İran’a uygulanan yaptırımlar ülkeyi ciddi bir dar boğaza sürüklemiştir. Son eylemler de göstermektedir ki İran halkının ekonomik krize daha fazla dayanacak gücü ve sabrı kalmamıştır.
İran krizler sarmalı denebilecek bir evrenin eşiğine gelmiş bulunmaktadır.
İran, Azam Talikani’nin vefatıyla muhafazakâr çevreler ile rejime ve ilkelerine giderek daha fazla şiddetle muhalefet eden gruplar arasındaki uzlaşıyı sağlayabilecek önemli bir figürü yitirmiş oldu.
İlaç ve gıda ticaretinin şeffaflaştırılması için ABD Hazine Bakanlığı yeni bir adım attı.
Türkiye’nin Suriye krizinin başlıca aktörlerinden ABD ve ardından da Rusya ile vardığı mutabakatlar, sınır güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi açısından çok önemli bir kazanım.
Protestoların sebebi olan yolsuzluk, kayırmacılık, ekonomik darboğaz, işsizlik ve dış müdahale gibi sorunlar temelde iki ülkenin de siyasal sisteminin yapısal karakteristiğinden kaynaklanmaktadır.
Pakistan’ın diplomatik çabaları, Başbakan İmran Khan’ın, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı’na yolculuğu esnasında Suudi Arabistan’a yaptığı kısa ziyaretiyle başladı.
İran hem faili bulmak hem de kendini aklamak için sorumluları delilleriyle birlikte ortaya çıkarmak zorundadır.
İran’da son dönemlerde ambargonun da etkisiyle doktor göçünün hızlı bir ivme kazandığı ve bir kriz hâline dönüştüğü söylenebilir.
Türkiye ile ABD arasında sağlanan mutabakat sonrası başlatılan barış harekâtı, Ankara’nın uzun ve çetin diplomatik çabasının başarısının sonucudur.
İran’da gıda enflasyonu %80 düzeyinde ve bu artış dar gelirlilerin alım gücünü olumsuz etkilemektedir.
Tahran, Barış Pınarı Harekâtı gibi bölgede yeni olasılıklar ortaya çıkartabilecek girişimleri, Suriye’deki stratejik çıkarına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmektedir.