Görüşmelerde nükleer dosya ile başlanır ve mesafe katedilirse tansiyon düşebilir ancak bunun gerçekleşebilmesi için çatışma riskinin bütünüyle ortadan kalkması mümkün değilse de en azından azalması ve diplomasiye gerçek bir şans tanınması gerekiyor.
İran’a karşı yürütülecek politikalarda güç kullanımı konusunda farklı tutumlar sergileyen AB üye devletleri bulunsa da meselenin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğine dair açıklamalar, AB düzeyinde bu yöndeki ortak beklentiyi ortaya koymaktadır.
ABD’nin İran nükleer tesislerini hedef alması, uluslararası toplumu harekete geçirse de İran ile İsrail arasındaki çatışmanın seyrinde köklü bir değişim meydana getirmedi.
İranlı yetkililerin ülkelerinin ekonomik baskılardan etkilenmediği izlenimini vermeye çalışması, siyasi ve diplomatik bir tutum olarak anlaşılabilir olsa da İran ekonomisinin yaptırımların baskısı altında ezildiği gerçeğini değiştirmiyor.
E3, geçmişte olduğundan farklı olarak halihazırda nükleer müzakerelerde güçlü bir aktör olmasa da elindeki “tetik mekanizması” kozundan dolayı İran için hâlâ önem taşıyor.