1400 yılı Mali Bütçesi, 3 Aralık 2020’de Hasan Ruhani hükûmeti tarafından İran Meclisine sunuldu.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
İran yanlısı Haşdi Şabi grupları, Irak’taki etkinlikleri sonucunda meşruiyetlerini kaybetmekten endişe duymaktadır.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Fahrizade suikastının ilk somut neticesi, Nükleer Anlaşma’nın kaderini belirleme kapasitesine sahip Kanun’un onaylanması olmuştur.
Rusya’nın Fahrizade’ye düzenlenen suikast karşısındaki pasif tutumu, İran’ın nükleer programı sürecinde kendisini “ikincil aktör” olarak nitelendirmesiyle ilgilidir.
Suudi Arabistan’ın geleneksel rakibi İran’ın duruşu, üretim kesintisi kararının devam etmesi yönündedir.
İsrail, İran’ın fevri davranmasını ve bir hesap hatası yaparak bölgesel büyük bir çatışmanın fitilini ateşlemesini umuyor.
Daha önce de olduğu gibi Fahrizade suikastından sonra da İran’ın misilleme kapsamında İsrail’deki kritik altyapı sistemlerini devre dışı bırakabilecek siber saldırılar yürütmesi söz konusu olabilir.
İran’da gerçekleştirilen suikast operasyonları ve istihbarat zafiyeti arasındaki ilişki bağlamında en yoğun biçimde öne çıkan husus, istihbarata karşı koyma alanındaki başarısızlıktır.
Tahran yönetimi, savaş sürecini “Kafkasya’ya cihatçı gruplar taşınıyor” gibi manipülatif bir yaklaşımla idare edemediği gibi savaş sonrası yeni jeopolitik denklemde Ermenistan’la beraber kaybedenler kulübünde görünüyor.
Demokrat yönetimin, İran’ın füze teknolojisi ya da bölgesel etkinliği konusundaki tutumu en az Cumhuriyetçiler kadar hassasken aynı zamanda insan hakları gibi konuları da gündemlerine alacakları düşünülüyor.