Bu girişim, tek başına tarihsel bir kopuş değil dış baskı, iç kriz ve rejim kırılganlığı beklentisinin kesiştiği konjonktürel mantığın içinde anlam kazanan bir gelişme olarak okunmalıdır.
Kalıcı sonuç üretebilecek kapsamlı bir harekât, operasyonel ve siyasi olarak uygulanabilir değildir. Uygulanabilir olan sınırlı hava harekâtları ise yapısal olarak kalıcı bir stratejik sonuç üretmeyecek, aksine İran’ın öğrenme ve güçlenme sürecini hızlan
Cenevre turu, görüşmelerin kopmadığını gösterse de somut ve ölçülebilir bir iyimserlik üretmiş değildir.
Cenevre’den olumlu bir sonuç çıkması askerî baskının artmasından ziyade ABD’nin İran açısından kabul edilebilir, somut ve itibarı zedelemeyen bir çıkış formülü sunup sunamayacağına bağlıdır.
İsrail’in 2026 başından itibaren takındığı tutum “sessizlikten” çok, bilinçli biçimde sürdürülen çok katmanlı bir belirsizlik stratejisi görüntüsü vermektedir.
Gözaltılar yalnızca bugünün krizleriyle değil İslam Cumhuriyeti’nin gelecekteki siyasal mimarisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Gerilimin düşürülmesi, Moskova’nın çıkarlarına açık biçimde hizmet etmektedir zira bir askerî çatışma, komşu bölgelerde istikrarsızlaşma riskini artıracak ve dikkat ile kaynakları diğer öncelik alanlarından uzaklaştıracaktır.
Umman görüşmeleri, bir çözümün habercisi olmaktan çok, çözüm ihtimalinin hangi sınırlar içinde mümkün olabileceğini test eden uzun soluklu müzakere evresinin başlangıcı olarak okunmalıdır.
Mevcut tablo, ABD’ye askeri müdahalenin yüksek risk taşıdığını ve yalnızca baskı ile tehdidin İran’ı teslimiyete zorlamayacağını göstermektedir. İran açısından ise bu tablo, sürecin Trump’ın öngörülemezliği etrafında şekillendiğine işaret eden stratejik b
ABD-İran görüşmelerinin içerik ve gidişatını yalnızca bu iki ülkenin tutumu belirlemeyecektir. Başka ülkelerin de süreçte etkili olmak için farklı araçlar kullanacağını ve bunların başında İsrail’in geldiğini söyleyebiliriz.
Görüşmelerde nükleer dosya ile başlanır ve mesafe katedilirse tansiyon düşebilir ancak bunun gerçekleşebilmesi için çatışma riskinin bütünüyle ortadan kalkması mümkün değilse de en azından azalması ve diplomasiye gerçek bir şans tanınması gerekiyor.
İran’ın sorunlarının basit bir ifade şekli olmasa da “siyasetsizlik”, durumu anlatmak için uygun bir kavram. Gerekli alanlarda ülkenin önünü açacak politik hamlelerin yapılamaması, sorunları kronikleştiriyor ve çözümü daha zor hale getiriyor.