Arama Sonuçları: " trump"

Mutabakat kâğıt üzerinde Washington ile Tahran arasında imzalanmış olsa da sürecin asıl belirleyicisi İran’daki güç odakları arasındaki pazarlıktır ve bu pazarlığın sonucu henüz netleşmemiştir.

İslamabad Mutabakatı nihai anlaşmaya giden yolda bir ön anlaşma, KOEP ise nihai bir anlaşmadır. Bu iki belgenin en temel ortak noktası her ikisinin de sorunları diplomatik yolla çözme arayışının ürünü olmasıdır.

ABD ve İran devlet başkanları tarafından imzalanan, 60 gün süreyle geçerli olan ve iki ülke arasında kapsamlı müzakerelerin önünü açan mutabakatın İsrail’de birçok kesimin ezberini bozduğu görülmektedir.

Mutabakat zaptı, İran sorununu çözen nihai bir uzlaşıdan çok bu dosyayı siyasi olarak yönetilebilir bir seviyeye indirme arayışının parçası olarak okunmalıdır.

Mevcut ateşkes ve zayıf mutabakat, krizi kalıcı olarak çözmekten ziyade dondurarak çatışmayı taktiksel düzeyde erteleme işlevi görmektedir.

İran, ABD’den gelecek ve sivil altyapıyı hedef alacak bir ikinci dalgadan kaçınmak isterken ABD ise savaşı daha maliyetli kılmadan Hürmüz ve nükleer meseleyi çözmek istemektedir.

Lübnan dosyası, Tahran açısından müzakere sürecinin tali bir başlığı değil bölgesel caydırıcılık mimarisinin korunmasına ilişkin temel meselelerden biri olarak görülmektedir.

Pakistan’ın 28 Şubat sonrası diplomatik duruşu, bir tercih olduğu kadar kuşatılmışlık hissinin dayattığı stratejik bir zorunluluk niteliği taşımaktadır.

İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.

Konunun yapısal ve konjonktürel boyutlarına bir bütün olarak bakıldığında, ABD Başkanı Trump’ın tarihe “İran dosyasını kapatan lider” olarak geçme arzusunun, onu stratejik açmazlarla karşı karşıya bıraktığı görülmektedir.