İran Basınında Öne Çıkanlar (1-6 Haziran)

İran Basınında Öne Çıkanlar (1-6 Haziran)
İbrahim Reisi’nin ölümüyle birlikte yeniden seçim sürecine giren İran’da, aday adaylığı başvuruları bu hafta sona erdi.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

İbrahim Reisi’nin ölümüyle birlikte yeniden seçim sürecine giren İran’da, aday adaylığı başvuruları bu hafta sona erdi. Ali Laricani’den Mahmud Ahmedinejad’a, Said Celili’den Muhammed Bakır Kalibaf’a kadar birçok isim aday adaylığı başvurusunda bulundu. Toplam 81 kişinin cumhurbaşkanlığı aday adaylığının kabul edildiğini belirten resmî makamlar, 4 Haziran 2024 Salı gününden itibaren İran'da 14. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için aday adaylarının niteliklerinin incelenmesi sürecinin başladığını duyurdu. Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) Sözcüsü Hadi Tahan-Nazif, 81 aday adayının niteliklerinin 5 gün boyunca yoğun bir şekilde değerlendirileceğini belirtti. Tahan-Nazif, 2017'de 1.636 olan başvuru sayısının, 2020'de alınan önlemler ve bilgilendirmeler sayesinde 592'ye düştüğünü ifade etti.

Devrim Rehberi’nin Seçimler Hakkındaki Sözleri

Devrim Rehberi Ali Hamenei, Ayetullah Humeyni’nin ölümünün 35. yılı sebebiyle gerçekleştirdiği konuşmada “İran milleti; aktif, çalışkan, bilinçli ve Devrim’in temellerine inanan bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyuyor.” diyerek görüşünü beyan etti. Konuşmasında Filistin meselesine değindikten sonra Reisi’nin özelliklerinden ve hizmetlerinden bahseden Hamenei, katılımın önemine vurgu yaptı. Ayrıca Hamenei “Seçim sahnesi, izzet ve destan sahnesidir ve hizmet için rekabet alanıdır. Güç kazanmak için çekişme alanı değildir. Bu nedenle seçim rekabetine girenler, ahlak kurallarına uymayı görev bilmelidir ki Allah, halkın kalplerini en iyi adaya yöneltsin ve inşallah İran milleti için layık bir cumhurbaşkanı seçilsin.” dedi. Burada sarf ettiği sözler, İran basınında geniş yer buldu ve bazı gazetelerde manşet olarak verildi.

Seçimlere Katılım Oranı ve Aday Adaylıkları Üzerine Değerlendirmeler

Oldukça hareketli başlayan Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, aday adaylarının AKK tarafından uygunluklarının kabulü veya reddine göre yeni bir evreye geçecektir. Önceki seçimdeki gibi daha az rekabetçi bir seçim görmek de olasılıklar arasındayken bir sürprizin söz konusu olmasıyla her iki cenahtan da önemli isimler yarışabilir. Bu durum, seçimlere katılımı da doğrudan etkileyecektir. İran’da son birkaç seçimdir seçimlerin rekabetçi olmaması ve birçok başka yapısal sorundan dolayı katılım oranları düşük seyretti. Müesses nizam, katılım oranlarını yükseltmeye yönelik propagandalara ağırlık verse de seçimlerdeki rekabetin önüne geçti. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların netleşmesiyle seçimler daha rekabetçi bir hâle getirilirse bu durum, müesses nizamın strateji değişikliğine gittiğinin işareti olacaktır. Uzmanlar Meclisi ve İslami Şûra Meclisi seçimlerinde AKK yine rekabetçi bir seçimin önüne geçti ve özellikle reformcu cenahtan birçok güçlü aday adayını veto etti. İki seçim arasında bu kadar kısa sürenin bulunması sebebiyle müesses nizamın sert bir strateji değişikliğine gideceğini söylemek zor görünüyor.

Müesses nizamın, Laricani gibi önceden veto edilmiş reformcu aday adaylarına onay vererek çizgisinin dışına çıkması ve risk alması mümkün gözükmediğinden Kalibaf ve Celili gibi muhafazakâr çizgideki adayların öne çıktığı ve rekabet hâlinde bulunduğu bir seçim izlememiz daha olası görünüyor. Bunun tek istisnası, Reisi’nin tek aday olarak sunulduğu dönemdeki gibi bir aday üzerine yeni bir karar alınmış olması olacaktır. Böyle bir durumda, diğer bütün güçlü aday adaylarının AKK tarafından veto edileceğini ve yine tek adayla yola devam edileceğini söylemek mümkün.

UAEA’dan İran'a Karşı İş Birliği Kararı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) Yönetim Kurulu, İran'ın bu kurumla olan iş birliğini geliştirmesi ve denetçilere getirilen kısıtlamaları kaldırması yönünde bir karar aldı. Karara 20 üye destek verirken 2 üye karşı çıktı ve 12 üye çekimser kaldı. Çin ve Rusya, kararı onaylamayan iki ülke oldu. Yönetim Kurulu; İran'ın, UAEA'nın üst düzey denetçilerinin çalışmalarına engel olma kararını geri çekmesini talep etti. Bu karar; Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya tarafından önerildi ve İran üzerinde baskı kurmayı amaçladı. Söz konusu üç Avrupa ülkesi; ortak açıklamalarında Yönetim Kurulunun, İran'ı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırması gerektiğini vurguladı. Ayrıca bu adımın geç atılmış olduğunu ve İran'ın UAEA ile tam ve şeffaf bir iş birliği içinde olması gerektiğini belirtti. İran, böyle bir kararın alınması hâlinde tepki göstereceğini önceden dile getirmişti. Nitekim karar sonrası İran medyasında konu hakkında çok sayıda haber ve yorum yapılmaya başlandı.

Çin de İran’ın bu faaliyetlerini eleştiren ülkelerden biri oldu. Bu durum, İran basınında “Doğulu Dost İran’a Karşı Tavır Aldı” şeklinde haberleştirildi. Arman-ı Millî gazetesinin 4 Haziran 2024 tarihli haberine göre Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, İran'ın nükleer programıyla ilgili gelişmeler üzerine sert eleştirilerde bulundu. Wenbin, Çin'in bölgedeki istikrar ve güvenliği koruma konusundaki kararlılığını vurgulayarak İran'ın nükleer programının uluslararası toplum tarafından endişeyle izlendiğini belirtti. Ayrıca İran'ın nükleer faaliyetlerini şeffaf bir şekilde yürütmesi ve uluslararası yükümlülüklerine uygun hareket etmesi gerektiğini söyledi. Çin'in, İran'ın nükleer programının barışçıl amaçlarla sınırlı kalmasını ve bölgedeki tansiyonun düşürülmesini desteklediğini ifade eden Wenbin, İran'a bu konuda daha sorumlu bir tutum benimsemesi çağrısında bulundu.

Ahmedinejad’ın Aday Adaylığına Yönelik Eleştiriler

Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, bir kez daha aday adaylığı başvurusunda bulundu. Sistemin dışında tutulan ve müesses nizam tarafından uzunca süredir görmezden gelinen Ahmedinejad’ın, büyük bir sürpriz olmazsa başvurusu bir kez daha reddedilecektir. Başvurunun hemen ardından İran basınında Ahmedinejad hakkında çeşitli yazılar yayımlandı. Tasnim Haber Ajansı, başvurunun ertesinde “Ahmedinejad Neden Veto Edileceğini Bilmesine Rağmen Kayıt Yaptırdı?” başlığıyla kısa bir analiz yayımladı. Ahmedinejad’ın geçmişteki seçimlerde veto edilmesine rağmen yine aday adaylığı başvurusunda bulunmasını “Bazıları; Ahmedinejad’ın, veto edilmesi hâlinde destekçilerine devrimci bir adaya karşı çıkıldığını ifade ederek katılıma nispeten zarar vermeyi amaçladığını düşünüyor.” iddiasına dayandıran analiz “İkinci cumhurbaşkanlığı döneminde, kendisine oy veren 24 milyon kişinin tamamının, kendisini İslam Devrimi'nin tüm ilkelerine bağlı gördüğü yanılgısıyla iktidarda sapkın ve tam anlamıyla otoriter bir yol izledi.” ifadelerine de yer vermiştir. Analizin sonunda reformculara da değinen yazı “Bu tür hayalperest düşünceler, zamanında radikal reformcularda da mevcuttu. Onlar da 2001 yılında eğer İslam Cumhuriyeti'nin çerçevelerinden sapmayı önerirlerse veya seçimlere katılmazlarsa İslam Cumhuriyeti'nin meşruiyetini kaybedeceğini düşünüyorlardı.” yorumuna yer vermiştir.

Konu hakkında Arman-ı Millî de bir analiz yayımlamıştır. “Görünmek İçin Kayıt Olmak” başlığıyla yayımlanan analizde oldukça sert ifadeler yer almıştır. Analizin henüz girişinde “Anlatmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı olduğu 1390 Ferverdin ayında İstihbarat Bakanı’nın istifasını kabul etme konusunda ısrar etmek için 11 gün boyunca hükûmeti terk eden ve eve kapanan Ahmedinejad, şimdi de iki kez veto edilmesine rağmen yine kayıt yaptırdı ve AKK’nin veto ihtimaliyle ilgili soruya ‘Siyasi soru sormayın!’ yanıtını verdi. Bu tür hareketler yalnızca Ahmedinejad gibi bir kişilikten beklenir!” ifadeleri yer almaktadır. Yazı boyunca Ahmedinejad’a yönelik olumsuz bir tablo çizilmiştir.