Pakistan’ın rolü bir uzlaşı dayatmak değil taraflardan herhangi birinin çatışmadan geri adım atmaya hazır olduğu anda kullanılabilecek diplomatik bir kanalın ve işler bir müzakere çerçevesinin açık kalmasını sağlamaktır.
Pakistan’ın 28 Şubat sonrası diplomatik duruşu, bir tercih olduğu kadar kuşatılmışlık hissinin dayattığı stratejik bir zorunluluk niteliği taşımaktadır.
Kuş Tepe Su Kanalı'nı çevreleyen siyaset-güvenlik çatışmasının, Afganistan ile Orta Asya ülkeleri arasındaki iş birliğine dayalı altyapı girişimlerini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahip olduğu söylenebilir.
Riyad’ın, İran’ın Suriye’de savaştırdığı Pakistanlı militanları Husi saflarında savaşmak üzere Yemen’e göndereceğini iddia ederek Pakistan’a bu konuda sert adımlar atması için baskı yaptığı iddia edilmektedir.
Saldırıdan sonra bir DMO komutanının “Pakistan’da askerî operasyonlar yürütmeye hazır gruplarının olduğunu” söylediği görüntüler, saldırganların İran’da konuşlandıkları iddialarını güçlendirdi.
Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
Asya’daki güncel bölgesel gruplanmalar Avrasya bölgesinde küresel hâkimiyet mücadelesinin kızışacağını göstermektedir.
Önümüzdeki süreç Hindistan’ın İran’la ilişkilerinde kaybettiği mevzinin Çin tarafından ne kadar doldurulacağının test edilmesiyle geçebilir.
Saldırının meydana geldiği Çabahar, konumu itibariyle stratejik öneme sahip bir kenttir ve bir süredir çeşitli açılardan ülkedeki ve bölgedeki gelişmelerin odağındadır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler