İran Basın Bülteni (28 Ekim-3 Kasım)

İran Basın Bülteni (28 Ekim-3 Kasım)
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

İç Politika


İlk Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile Sistan ve Beluçistan Valisi’nin göreve başlaması

İran’da Kırsal Kalkınma ve Yoksul Bölgelerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Abdülkerim Hüseyinzade ile Sistan ve Beluçistan Valisi olarak Mansur Bicar’ın göreve başlamaları bu hafta İran basınında gündem oldu. İran gazetesi haberi, “Hükûmet Sünnilere Verdiği Sözü Tutuyor” şeklinde manşete taşıdı. Haberde, Mansur Bicar’ın 14. Hükûmet tarafından atanan ikinci Sünni vali ve ilk Beluçistan Valisi olduğu vurgulanıyor. Haberde Kürdistan’a ilk Sünni Kürt vali ve Huzistan’a Arap vali atanması kararları hatırlatılarak, bu gelişmeler, “Hükûmetin yerel aktör ve etnik gruplara sorumluluk devredilmesi ile ilgili vaadinin hayata geçmesi” olarak yorumlanıyor. Cumhurbaşkanı’nın bu atamalarla, geçmişteki yanlış kararlar nedeniyle devlet ve millet arasında oluşmuş mesafeleri azalttığı belirtiliyor. Gazete, aynı manşetin altındaki bir diğer haberinde ise Abdülkerim Hüseyinzade ile ilgili konuyu haberleştiriyor. Haberde Sünni bir milletvekili olan Abdülkerim Hüseyinzade’nin Kırsal Kalkınma ve Yoksul Bölgelerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı görevine atanması için Meclis’ten istifasının onaylandığı aktarılıyor. Bir ay öncesinde Meclis’in reddettiği istifa talebinin yeniden sunulması tartışmalara sebep olmuştu. Haber metninde Kasım Revanbehş, Hamid Resai, Emir Hüseyin Sebati, Mucteba Zevalnuri, Mehdi Küçekzade ve Muhammed Rıza Ahmedi Senger’in bu istifaya karşı çıkmaları “muhaliflerin tuhaf argümanları” olarak sunuluyor. Küçekzade bu kararı, bölgedeki çıkar çatışmasını görmemekle eleştiriyor ve ilgili görev için yoksul bölgelerden olmayan birinin atanması gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca istifaya karşı çıkanlar bunu Şii-Sünni ayrımına indirgemeyi “medya şarlatanlığı” olarak nitelendiriyor.

Bu gelişme diğer reformist gazetelerde de coşkuyla paylaşıldı. Cihan-i Sanat gazetesi haberi “Sünni Devlet Adamı Tabusu Yıkıldı” başlığıyla manşete taşıdı. İtimad gazetesi ise haberi “Yasama ve Yürütmede Sünni Günü” başlığıyla manşete taşıdı. Haber metninde Cumhurbaşkanı’nın “Arap, Acem, Kürt, Beluç arasında hiçbir fark yoktur;” Resai’nin “Meclis zayıflamak istiyorsa bu istifaya oy versin;” Sabeti’nin “Hükûmet Meclis ile inatlaşıyor” ifadeleri ön plana çıkarıldı. Bu gelişme Cebhe-i Paydari’nin çabalarının boşa çıkması olarak yorumlandı. Şark gazetesi ise haberi “Ulusal Çerçevede Hükûmet” başlığıyla manşete taşıdı. Vahide Kerimi imzalı yazıda 30 Kasım “mutabakat hükûmeti” için tarihi bir gün olarak nitelendirildi. 156 lehte, 69 aleyhte ve 5 çekimser oyla istifa talebinin kabul edilmesi, Said Celili ve destekçilerinin çabalarına rağmen diğer milletvekillerinin hükûmetle “mutabakat” yolunda kalmaları olarak yorumlandı.

Cumhurbaşkanı’nın Kum’daki din adamlarıyla görüşmesi

31 Ekim tarihinde Kum’u ziyaret eden Cumhurbaşkanı, burada önemli din adamları ile görüştü. Haberi Arman-ı İmruz gazetesi “Büyük Ayetullahların ‘Ulusal Mutabakata’ Destekleri ve Pezeşkiyan’a Tavsiyeleri” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Ayetullah Cevadi Amuli, Ayetullah Nuri Hemedani, Ayetullah Nasır Makarem Şirazi, Ayetullah Seyid Ali Sistani’nin temsilcisi Hüccetü’l-İslam Cevad Şehristani, Ayetullah Cafer Subhani ve başkalarıyla görüştüğü aktarıldı. Haber metninde bazı söylemler ön plana çıkarıldı. Amuli’nin, “Biz savaş yanlısı değiliz ve bu bizim için büyük bir sermayedir. Ancak üzerimize herhangi bir savaş dayatılırsa, kesin bir yanıt veririz,” ifadeleri bunlardan biri. Ön plana çıkarılan bir diğer husus ise Şirazi’nin Cumhurbaşkanı’ndan insanların konut alanındaki sorunlarının çözülmesi içi “ciddi ve daha hızlı adımlar” atılmasını istemesi oldu. Şirazi aynı zamanda Kum Havaalanı projesinin hızlandırılmasının önemine vurgu yaptı. İSNA haber ajansı Makarem Şirazi’nin “Başörtüsü meselesini zorla çözmek ne ilmi ne de doğru bir yaklaşımdır” ifadesini haberleştirdi.

İran gazetesi haberi “Merciiyetin Hükûmete Yol Göstermesi ve Desteklemesi” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, Amuli’nin ülkenin ayrışmaması gerektiği, yolsuzluklarla mücadele vurgusu, Hemdani’nin Cumhurbaşkanı’nın kişiliğini övmesi, Subhani’nin “mutabakat temel bir meseledir” ifadeleri ön plana çıkarıldı.

Reformist Hemmihen gazetesi ise bu gelişmeyle ilgili Muhammed Cevad Ruh’un kaleme aldığı “Kum’da Mutabakat” başlıklı görüş yazısını manşete taşıdı. Yazıda ilk kez Sünni bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve ikinci Sünni Vali atanmasından bir gün sonra dinin geleneksel yorumunu sunan Şii merci-i taklidlerle görüşe gitmesi, Pezeşkiyan’ın “ulusal mutabakat” adı altında yürüttüğü siyaset anlayışının bir işareti olarak değerlendirildi. Aynı yazıda Said Haccariyan’ın “Hükûmetin mozaik paylaşımı” olarak nitelendirdiği ve tehlikeli gördüğü siyaset tartışmaya açıldı. Yazarın vardığı sonuçlardan biri, mutabakatın ilerletilmesinde anahtar ve hassas olan noktanın “azınlıklar, dışlananlar ve kenara itilmişlerin” istihdamı değil, daha ziyade toplumsal uyuma aykırı koşulları meşrulaştıran güç ve elitlerin dostluğunu sürdürmek ve onayını kazanmak olduğudur. Bu bağlamda Kum’daki dinî otoriteleri ziyaret önemli olarak değerlendirildi.

Yine reformist Hemdeli gazetesi konuyla ilgili haberi “Kumdan Tahran’a İki Mesaj” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde Makarem Şirazi’nin örtünme meselesi ve benzin fiyatlarının olası artışıyla ilgili uyarılarına atıf yapıldı. Bu konulardan ilkinin Reisi döneminde, ikincisinin ise Ruhani döneminde ülke çapındaki protestoların sebebi olmasına dikkat çekildi.

Terörle mücadele

Tasnim haber ajansı ayrılıkçı terör gruplarından birinin 28 Ekim 2024 tarihinde ülkeye Irak topraklarından giriş yaparken etkisiz hale getirildiğini aktardı. Haberde bunun karmaşık istihbarat operasyonunun bir parçası olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Mehr haber ajansı olayı, “Siyonist rejime bağlı bir terör grubuna İstihbarat Bakanlığı’nın darbesi” olarak haberleştirdi.

Konuyla ilgili bir diğer haber ise 26 Ekim tarihinde Taftan ilçesindeki saldırıyla ilgili oldu. İRNA haber ajansı, Polis Sözcüsü Muntazır el-Mehdi’nin 3 Kasım’da Sistan ve Beluçistan’da yaptığı konuşmada “Şehitlerin intikamını almada sözümüzü yerine getirdik” ifadelerini aktardı.  Komutan, ekibin esas üyelerinin bir haftadan kısa bir sürede etkisiz hale getirildiğini ve yakalandığını belirtti. Keyhan gazetesi konuyla ilgili inceleme yazısını “Tekfirci Teröristler ve İsrail Tek Madalyonun İki Yüzüdür” başlığıyla yayınlandı. Haberde İsrail’in 26 Ekim tarihinde İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıyla eş zamanlı olarak İran resmi makamlarınca “Ceyşü’z-Zulm” olarak adlandırılan Ceyşü’l-Adl tarafından gerçekleştirilen ve 10 emniyet mensubunun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırı arasında bağlantı olduğu iddia edildi. Yazıda İran’daki terör eylemlerinin İsrail adına gerçekleştirildiği ve ABD ile Avrupa ülkelerinin desteğini aldığı savunuldu. Söz konusu grupların faaliyetlerinin “bir nevi vekalet savaşı” olarak yorumlanabileceği ifade edildi.

Yetkililerin Tabas ziyareti

Bu hafta Tabas maden kazasında hayatını kaybedenlerin ölümünün 40. gün törenine hükûmet yetkilileri de katıldı. Cihan-i Sanat gazetesi gelişmeyi “Hükûmet Görevlilerinin Tabas’taki Yoğun Çalışmaları” olarak haberleştirdi. Meclis Başkanı Kalibaf, Yürütme İşlerinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Kaimpanâh, Yol ve Şehircilik Bakanı Farzaneh Sadık, Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Muhammed Atabek, Kooperatif, Çalışma, İş ve Sosyal Refah Bakanı Ahmed Mideri Tabas’a gitti. Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı “kömür madenlerinin en tehlikeli madenler arasında yer aldığı”nı, kömür madenlerini ekonomik olarak sürdürülebilir hale getirmek ve güvenlik ekipmanlarını sağlamak gerektiğini vurguladı. Çalışma, İş ve Sosyal Refah Bakanı işçilerin ücret sisteminde köklü değişiklikler olacağını ve sadece maaş değil madenlerin kârından pay alacaklarını vurguladı. İtimad gazetesinde Benefşah Samgis tarafından kaleme alınan “Giden ve Geri Dönmeyen Erkekler İçin” başlıklı yazı yayınladı. Yazıda İran’da 2010 yılından beri meydana gelen yüzlerce maden kazasına rağmen üç kaza hakkındaki trajik hatıralar aktardı. 2010 yılında Kirman’da ve 2017’de Azadşehr’de Zemestan Yurt Maden Ocağı’ndaki doktorla ve en son gerçekleşen Tabas maden kazasında kurtarma ekibinde görev alanlarla yapılan söyleşiden kısımlara yer verildi. Yazıda güvenlik standartlarının ihlaline ve yetkililerin ihmaline değinildi.


Dış Politika


İsrail’e verilecek yanıt tartışması

Bu hafta İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırıları ve İran’ın İsrail’e yönelik nasıl cevap vereceği konusu İran gündemini meşgul etti. Bu konudaki dikkat çekici konuşmalar ise Kemal Harrazi ve Ali Laricani’ye aitti.

Dış İlişkiler Strateji Konseyi’nin Başkanı Kemal Harrazi’nin Lübnan basınına verdiği röportaj birçok gazete tarafından manşete taşındı. Arman-ı İmruz gazetesi haberi “İran’ın Nükleer Doktrinindeki Değişim Olasılığı ve Füze Menzilinin Arttırılması” başlığıyla gördü. Şimdiye kadar füze menzili konusunda Batılıların hassasiyetlerinin dikkate alındığını vurgulayan Harrazi, “Avrupa’nın İran İslam Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne olan hassasiyetini dikkate almadığına göre, İran’ın da onların hassasiyetlerini dikkate almaya neden kalmadığını” ifade etti. Harrazi ayrıca nükleer politika konusunda daha önce söylediklerinin hâlâ geçerliliğini koruduğunu belirterek, “Eğer varoluşsal bir tehdit olursa, İran İslam Cumhuriyeti askerî doktrinini değiştirecektir. Şu anda tüm silahları yapma kapasitesine sahibiz. Sorun yok. Sadece Lider’den gelen bir fetva bunu (şu anda) yasaklıyor” ifadelerini kullandı.

Eski Meclis Başkanı Ali Laricani bu hafta Khaber Online sitesine verdiği röportajda kendi siyasi kariyeri ile ilgili tartışmalı sorulara cevap verdiği gibi, İran siyasetinin internet kısıtlamaları, JCPOA gibi önemli gündem maddelerindeki fikirlerini de beyan etti. Kendisine sorulan sorulardan birisi de İran-İsrail gerilimine ait konu oldu. Laricani cevabına “Biz barış için yaşıyoruz, savaş için değil” ifadeleriyle başladı. Savaş bazen zorunlu olsa da mümkün olduğu kadar meselelerin diplomatik yollardan çözülmeye çalışılmasını akla uygun olarak nitelendirdi. İçinde bulunulan “maceracılık durumunun Amerikalılar ve İsrailliler tarafından oluşturulduğunu” ifade etti. İsrail’le Arapların savaşına İran’ın müdahil olmasını millî çıkarların aleyhine olduğunu söyleyenleri eleştirerek, İran’ın İsrail’le olan politikasında “millî çıkarlarının peşinde” olduğunu beyan etti. İslami ve insani değerler göz önünde bulundurulsa da esas olanın millî çıkarlar olduğunu vurguladı. Laricani, “Kendi topraklarınızın dışında millî güvenliğinizi savunmanız, zayıflığınız değildir; bu gücünüzdür. Hem sahada yeterli hazırlığın yapılması hem de doğru diplomasi kapasitesinden yararlanılması gerekir” ifadelerini kullandı. Laricani’nin dikkat çeken başka bir iddiası ise İran’da dış güçlerin önemli bir nüfuzu olduğu yönündeki beyanıydı. Eski Meclis Başkanı “Yıllar önce bazı aymazlıklar oldu ve güvenlik birimleri bunlara darbe vursa da hepsini engelleyemedi” dedi. Arman-ı İmruz gazetesi Laricani’nin “barış için yaşıyoruz, savaş için değil” sözlerini manşete taşırken, Hemmihen gazetesi “Ülkede Nüfuz Ciddi” sözlerini manşete taşıdı. Aynı gazetede nüfuz meselesi hakkında görüş yazısı çıktı. Yazıda bu mesele hakkında konuşmanın İran’da tabu olduğu belirtildi. Laricani düzeyinde ifade edildiğine göre bunun sebeplerine yazıda değinileceği iddia edildi. Birçok faktörün tespit edildiği yazıda en önemli sebep olarak nüfuzun “siyasi ve araçsal hale getirilmesi” yani aleyhte konuşanları “kesinlikle nüfuz altında” olmakla itham edilmesi iddia edildi.

İran’ın izlemesi gereken stratejiyle ilgili olarak Keyhan gazetesinde “Hangi Yanlış Düşmanı Hesap Hatasına Düşürdü?” başlıklı yazı yayınlandı. Yazıda ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin doğrudan, Ürdün, BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Azerbaycan gibi ülkelerin dolaylı katılımına rağmen çok az zarar görmenin sebebinin ABD lütfu değil İran askerlerinin kabiliyeti, Sadık Vaat 1 ve 2 operasyonlarının caydırıcılığıyla ilişkili olduğu iddia edildi. Saldırıyla ilgili Batılı uzmanların görüşlerine de yer verilen yazıda “savaş istemiyorsak -ki istemiyoruz- düşmana dikkatli, uygun ve hesaplanmış bir yanıtı uygun bir zamanda vermeliyiz” ifadeleri kullanıldı.

Almanya ile gerginlik

28 Ekim’de İran-Almanya ortak vatandaşlığı bulunan Cemşid Şarmehd’in idam edilmesi İran-Almanya ilişkilerinde gerilime sebep oldu. Alman ve Avrupalı isimlerin bu infazı kınaması üzerine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi X hesabındaki paylaşımında “İran’da hiçbir terörist dokunulmazlıktan yararlanamaz; Almanya tarafından desteklense bile” ifadelerini kullandı. Paylaşımın devamında Şarmehd’in liderlik ettiği terör saldırısında kadın ve çocukların da dahil olduğu 14 masum sivilin hayatını kaybettiğini ve 200’den fazlasının yaralandığını ifade etti. Arakçi, Alman vatandaşlarının Saddam rejimine verdiği kimyasal silahları ve İsrail’e sağlanan silah desteğini de hatırlattı. Muhafazakar Hemşehri gazetesi Arakçi’nin bu paylaşımını “Almanlara Tokat” başlığıyla manşete taşıdı. İSNA haber ajansı 31 Ekim günü Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın basın açıklamasında İran’la diplomatik ilişkilerin en düşük noktaya geldiğini duyurarak Frankfurt, Hamburg ve Münih’teki İran Konsolosluklarının kapatılması kararı aldığını  aktardı. Almanya’nın bir teröriste verdiği desteğin 300.000 İran vatandaşının temel konsolosluk hizmetlerinden mahrum bırakılmasına sebep olduğu ifade edildi. Keyhan gazetesi konuyla ilgili haberde, Almanya hükûmetinin İsrail’in elinde olduğunu ve buna dayanarak İran’daki Almanya Büyükelçiliği’nin kapatılması gerektiğini yazdı.


 

Ekonomi


1404 bütçesinin kabulü ve eleştiriler

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından sunulan bütçe tasarısı Meclis’te genel hatlarıyla kabul edilirken bütçeye yönelik hem muhafazakâr hem de reformist tarafta eleştiriler sürdü. 29 Ekim tarihinde onaylanan bütçe tasarısını Keyhan gazetesi “1404 Bütçe Tasarısı Genel Hatları Onaylandı” başlığıyla manşete taşıdı. 146 kabul, 96 ret ve 4 çekimser oyla kabul edilen bütçeye ilişkin Meclis Başkanı Kalibaf “Bütçede şeffaflık, kapsamlılık ve bütünlük, abartılı tahminler yapılmaması ve kademeli reformların uygulanması gibi özellikler, hükûmet bütçesinin olumlu yönlerindendir ve bu çabalar için teşekkür ederiz. Ancak, Yedinci Kalkınma Planı’na göre bütçe tasarısında ekonomik büyüme konusunda bazı belirsizlikler bulunmaktadır” dedi. Şark gazetesinde yayınlanan “Vergi Kılıcı” başlıklı haberde ise uzman ekonomistlerin görüşlerine başvuruldu. Ön plana çıkarılan hususlardan ilki, hükûmetin yüzde 39 oranında vergi artışının yanı sıra vergi muafiyetlerindeki artışla birlikte sermayenin ülkeden çıkışının hızlanacağı konusuydu. Bir diğer husus ise vergi sistemindeki adaletsizlik ve hükûmetin harcamaları konusunda hesap vermemesi hususuydu. Vergi toplamanın ekonomik faaliyetleri de olan ama vergiden muaf olan kültürel ve dinî merkezlere kaydırılması önerildi. Bütçenin enflasyonu artıracağı yönündeki eleştiriler Vatan-ı İmruz gazetesinde “Geçim Karşıtı Bütçe” başlığıyla, Keyhan gazetesinde “Hükûmetin Sunduğu Bütçe Enflasyonist” başlığıyla sunuldu.

iPhone kayıtları

İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Settar Haşimi, 30 Ekim tarihinde X platformundaki hesabında “iPhone kayıt sorununun mutabakat hükûmetinin yönetimi, Cumhurbaşkanı’nın desteği ve İletişim Bakanlığı’nın aktif takibiyle çözüme kavuşturulduğu”nu paylaştı. Haşimi ayrıca, “Uzman çalışmaları, mutabakat oluşturma ile gürültü ve kargaşa olmadan diğer sosyal medya sorunları ve halkın taleplerinin çözümünün mümkün olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Haberi muhafazakâr Keyhan gazetesi “iPhone Kaydı mı Yoksa Geçim Sıkıntıları mı Öncelikli?” başlıklı yazıyla eleştirdi. Haberde bu yasağın sebebinin özellikle Apple gibi ürünlerin ithalat yasağının ekonomik savaş ve döviz kaynağındaki sıkıntılarla ilişkili olduğu hatırlatıldı. Temel ihtiyaçlar ve ilaçlar için gerekli dövizi temin etmekte zorlukların yaşandığı bir dönemde lüks malların ithalatında döviz kaynaklarının harcanması mantıksız olarak nitelendirildi. Hükûmetin bu kararının İran halkına değil milyarderlere yaradığı savunularak Lübnan’daki çağrı cihazları patlatılması felaketinin unutulduğu eleştirisi yapıldı. Haberde ayrıca bazı yatırımcıların kaydın serbestleştirilmesinin duyurulmasından önce hükûmetin kararından haberdar olarak çok sayıda iPhone ithal ettiği aktarıldı. İtimad gazetesi ise “iPhone yüzde 96 Tarife ile Pazara Dönüyor” başlığıyla bu durumu haberleştirdi. Ağır vergi belirlenmesinin yasadışı ithalatı artıracağı yönünde tahmin ileri sürüldü. Haber metninde konuyla ilgili Mobil Telefon, Tablet ve Aksesuarlar Derneği Başkanı’nın piyasanın canlanacağı yönündeki olumlu görüşleri de yansıtıldı.