İran’da Kılık Kıyafet Tartışmaları ve “İnkılap Meydanı’nın Kızları”

Hamid Ebrahimi İç Politika Asistanı

İran’da kılık kıyafet düzenlemeleri yıllardır ülkede kamusal alana ilişkin yapılan tartışmaların merkezi konularından birisi olagelmiştir.

İran’da 2017 yılının son günlerinden patlak veren protestolardan akılda kalan sahnelerden birisi 31 yaşındaki Vida Muvahhid’in başından çıkardığı örtüyü bir çubuğun ucuna takarak bir beyaz bayrak gibi sallamasıydı. Örtünme konusunda Muvahhid’inkine benzer özgürlük talepleri olan bazı İranlı kadınlar bugünlerde Twitter’da “İnkılap Maydanı’nın Kızları” etiketiyle bir kampanya başlatmış bulunmaktadırlar. Muvahhid gibi örtülerini çıkaran kadınlar her ne kadar radikal bir protesto şekli benimsemiş olsalar da aslında İran’da kılık kıyafet düzenlemeleri yıllardır ülkede kamusal alana ilişkin yapılan tartışmaların merkezi konularından birisi olagelmiştir.

Ülkedeki muhafazakârlar kılık kıyafet düzenlemelerini önemli bir devrim değeri olarak görürken reformistler bu alanda esneklik gösterilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.

Özellikle kadınların tesettürünü konu alan ve zaman zaman protestoyla karşılaşan uygulamalar, muhafazakârlar ile reformistler arasındaki siyasi pozisyonu belirleyen önemli unsurlardan birisine de dönüşmüştür. Ülkedeki muhafazakârlar kılık kıyafet düzenlemelerini önemli bir devrim değeri olarak görürken reformistler bu alanda esneklik gösterilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Konuya ilişkin tartışmalar bugünlerde İran’da özellikle sosyal medyada tekrar gündeme gelmiştir. 2017 yılının son günlerinde Tahran Polis Şefi General Hüseyin Rahimi’nin yaptığı açıklamalar konuyu tekrar gündemin üst sıralarına taşımıştı. Rahimi 27 Aralık’ta artık İslami kıyafet kurallarını ihlal edenler hakkında gözaltı ve soruşturma kararı alınmayacağını belirtmiş ve söz konusu kişilerin adli takip yerine açılan merkezlerde “eğitime” tabi tutulacaklarını söylemişti.

İslami kıyafet kurallarını ihlal edenlerle mücadele görevi 1979 Devrimini takiben polis teşkilatı ile beraber güvenlikten sorumlu olan Devrim Komitelerine verilmişti. Şehirlerde devriye gezen komite güçleri bu kuralları ihlal edenlere karşı sert bir tutum sergilemişti. 1991’de Devrim Komitelerinin ve jandarma güçlerinin polisle birleştirilmesinden sonra ise bu görev bütünüyle polis teşkilatına bırakılmıştı. Polis güçleri bu kuralları ihlal edenlere karşı Devrim Komitelerine göre görece müsamahalı bir tutum takınsa da zaman zaman yapılan sert müdahaleler tepkilere neden olmuştur.

İran-Irak Savaşından sonra iç siyasette başlayan normalleşme süreciyle birlikte örtünme konusundaki özgürlük talepleri Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformist kanadın kritik argümanlarından birisi haline gelmiştir.

İran-Irak Savaşından sonra iç siyasette başlayan normalleşme süreciyle birlikte örtünme konusundaki özgürlük talepleri Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformist kanadın kritik argümanlarından birisi haline gelmiştir. Nitekim 1997’de Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Hatemi de reformistlerin desteği ile 2013’ten bu yana aynı görevi yürüten Hasan Ruhani de kampanyalarında seçmenin bu yöndeki taleplerine kulak vereceklerini vaat ederek seçilmişlerdir. Gerek bu iki isim gerekse de diğer reformist ve ılımlı siyasetçiler kıyafet düzenlemelerinin kaldırılmasını değil bu konuda ihlalde bulunanlara karşı müsamahalı davranılmasını savunmaktadırlar. Muhafazakârlar mevzubahis düzenlemelerin müeyyidelerle sağlama alınmasını savunurken reformist ve ılımlı gruplar bu konuda kültürel çalışmalara ağırlık vermeyi öncelemektedir. Ancak yaklaşık kırk yıllık tarihi boyunca İran İslam Cumhuriyetinde günümüze dek bu konuda kayda değer bir esneklik sergilenmemiştir. Ülkenin dini eğitim merkezi olan Kum’daki önemli birçok din adamının sert tutumu ve Devrim Rehberi Ali Hamenei’nin esneme girişimlerine gösterdiği direnç bu durumun en önemli sebebidir. Muhafazakârlar kılık kıyafet düzenlemeleri konusunda atılacak bir geri adımın sosyo-politik başka reform taleplere kapı aralayacağı endişesini taşımaktadırlar.

Dolayısıyla Rahimi’nin açıklamaları konusu ve zamanlaması açısından dikkat çekicidir. Ülkede geçtiğimiz haftalarda patlak veren protestolarla neredeyse eşzamanlı olarak gelen açıklamalar, bazı gözlemciler tarafından rejimin toplumsal özgürlük taleplerine kontrollü bir şekilde cevap verme girişimi olarak yorumlanmıştır. Ne var ki muhafazakârların bu konudaki tutumlarını henüz değiştirmediği mevcut şartlarda, bu açıklamanın fiiliyatta bir özgürlük getirip getirmeyeceği belirsizliğini korumaktadır. Kesin olan ise İran’da kılık kıyafet düzenlemelerinin artan özgürlük taleplerinin önemli bir maddesi olmaya devam edeceğidir. Hemen her toplumsal olayda bazı İranlı kadınların örtülerini çıkararak tepkilerini ortaya koyması bunun en net göstergesidir.

inkılap meydanı, beyaz çarşamba, kılık kıyafet yönetmeliği