İran’ın 2018 Bütçesi: Kemer Sıkma Politikaları Dönemi

2018 Bütçesi İran Parlamentosunda

Mehmet Koç İç Politika Koordinatörü

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2018 bütçe tasarısını meclise sundu. Tasarıda önemli oranda kısıtlamalara gidildiği görülmekte.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran’ın Hicri Şemsi takvimine göre 1397, Miladi takvime göre ise Mart 2018-Mart 2019 dönemine tekabül eden yeni yıla ilişkin bütçe tasarısını 10 Aralık Pazar günü İran Parlamentosuna sundu. Meclis iç tüzüğü, milletvekillerine tasarıyı inceleyip görüş ve önerilerini ilgili komisyonlara bildirmeleri için on beş günlük bir süre öngörmektedir. Ayrıca bütçe tasarısını değerlendirmek üzere meclisteki komisyon üyelerinin katılımıyla karma bir komisyon teşkil edilecektir. Bu komisyon on beş gün içerisinde tasarıyı inceleyecek ve söz konusu süre yeterli gelmezse Meclis Başkanlık Divanı’ndan on beş günlük ek bir süre talep edebilecektir

Ruhani, bütçe tasarısını meclise sunarken genel kurulda yaptığı konuşmada önceki yıllardan farklı olarak bu bütçenin yalnızca bir yıl için tasarlanmadığını ve hükümetin önümüzdeki dört yıllık ekonomik vizyonunu yansıttığını belirtti. Cumhurbaşkanı’nın bütün iyimser açıklamalarına rağmen bütçe tasarısında belirtilen rakamlar İran ekonomisinin daralmaya devam ettiğini ve 2012’de başlayan olumsuz ekonomik gidişatın önümüzdeki yılda da süreceğini göstermektedir. 2011 yılında yaklaşık 600 milyar dolar olan İran’ın Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) beş yıl içerisinde %35 civarında daralarak 2016 yılında 386 milyar dolara kadar gerilemiştir. İran, bu dönemde bir yandan nükleer faaliyetlerinden dolayı BM’nin sert yaptırımlarına maruz kalırken diğer yandan da Ortadoğu’daki krizlerin faal bir tarafı olmuştur. Bu gelişmeler ülke ekonomisine doğrudan yansımış durumdadır.

2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma sayesinde eksi yöndeki büyüme yerini artı  yönde büyümeye bırakmakla birlikte anlaşmanın geleceğine ilişkin belirsizlikler ve balistik füze programlarından dolayı İran’ın yeni yaptırımlara maruz kalma riskinin yüksek olması, İran ekonomisine ilişkin iyimserliğin sınırlarını çizmektedir. Hükümetin yeni yılın bütçesini oluştururken dış kaynaklı tüm bu riskleri ve ülke içerisindeki kırılgan sosyo-ekonomik parametreleri dikkate alarak birtakım tedbirleri devreye soktuğu görülmektedir. Tasarıda iç ve dış güvenlik, sağlık, eğitim ve sosyal yardımlar alanındaki harcamalarda kayda değer değişikliklere gidilirken finans ve bankacılık sisteminde de önemli reformlar öngörülmektedir. Gelirler kısmında ise yeniden yapılandırmaya giden hükümet petrol ve gaz gelirlerinin bütçedeki payını düşürerek bunun yerine vergi gelirleri başta olmak üzere borçlanma yoluyla kaynak yaratma çabasındadır. Tasarıda yatırım bütçesinde de önemli oranda kısıtlamaya gidildiği görülmektedir.   

Milli Savunma Giderleri

İran anayasasına göre ülkedeki silahlı kuvvetler; Genelkurmay Başkanlığı, Ordu, Devrim Muhafızları, Savunma ve Silahlı Kuvvetlere Destek Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı’ndan oluşmaktadır. İran’ın savunma, güvenlik ve askerî bütçesinde bir önceki yıl %30’luk bir artış gerçekleşirken bu oran yeni tasarıda %11,23’te kalmıştır.  Yine önceki yılın bütçesinde %49’luk bir artışla Devrim Muhafızları Ordusu aslan payını alırken, Emniyet Teşkilatı’na tahsis edilen %50 civarındaki artış yeni yıl bütçesindeki en dikkat çekici artış oranıdır.* Son iki yılda iç ve dış savunma ve güvenlik harcamalarındaki bu önemli düzenlemenin İran’ın önceliklerini yansıttığını söylemek mümkündür. Diğer bir ifadeyle Emniyet Teşkilatı bütçesine yapılan bu olağanüstü artış, ülkede önümüzdeki yıl iç güvenliğin öncelik kazanacağını göstermektedir.

Askerî, Savunma ve Güvenlik harcamalarında bir önceki yıl yapılan artışın üçte biri oranında artış yapılması, Meclis Millî Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hüseyin Nakavi tarafından eleştirilmiştir. Nakavi, hükümetin tasarıda savunma bütçesinin geçen yıla oranla artırmasına rağmen bölgesel ve küresel tehditler dikkate alındığında öngörülen artışın yetersiz olduğunu savunarak komisyon görüşmelerinde gerekli savunma bütçesini artıracaklarını belirtmiştir.

Petrol Gelirleri

Hükümet yeni yıl bütçe tasarısında petrol gelirleriyle ilgili de değişikliklere gitmiştir. Tasarıda petrol gelirlerinin bütçenin kaynakları içerisindeki payı geçen yıla oranla azaltılmıştır. Buna göre geçen yıl toplam petrol gelirlerinden bütçeye 33,6 milyar dolar kaynak aktarılırken bu oran gelecek yıl için 28,9 milyar dolar olarak öngörülmektedir. Hükümet, petrol gelirlerinden bütçeye kaynak aktarımı konusunda yaptığı bu değişikliğe ek olarak petrol gelirlerinden Ulusal Kalkınma Fonu’na aktarılan miktarı %2 oranında artırarak %30’dan %32’ye çıkarmıştır. Ancak hükümet aynı zamanda meclisten bankacılık ve finans sistemi alanında yapacağı reformlar ile önemli yatırım projeleri için ihtiyaç duyması hâlinde Ulusal Kalkınma Fonu’ndan yararlanma izni de talep etmektedir.

Doğrusu hükümetin bu politikası dolaylı veya doğrudan petrol gelirlerine olan bağımlılığı ortadan kaldırmamaktadır. Hükümet, petrol gelirlerinden gerek doğrudan aldığı pay ve gerekse de Ulusal Kalkınma Fonu ve Merkez Bankasına tahsis edilen payı dikkate alındığında petrol gelirleri toplamının %70’ini kullanmaktadır. Bu da İran ekonomisinin petrole olan bağımlığını göstermektedir. Nitekim bu bağımlılığın yarattığı kırılganlık petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar veya olası bir ambargo durumunda İran bütçesini ve dolayısıyla ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

Yatırım ve İstihdam

Hükümetin gelecek yıl bütçe tasarında dikkati çeken hususlardan biri de geçen yıla oranla yatırım fonlarında %15 oranında kısıtlamaya gidilmesidir. Geçen yıl 71 katrilyon tümen (21,5 milyar dolar) olan yatırım kaynakları, yeni yıl için 60 katrilyon tümen (17,2 milyar dolar) civarında kalmıştır. Hükümetin işsizlik ve istihdam konularının en önemli öncelikleri olduğunu belirtmesine rağmen yatırım kaynaklarında kısıtlamaya gitmesi eleştirilere neden olmuştur. Hükümetin işsizlik sorununu çözebilmesi için yılda 980 bin kişilik istihdam sağlaması gerekmektedir.

Sübvansiyonlardaki Düşüş

İran’da Aralık 2010’da ödenmeye başlayan aylık nakdi yardımlar günümüze kadar devam etmiştir. Nüfusun %95’nin yararlandığı nakdi sübvansiyonlar, petrol gelirlerinin halka dağıtımı esasına dayanmaktadır. Bu yardımların ihtiyacı olan ve olmayan herkese ödenmesi başından beri ekonomistlerce eleştirilmektedir. Her ay kişi başına 45.500 tümen (2010’da 43 dolara tekabül ederken şimdi 11 dolara tekabül etmektedir) olarak ödenen nakdi sübvansiyonların geçen yıl belli gelir düzeyinin üzerindeki kimselere ödenmesine son verilmişse de ihtiyacı olmayan milyonlarca kişi hâlâ bu yardımları almaktadır. Bu nedenle hükümet gelecek yılın bütçe tasarısında en önemli müdahalelerinden birini bu alanda yapmıştır. 1396 yılı için bütçe tasarısında 37,5 katrilyon tümenlik (yaklaşık 11,4 milyar dolar) bir kaynağı bu alana tahsis eden hükümet, 1397 yılı için bu rakamı 23 katrilyonla (6,6 milyar dolar) sınırlamıştır. Hükümetin bu kararıyla yaklaşık 30 milyon kişinin nakdi sübvansiyonlarının kesileceği tahmin edilmektedir. Hükümet böylelikle yıllık 4.5-5 milyar dolar düzeyinde bir tasarruf sağlamış olacaktır. İran, vatandaşlarına 2010’dan bu yana toplam 110 milyar dolara yakın nakdi sübvansiyon dağıtmıştır. 

Nakdi yardımları kesilecek kişilerin belirlenmesi konusunda henüz net bir yöntemin ortaya konmamış olması toplum nezdinde kaygılara neden olmaktadır. İşsizlik, enflasyon, alım gücündeki düşüş gibi etkenlerin yanı sıra ekonomi alanında alınan kritik kararların uygulanma yöntemine ilişkin kamuoyunun yeterince aydınlatılamaması İranlılar arasında endişelere yol açmaktadır.

Kültürel Kurumlar

Hükümetin yeni yıl bütçesindeki tartışmalı kalemlerden biri de kültürel kurumlara ayrılan bütçedir. Ruhani’nin bütçede şeffaflaşmaya gitmesi yani daha önce pay tahsis edildiği hâlde hesap sorulamayan kurumları bütçe içerisinde bağımsız birer kalem olmaktan çıkarıp hesap veren bir statüye kavuşturmak için Kültür Bakanlığı bünyesine katması muhafazakâr çevrelerce eleştiri konusu olmuştur. Öte yandan bu düzenlemeyi olumlu karşılayan reformist ve ılımlı siyasi çevreler ise bazı kültürel ve dinî kurumlara tahsis edilen bütçelerin kimi bakanlıkların bütçesinden fazla olmasından dolayı hükümeti eleştirmektedir.

Kültür Bakanlığı bünyesine alınan bu kurumların önde gelenlerinin bütçelerinde %10 ile %20 arasında artışlar yapıldı:

1-  İslami Tebliğ Teşkilatı: 124 milyon $

2-  Dini Eğitim Yüksek Konseyi (Medreseler): 127.558.000 $

3-  İslami Kültür ve İletişim Teşkilatı: 95.657.000 $

4-  Vakıflar ve Hayır İşleri Kurumu: 115.423.000 $

5-  Camiatü’l Mustafa el-Alemiyye (yurtiçi ve yurtdışında yabancı öğrencilere dini eğitim veren kurum): 87 milyon $

6-  Devrim Rehberi’nin Üniversitelerdeki Temsilcilikleri: 40.000.000 $

7-  İmam Humeyni’nin Eserlerini Düzenleme ve Yayımlama Müessesi:

20.383.000 $

8-  İran Radyo ve Televizyon Kurumu: 435 milyon $

Hükümetin diğer alanlarda tasarrufa giderken bu alanda tersini yapmış olması meclis bütçe görüşmelerindeki önemli tartışma konularından birini oluşturacaktır. Zira sadece İslami Tebliğ Teşkilatı’na ayrılan ödenek, Adalet Bakanlığı ve Petrol Bakanlığına ayrılan ödeneklerden daha fazladır. Doğrusu, İran’ın dinî-siyasi politikalarının önemli birer parçası olan bu kurumlar kimi zaman kamu diplomasisinde de aktif olarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak hükümetin 1397 yılı bütçesi, geçen yıla oranla %10 civarında artış göstermiştir. Yeni yılın bütçesinde enflasyon %9 ve ekonomik büyüme %7 olarak öngörülürken maaşlar için %10’luk bir zam planlanmıştır. Özellikle %7’lik büyüme oranının yakalanması oldukça güç görünmektedir. Zira hükümet benzer bir hedefi, 1396 yılı için de öngörmesine rağmen ekonomik büyüme %3,9’da kalmıştır.

İran, “Direniş Ekonomisi Doktrini” kapsamında ortaya koyduğu yıllık %8’lik büyüme hedefinin bir hayli uzağındadır. Ülkede sağlık, eğitim, altyapı ve enerji tesisleri başta olmak üzere hemen her alanda yapısal reformlara ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm bu yatırımların yapılabilmesi için kendi kaynakları yetersiz olan İran’ın yıllık yaklaşık 50 milyar dolar yabancı yatırıma ihtiyacı vardır. Ancak İran ekonomisi uzun süredir ABD, AB ve BM tarafından uygulanan yaptırımların baskısı altında sıkıntılı süreçlerden geçmektedir. Çeşitli dönemlerde farklı gerekçelerle hayata geçirilen yaptırımlar her ne kadar nükleer anlaşmayla kısmen kaldırılmış olsa da bir yandan nükleer anlaşmanın geleceğine ilişkin kuşkular öte yandan balistik füze faaliyetlerinden dolayı yeniden sert yaptırımların devreye sokulma olasılığı, yabancı yatırımcıların İran pazarına olan ilgilerini frenlemektedir. Yabancı sermaye olmadan İran ekonomisinde iddialı bir büyüme beklemek ise aşırı iyimser bir yaklaşımdan öteye geçmeyecektir.

 

* Artış oranlarının yüzdelik hesaplamaları dolar üzerinden yapılmıştır. Riyal üzerinden yapıldığı takdirde oranlar farklılık gösterebilir. Bunun nedeni, her yıl için değişen kur farkıdır.

ekonomi, yatırım, istihdam, sübvansiyon, tasarruf, işsizlik, enflasyon

Halkın Mücahitleri Örgütü

Mehmet Koç

1960’ların ortalarında kurulan örgüt dönemin uluslararası, bölgesel ve ulusal koşullarının etkisiyle Şii-İslam yorumu ile Marksizmi sentezleyen kendine has bir ideoloji ortaya çıkarmıştır.

İran-ABD Gerginliğinin Geleceği

Mehmet Koç

Gelinen aşamadan sonra ABD’nin geri adım atması İran’ı bölgesel politikaları konusunda daha cüretkâr yapabilir.