşı’nın sona erdirilmesi karar arasında paralellik kuruldu. Yazar, Avrupalılarla yapılacak müzakerelerden sonraki adımın Trump yönetimiyle doğrudan müzakere etmek olduğunu iddia etti. İran’ın Batı dışındaki ülkelerle de iş yapabilmesi için önce ABD ile olan sorunlarını çözmesi gerektiği vurgulandı.
Bu haberi, muhafazakâr cenahtaki Keyhan gazetesi sert bir dille eleştirdi. Yazıda, reformist kesim yirmi yıllık müzakerelerde halka yalan söylenmesinin ardından utanç duymak yerine talepkâr davranmakla suçlandı ve Batılı ülkelerin anlaşmayı ihlal ettiği hatırlatıldı. Ayrıca, İbrahim Reisi hükûmetinin başarısız olduğu iddialarının aksine, “ekonomik büyümeyi nükleer anlaşma ve FATF olmadan yeniden canlandırmayı başardığı” yazıldı.
Ekonomi
Döviz Piyasasında Yeni Rekor
Tesnim haber ajansı, 26 Aralık’ta İran’da doların ilk kez 80 bin tümenin üzerinde işlem gördüğünü aktardı. Haberde, bu artışın iç ve dış nedenlerine odaklanıldı. Bunlar arasında yaptırımların sıkılaşması, hükûmetin NİMA döviz kurunu artırma kararı, yılbaşı öncesinde mevsimsel döviz talebi, Çin Yeni Yılı etkisi, ihracatçıların döviz temini ve akaryakıt zamlarının etkisi gibi çeşitli faktörlere dikkat çekildi. Hükûmetin politikalarını şeffaf bir şekilde açıklamasının ve ekonomideki beklentilerin yönetilmesinin önemine vurgu yapıldı. Ayrıca, petrokimya şirketlerinin döviz piyasasına katılımı ve mevsimsel talebin azalmasıyla daha dengeli bir durum oluşmasının beklendiğinin altı çizildi.
Konuya ilişkin muhafazakâr Keyhan gazetesi, “Döviz Kurlarının Kontrolsüz Artışı: Doların Dizginlerini Kim Çekecek?” başlığıyla haberi aktardı. Gazete, “Cumhurbaşkanının, hükûmet içindeki fiyat artırıcı akımları gözetlemesi gerektiğini” yazdı. Haberde, Tesnim haber ajansının da üzerinde durduğu faktörler tekrarlandıktan sonra Ekonomi ve Maliye Bakanı Abdulnasır Himmeti’nin “sorumsuzca açıklamaları” eleştirildi. Ayrıca, Merkez Bankası’nın “gayriresmi piyasayı sınırlandırması ve döviz piyasasındaki dalgalanmaları kontrol ederek piyasanın şeffaflığını sağlaması” gerektiği vurgulandı.
Reformist Hemmihen gazetesi ise konuyla ilgili değerlendirme yazısını “Döviz Baskısı Taraftarları ve Muhalifleri” başlığıyla manşete taşıdı. Ali Eyyubi imzalı yazıda, Himmeti’nin bakan koltuğuna oturduktan sonra yeni politikasının “serbest piyasa kuru ile NİMA kurunu birbirine yaklaştırmak” olduğunu belirttiği hatırlatılarak, hükûmetin tek kur uygulamasına geçişi savunduğunun altı çizildi. Ardından, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin 1404 bütçesinde tercihli döviz kurunun artırılmasını reddettiği aktarıldı. Hükûmetin politikasına yönelik eleştiride bulunan ve destekleyen isimlerin görüşlerine yer verildi. Eleştiren muhafazakâr siyasetçiler devlet müdahalesini savunarak, serbest kur uygulamasının kontrolsüz fiyat artışlarına ve halkın geçim şartlarının kötüleşmesine yol açabileceğini savundu. Bu bağlamda Ahmed Tevekküli, Hüseyin Simsami, Yaser Cebraili ve Yahya Al-İshak gibi isimlerin fikirlerine yer verildi. Buna karşın, serbest piyasa yanlısı liberal ekonomistler ise döviz piyasasındaki devlet kontrolünün yolsuzluk ve rant ekonomisini beslediğini öne sürdü. Bu görüş doğrultusunda Hüseyin Abdi-Tebrizi, Mesud Neyli ve Musa Nejad gibi isimlerin değerlendirmelerine yer verildi.
BBC Farsça, 29 Aralık tarihinde Tahran’daki Büyük Çarşı’da esnaf ve dükkân sahiplerinin dolar fiyatlarındaki artışa karşı protesto ve iş bırakma eylemi düzenlediğine dair görüntüleri yayınladı.
Toplum ve Kültür
Gençler Arasında Evlenme Yaşının Artması
İSNA haber ajansı, İran’daki erkeklerin evliliği 30’lu yaşların sonuna ertelemesi ve hiç evlenmemiş gençlerin oranının yüzde 49’a yükselmesiyle ilgili uzun bir analiz yazısı yayınladı. Haberde, son 10 yıla ilişkin erkek ve kadınların evlenme yaşları, oranları ve ebeveyn olma ile ilgili istatistiklere yer verildi. Evlilik yaşındaki gecikmeyle istihdama katılımda da gözlenen gecikme arasındaki ilişkiye dikkat çekildi. Bununla bağlantılı olarak gençlerin ekonomik bağımsızlığa geçişlerinin geciktiği iddia edildi. Ekonomik bağımsızlığın gecikmesinde eğitim, askerlik sistemleri, aile yapısı, yasal düzenlemeler ve işgücü piyasasının etkisi üzerinde duruldu. Söz konusu hususlarda, hükûmetin politikalarını gözden geçirmesi gerektiğine işaret edildi.