İran, Avrupa’da düzenlediği örtülü operasyonlarla hükûmet karşıtlarını hedef alırken diğer yandan Esedi davasının görülmesi, İran'a bir mesaj niteliği taşımaktadır.
Sosyal memnuniyetsizliklerin önüne geçemeyen İran, bu alanlarda muhalif tavır sergileyen sembolik isimleri idam ederek süreci önlemeyi amaçlamaktadır.
Dağlık Karabağ sürecine ilişkin politika üretmekte başarısız olan İran, Moskova tarafından da bölgede istenmeyen aktör olarak görülmektedir.
1400 yılı Mali Bütçesi, 3 Aralık 2020’de Hasan Ruhani hükûmeti tarafından İran Meclisine sunuldu.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
Muhammed Yezdi, Velayet-i Fakih teorisini destekleyen, reform hareketini eleştiren ve önemli makamlarda görev alan bir din ve devlet adamıydı.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Fahrizade suikastının ilk somut neticesi, Nükleer Anlaşma’nın kaderini belirleme kapasitesine sahip Kanun’un onaylanması olmuştur.
Milyonlarca Sünni Suriyeli zorla yerinden edilerek mülteci durumuna düşürüldü. Esed rejimi Lübnan’da kalan ve özellikle Şam ve Humus’un kenar mahallelerine dönmek isteyen çok sayıda Suriyeli mültecinin geri dönüşüne izin vermiyor.
Rusya’nın Fahrizade’ye düzenlenen suikast karşısındaki pasif tutumu, İran’ın nükleer programı sürecinde kendisini “ikincil aktör” olarak nitelendirmesiyle ilgilidir.
Sosyoekonomik sorunlar, İran toplumunu kötü etkilese de çocuklarda intihar sebebi olarak ön plana çıkmaya başlaması, durumun kritik boyutlara ulaştığının işareti olarak görülebilir.