İran Basınında Öne Çıkanlar (29 Haziran 2024 – 5 Temmuz 2024)

İran Basınında Öne Çıkanlar (29 Haziran 2024 – 5 Temmuz 2024)
Geçtiğimiz hafta ikinci tur seçimlerinin hemen öncesiydi ve hafta boyunca İran basınında seçimlerin birinci tur analizleri ile ikinci tur öncesi adayların gerçekleştirdiği açık oturumlar geniş yer buldu.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

İran’da ikinci tura kalan seçimler 5 Temmuz 2024'te yapıldı ve Mesud Pezeşkiyan oyların %53,7'sini alarak İran’ın yeni cumhurbaşkanı seçildi. Rakibi Said Celili ise %44,3 oy aldı ve ikinci olarak seçimleri tamamladı. Geçtiğimiz hafta ikinci tur seçimlerinin hemen öncesiydi ve hafta boyunca İran basınında seçimlerin birinci tur analizleri ile ikinci tur öncesi adayların gerçekleştirdiği açık oturumlar geniş yer buldu. Seçimlere katılımın İran İslam Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadığı kadar düşük olması da İran basınında geniş yer bulan konulardan biri oldu.

Devrim Rehberi’nin İkinci Tur Çağrısı

İran basını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesinde de Devrim Rehberi Ali Hamenei'nin açıklamalarına geniş yer verdi. 3 Temmuz tarihli Hemşehri gazetesinde yayınlanan bir haberde Hamenei’nin seçimlere katılım çağrısı ve ilk turdaki düşük katılıma ilişkin yorumları ele alındı. Hamenei, “İslam'ı, İslam Cumhuriyeti'ni ve ülkenin ilerlemesini sevenler bunu seçimlere katılarak göstersinler” diyerek halka ikinci tur seçimlere katılım çağrısında bulundu. Devrim Rehberi, ilk turdaki katılımın beklenenden düşük olduğunu kabul ederek bunun nedenlerinin siyaset ve toplumbilim uzmanları tarafından incelenmesi gerektiğini belirtti. Hamenei, ilk turda oy vermeyenlerin rejim karşıtı olduğu düşüncesinin tamamen yanlış olduğunu vurguladı ve “Oy vermeyen herkesin rejim karşıtı olduğunu düşünmek büyük bir hatadır” dedi. Böylece oy vermeyen %60’lık kesimin Devrim karşıtı gibi görünmemesi gerektiğinin de altını çizmiş oldu. İnsanların çeşitli nedenlerle oy vermemiş olabileceğini vurgulayan Devrim Rehberi “Sorunları var, meşgul, işleri var, vakitleri yok, çeşitli engeller var.” diyerek durumu açıkladı. Hamenei konuşmasında halkın katılımının İslam Cumhuriyeti rejimi için bir destek ve onur kaynağı olduğunu vurguladı. Yüksek katılımın, rejimin hem içeride hem de dışarıda hedeflerini gerçekleştirme gücünü artıracağını söyledi.

Düşük Katılım Üzerine Yapılan Analizler

Seçimlere rekor oranda düşük katılım gerçekleşmiş olması basında geniş yer buldu ve birçok köşe yazısı kaleme alındı. 30 Haziran 2024 tarihli Hemşehri Gazetesi'nde yayınlanan bir köşe yazısında, Genel Yayın Yönetmeni Muhsin Mehdiyan bu konuyu ele aldı. “Düşük Katılım Hakkında” başlıklı yazısında Mehdiyan, katılım oranının düşük olmasının endişe verici olduğunu kabul etmekle birlikte bu durumun doğru yorumlanması gerektiğini vurguladı. Yazara göre oy vermeyenlerin %60'ının sisteme karşı olduğu iddiası yanlış bir çıkarımdır. Buna göre katılım oranının %100 üzerinden değil ortalama katılım oranı olan %70 üzerinden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Mehdiyan yazısında oy vermeyenleri “katılamayanlar, sistemi kabul eden ancak protesto amacıyla oy vermeyenler, sadece kutuplaşma durumunda oy verenler ve kararsızlar” şekline kategorize etti. Öte yandan Mehdiyan'a göre son yapılan anketlerde kararsızların oranı yaklaşık %30 civarındadır.

Mehdiyan yazısında ayrıca bunun ekonomik sorunlardan kaynaklandığı iddiasını reddetti ve bunun yerine “değişime olan inancın azalması ve seçimlere karşı ilgisizlik” olarak iki sebep öne sürdü. Yazar, özellikle sosyal medyadaki yanlış bilgilendirmenin ve yolsuzluk iddialarının insanların değişime olan inancını azalttığını belirtti. Mehdiyan ayrıca seçimleri tamamen görmezden gelen yeni bir kesimin varlığına dikkat çekti ve bu grubun ana akım medyadan uzak, eğlence odaklı bir hayat yaşadığını ve seçimlerin kendi hayatlarındaki etkisini görmezden geldiğini ifade etti.

30 Haziran 2024 tarihli İttilaat Gazetesi'nde Fethullah Cevadi imzalı bir köşe yazısında Mehdiyan’ın argümanlarından farklı ifadeler yer aldı. “Çoğunluğun Küskünlüğü Sona Erecek mi?” başlığını taşıyan yazısında Cevadi, halkın çoğunluğunun oy sandıklarına küskünlüğünün devam ettiğini belirtti. Yazara göre Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin (AKK) daha makul davranmasına ve seçimlerde çeşitliliği artırma çabalarına rağmen katılım oranının düşük kalması, İslam Cumhuriyeti'nin "cumhuriyet" yönü için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Yazar, katılım oranının Meclis seçimlerinden bile düşük olmasını toplumun çoğunluğunun yönetim şeklinde, ülke yönetiminde ve devlet-millet ilişkisinde köklü değişiklikler istediğinin bir göstergesi olarak yorumlamıştır.

Cevadi, düşük katılıma rağmen seçimlerde önemli değişimler yaşandığına da dikkat çekmiştir. Seçimlerde en çok oyu alan adayın, muhafazakar kesimin beklentilerine tam olarak uymadığını belirten yazar, bunu toplumda hatta rejimin geleneksel destekçileri arasında bile değişim isteğinin bulunduğun göstergesi olarak yorumlamıştır. Yazının sonunda Cevadi, sessiz çoğunluğu ikinci tur seçimlere katılmaya çağırmış ve onlara "Eğer değişim istiyorsanız, öne çıkın ve evde oturmayın" diye seslenmiştir.

ABD Seçimleri ve Donald Trump’ın Olası Dönüşü Üzerine IRNA’nın Analizi

İran'da ABD seçimleri ve Donald Trump'ın olası dönüşü, basında geniş yer bulmaya devam etmektedir. 1 Temmuz 2024 tarihli IRNA'da “Trump ile Ne Yapacağız? – Celili ve Pezeşkiyan Okusun” başlığıyla yayımlanan bir analizde, İran'ın Trump'ın olası ikinci başkanlık döneminde nasıl bir strateji izlemesi gerektiği ele alınmıştır. Trump'ın İran karşıtı söylemlerini sürdürdüğünü belirten yazar, Trump son başkanlık tartışmasında sarf ettiği şu sözleri aktarmıştır: “Biden'ın yaptığı her şey sadece ülkemizi daha güvensiz hale getiriyor. Afganistan'da aptalca davrandık... İran iflas etmişti, İran'la ticaret yapan herkes, Çin dahil, artık Amerika Birleşik Devletleri ile ticaret yapamıyordu. İran iflas etmişti ve Hamas ve Hizbullah için hiç parası yoktu.”

Yazar, Trump'ın tehditkar görünmesine rağmen İran'ın bu duruma karşı tamamen savunmasız olmadığını savunmuştur. Analizde İran'ın olası bir Trump döneminde dikkat etmesi gereken hususlar şu şekilde özetlenmiştir:

  1. Trump sadece İran'a odaklanamayacak ve Ukrayna savaşı, Çin'in artan gücü ve Avrupa ile ilişkiler gibi diğer önemli konularla da ilgilenmek zorunda kalacaktır.
  2. ABD'nin iç sorunları Trump'ın dış politikaya ayıracağı enerjiyi sınırlayacaktır.
  3. İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler Trump'a karşı önemli bir kozdur. Seçilmesi durumunda Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'e eşyalarını yerleştirdiği gün, İran gelişmiş IR-6 santrifüjleriyle uranyum zenginleştirmesini %60'a çıkarmış olacak ve isterse birkaç hafta içinde nükleer silaha sahip olabilecektir.
  4. İran'ın zaaf göstermemelidir. Nitekim geçmişte güç gösterisi etkili olmuştur. Özellikle İran'ın Aynü’l-Esed üssüne yönelik füze saldırısı Trump'ı sarsmıştır.
  5. İran Trump'a karşı idealist veya inşacı değil, realist bir yaklaşım göstermelidir.
  6. İran'ın BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi uluslararası ittifaklardaki rolü Trump'ın İran'a karşı hareket alanını sınırlayacaktır.
  7. Analize göre Trump'ın İran'a karşı yeni yaptırım seçenekleri sınırlıdırtır ve Çin'i İran'la işbirliğinden vazgeçirmesi zor olacak.

Türkiye – Suriye İlişkilerindeki Yeni Gelişmelerin İran Basınına Yansıması

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin son dönemdeki seyri, seçim sürecinin gölgesinde kalsa da İran basını tarafından yakından takip edilmektedir. Bu bağlamda 2 Temmuz 2024 tarihli Tasnim Haber Ajansı'nda “Yıllar Süren Düşmanlığın Ardından: Türkiye'nin Suriye Hamlesi” başlığıyla yayımlanan bir haberde Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerde yaşanan son gelişmeler ele alınmış ve iki ülke arasındaki 12 yıllık düşmanlığın sona ermesi yönünde atılan adımlar değerlendirilmiştir. İki ülke arasındaki ilk temasa dikkat çekilen haberde Türkiye ve Suriye yetkililerinin 2012'den bu yana ilk kez Suriye topraklarında bir araya geldiği ve bu görüşmenin Lazkiye'deki Hmeymim Üssü'nde gerçekleştiği belirtilmiştir. Görüşmelerin Rusya'nın arabuluculuğuyla gerçekleştiği söylenen haberde, daha önce Eylül 2022'de Suriye İstihbarat Başkanı Ali Memlük ile dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan arasında gizli görüşmeler yapıldığı bilgisi de paylaşılmıştır.

Haberde görüşlerine yer verilen Suriyeli Uzman Ahmed Kusa, anlaşmanın ancak Türk ordusunun Suriye'nin kuzeyinden çekilmesi ve “terörist grupları desteklemeyi bırakması” halinde mümkün olacağını söylemiştir. Ayrıca habere göre Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri ile yaptığı basın toplantısında, Türkiye'nin Suriye topraklarından çekilmesinin ve “terörist gruplara desteğini kesmesinin” ilişkilerin normalleşmesi için ön şart olduğunu vurgulamıştır. Haberde, PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki varlığının Türkiye ile Suriye'yi yakınlaştıran bir faktör olduğunun altı çizilmiş ve Türk liderlerin PKK/YPG'nin ulusal güvenliklerine yönelik arz ettiği tehdidin farkında oldukları vurgulanmıştır.

Ayrıca Uluslararası ilişkiler uzmanı Georg Elmasyan, Tasnim'e verdiği demeçte PKK/YPG'nin Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik tehdidinin müzakerelerin yönünü belirleyeceğini savunmuştur. Elmasyan, "Müzakerelerin nereye gideceği henüz belli değil, ancak bu konuyu çözmek için bölgede diplomatik bir hareket oluştu" değerlendirmesini yapmıştır.