İran Basınında Öne Çıkanlar (20-24 Ocak)

İran Basınında Öne Çıkanlar (20-24 Ocak)
Geçtiğimiz hafta meydana gelen saldırıların yankıları, İran iç kamuoyunda etkisini göstermeye devam etmiştir.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz
Araştırmacı Oral Toğa

İran basınında bu hafta (20-24 Ocak / 30 Dey-4 Behmen) Pakistan, Irak ve Suriye’nin İran tarafından vurulması; Yemen meselesinde yaşananlar; Suriye’de öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mensupları ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin birçok erteleme sonrasında gerçekleşen Türkiye ziyareti üst sıralarda yer aldı. Ancak Reisi’nin ziyaretinin hemen ertesi günü İran’da resmî tatil olması sebebiyle yazılı basına analizler henüz düşmedi. Bu yüzden bu ziyaretin öncesi ve ziyaret günü yazılan yazılar, burada konu edilmiştir.

Pakistan, Irak ve Suriye’nin İran Tarafından Bombalanması

Geçtiğimiz hafta meydana gelen saldırıların yankıları, İran iç kamuoyunda etkisini göstermeye devam etmiştir. İran Dışişleri Bakanlığının Pakistan’la ilişkileri hızlı bir şekilde düzeltme gayretleri İran basınına da yansımış, iki ülkenin dostluğu ve teröre karşı ortak tavrının altı çizilmiştir. Nitekim bu anlamda iki ülke hızlı bir yol katetmiş ve ilişkiler hızla normalleşmiştir. Saldırının ilk günlerinde, henüz neticeler netleşmemişken “İki ülke arasında sorun yaratmak, düşmanın işine yarar.” üslubuyla yazılan yazılar, bu gelişmelerle paralel olarak kardeşlik vurgusunu öne çıkarmıştır. Örneğin, 20 Ocak tarihinde Hemşehri gazetesinde “İran ve Pakistan İlişkileri Tam ve Gerginlikten Uzak” başlığı altında yayımlanan bir yazıda, Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mümtaz Zehra Beluç’un “İran, kardeş bir ülkedir ve Pakistan halkı, İran halkına büyük saygı ve sevgi duymaktadır. Terörizm tehdidi gibi ortak zorluklarla mücadelede diyalog ve iş birliği üzerine vurgu yaparak ortak çözüm yolları bulma çabalarımızı sürdüreceğiz. Terörizm tehdidi gibi ortak zorluklarla mücadelede diyalog ve iş birliği zorunludur ve tüm komşularımızla özellikle İran ile etkileşimi sürdürmek istiyoruz.” sözleri aktarılmıştır. Aynı yazıda, İran İslami Şûra Meclisi Millî Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Şehriyar Heydari’nin sözlerine de yer verilmiştir. Heydari özetle Pakistan’ın tepkisinin İran’a yönelik değil, kendi iç politikasına yönelik olduğunu söylemiştir.

Aynı gün Cam-ı Cem gazetesinde, Fereşte Müslimi imzalı bir analiz yayımlanmıştır. “İran’ın Bölgedeki Ardı Sıra Operasyonları” başlığını taşıyan yazıda Müslimi, İran’ın caydırıcılığını öne çıkaran bir analiz ortaya koymuştur. Yazıda; DMO’nun aynı anda birden fazla lokasyona operasyon gerçekleştirmesini, İran’ın düşmanlarının bu cevap karşısında pasif kaldıklarını ve füze operasyonlarının caydırıcılığa olan etkisini tartışmaktadır.

Arap Birliği dışişleri bakanlarının, İran’ın yaptığı operasyonları kınayan açıklamasına İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani yanıt vermiş, verdiği bu yanıt birçok gazetede haberleştirilmiştir. Keyhan gazetesinde çıkan habere göre Kenani “İran İslam Cumhuriyeti'nin millî güvenliği tehdit eden kaynaklara caydırıcı müdahalede, vatandaşlarının güvenliğini savunmakta ve suçluları cezalandırmakta tereddüt etmeyeceğini” belirtmiştir.

Yemen Meselesi ve Husi Saldırıları

Husilerin Yemen’de gösterdikleri faaliyetler de İran basınında gündemden düşmemesi için özen gösterilen konulardandır. Özellikle muhafazakâr cenahın gazetelerinde Husi saldırıları ile ilgili her detay haberleştirilmekte, dünya kamuoyu veya basınından gelen tepkiler okuyuculara aksettirilmektedir. Özellikle Reuters, Foreign Affairs gibi dünyaca bilinen kurumlarda yayımlanan analizlere cevap niteliğinde haberler servis edilmektedir. Bütün bunların dışında Sana’daki grupların yaptıkları açıklamalar da İran basınında geniş yer bulmaktadır. Buradaki kasıtlardan birisi, Husi grupların Yemen’deki tek meşru yapı olarak gösterilmek istenmesidir.

ISNA’da çıkan bir haber de bunlardan biridir. Sana’daki Husi hükûmetinin, gerçekleştirilen saldırılar ve müdahaleler sebebiyle “Arap ve dost” ülkelerinden olumlu dönüşler ve yaklaşımlar aldıklarına dair bir haber hazırlanmıştır. İlgili haberde “Düşman gemilerine [İsrail] veya işgal altındaki topraklara giden limanlara yönelik geniş çaplı saldırılar hakkında dost ve kardeş ülkelerden olumlu tepkiler aldık.” ifadeleri yer almaktadır.

Suriye’de Öldürülen DMO Mensupları

20 Ocak 2024 tarihinde Şam’da düzenlenen saldırılarda 5 üst düzey DMO mensubu olmak üzere toplam 12 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu saldırının ardından İran basınında olay tepkiyle karşılanmış ve “Siyonist Rejimin Terör Saldırısı” olarak servis edilmiştir. Olayla ilgili basına demeç veren İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan saldırıyı kınayarak İsrail’i “Gazze'deki soykırımın yanı sıra Suriye'nin toprak bütünlüğünü ihlal eden ve yaklaşık bir ay sonra tekrar Suriye hükûmetinin daveti üzerine bu ülkede bulunan İran askerî danışmanlarına suikast düzenleyen, ana terör akımlarının başlıca ortağı ve bölgesel güvenliğin birinci derece düşmanı” olarak nitelendirmiştir.

Reisi’nin Türkiye Ziyareti Öncesi İran Basını

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin daha önce ertelenen Türkiye ziyaretinin gerçekleşeceğinin duyurulmasının ardından, İran basınında ilginç bir şekilde ikili ilişkilere zarar verebilecek bazı haberler servis edilmiştir. Örneğin, 22 Ocak 2024 tarihinde Fars News’te çıkan “Erdoğan ve Körfez Şeyhlerinin Filistin’e İhaneti” başlıklı analiz bunlardan biridir. Analizde “İslam ülkelerinin yönetimindeki bir blok, Gazze'deki siyonist rejimin katliam makinesini desteklemektedir. Burada özellikle Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan'dan bahsedilmektedir.” denilmektedir. Analizin devamında Türkiye ile ilgili “Bu olayın en ilginç yanı Erdoğan'ın kendisidir. Gazze'deki katliam başladığından beri Erdoğan'ın açıklamalarına dikkat eden herkes; Türkiye hükûmetinin, İsrail karşıtı ülkelerin ön saflarında ve Filistin davasının savunucusu olduğunu düşünecektir. Dünya liderlerinden çok azı, Erdoğan kadar siyonist rejime karşı yüksek sesle konuşuyor. Hatta Netanyahu'yu Hitler ile karşılaştırdı. Ancak Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret, Erdoğan'ın sözleriyle eş zamanlı olarak tarihteki en iyi dönemini yaşıyor. Türkiye'nin İsrail'e ihracatı, Gazze katliamının zirvesi olan aralık ayında %34,8 artarak 319,5 milyon dolardan (kasım) 430,6 milyon dolara (aralık) yükseldi. Önemli olan şu ki Türkiye ve İsrail arasındaki ticari ilişkiler, Gazze soykırımı başlamadan önce ekim ayında 408,3 milyon dolar seviyesindeydi ki bu, şu anki rakamdan daha düşüktü!” ifadelerine yer verilmiştir.

Analizde alışılageldiği üzere Azerbaycan-İsrail ilişkilerine de yer verilmekte; Türkiye tepkisizlikle suçlanmaktadır. Analizde “Bakü rejimi, Tel Aviv rejiminin en büyük petrol tedarikçilerinden biridir ve bu petrol, Türkiye üzerinden İsrail'e ulaşıyor. Türkiye bu bağlamda İsrail tanklarının ve savaş uçaklarının harekâtında büyük bir aksaklık yaratabilirdi.” denilmektedir.

Aynı gün yayımlanan bir başka ilginç haber ise Cam-ı Cem gazetesinde “Türkiye’nin Tehlikeli Hediyesi: Yeni Koronavirüs” başlığıyla servis edilmiştir. Habere göre Türkiye’de durum iç açıcı değildir ve hastanelerdeki yoğun bakım doluluk oranları %90 civarındadır. Yine habere göre İran da “Türkiye yüzünden” risk altındadır. Haberde “Türkiye'de şu anda yoğun bakımda yatan her 10 hastadan ikisi aynı anda hem grip hem de koronavirüse yakalanmış durumda. Bu da durumu karmaşıklaştırıyor. Türkiye'nin bu mevcut durumu, yarın bize de sirayet edebilir. Zira bu ülke ile birçok ortak özelliğimiz var ve ilişkilerimiz geniş. Eğer gerekli sağlık önlemleri alınmazsa grip ve koronavirüsün eş zamanlı yayılması bizi de zor durumda bırakabilir.” denilerek İran’daki olası bir salgının faturası daha şimdiden Türkiye’ye kesilmiştir.

Ne var ki basının bu tavrı uzun sürmemiş, Reisi’nin Türkiye ziyaretinin gerçekleştiği gün İran’daki çeşitli haber ajanslarına ve haber sitelerine olumlu içerikler yansımıştır. Genel çerçevede Cumhurbaşkanı Reisi’nin ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın olumlu mesajları aktarılmış, hemen her yerde aşağı yukarı aynı metinler kullanılmıştır. 27 Ocak Cumartesi gününden itibaren de konuyla ilgili analizler basına düşmeye başlayacaktır.

Mehr Haber Ajansı, Reisi’nin “Filistin’e Destek Noktasında Türkiye ile Ortak Bir Duruşumuz Var” açıklamasını başlık yaparken ISNA, İran Dışişleri Bakanı’nın “Türkiye’yi Dış Politika Stratejimizde Öncelikli Ortak Olarak Görüyoruz” sözlerini manşete taşımıştır. Keza IRNA da Reisi’nin iki ülke arasındaki ekonomik potansiyel ve ilişkileri öne çıkaran sözlerini haberleştirmiştir.