Bulgular, operasyonun Batı İran’da geniş bir yerleşim ağına yayıldığını ve belirli güvenlik altyapılarının sistematik biçimde hedef alındığını göstermektedir.
ABD- İsrail Saldırılarında Batı İran’daki Hedefleme Haritası
Veri Seti ve Doğrulama Çerçevesi
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı askerî harekât, İran’ın ulusal ölçekteki stratejik kapasitesini hedef almasının yanı sıra ülkenin batısındaki Kürt nüfuslu bölgelerde yoğun bir tahribat süreci başlatmıştır. Irak sınırı boyunca kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan yaklaşık 600 kilometrelik hat üzerinde bulunan Kürdistan, Kirmanşah, Batı Azerbaycan ve İlam illerinin güvenlik mimarisi operasyonun ilk anından itibaren planlı saldırıların hedefi olmuştur. Bu coğrafya aynı zamanda İran’daki başlıca Kürt silahlı muhalefet örgütlerinin faaliyet alanıdır. İKDP, PJAK, PAK, Komala ve Khabat gibi örgütler uzun yıllardır Irak Kürdistan Bölgesi sınırına yakın bölgelerde konuşlanmakta ve İran içindeki faaliyetlerini büyük ölçüde bu sınır hattı üzerinden yürütmektedir.
Bununla birlikte bu örgütlerin, operasyondan altı gün önce (22 Şubat) ilk kez ortak bir koalisyon oluşturması dikkat çekici bir zamanlamadır. Bu durum, bölgedeki saldırıların yalnızca askerî hedefleme mantığıyla açıklanmayacağını ve daha geniş bir stratejik bağlam içinde ele alınması gerektiğini düşündürmektedir. Bu açmazları ampirik bir zeminde incelemek amacıyla hazırlanan bu çalışma, 28 Şubat-8 Mart 2026 dönemini kapsamakta ve açık kaynak istihbaratı metodolojisine dayanmaktadır. Araştırma kapsamında savaş süresince üretilen 60 bini aşkın sosyal medya paylaşımı taranmış, bunlardan elde edilen 1.000’den fazla saldırı raporu ile 7.500’ü aşkın coğrafi veri noktası analiz edilmiştir.
Veri seti dört ana kaynaktan oluşturulmuştur. İlk katman, devlet medyasından muhalif ve bölgesel yayınlara kadar uzanan 52’den fazla Telegram kanalında yayımlanan içerikleri kapsamaktadır. İkinci katman, İngilizce, Farsça, Sorani Kürtçe ve Arapça yayın yapan 90’dan fazla X hesabından elde edilen paylaşımlardan oluşmaktadır. Bu hesaplar arasında açık kaynak doğrulama analistleri, gazeteciler, bölgesel uzmanlar ile CENTCOM, IDF ve İran devlet medyasının uluslararası hesapları da yer almaktadır. Üçüncü katman, uydu görüntüleriyle doğrulanmış 7.500’den fazla jeo-uzamsal hedef noktasını içeren veri setlerinden oluşmaktadır. Dördüncü katman ise savaş öncesinde hazırlanmış askerî tesis ve kritik altyapı envanterlerini içermektedir.
Bu geniş veri akışının analizinde yapay zekâ destekli arama ve sınıflandırma araçlarından yararlanılmıştır. Çok dilli ve yüksek hacimli veri havuzunun taranması ve filtrelenmesi sürecinde bu araçlar destekleyici bir rol üstlenmiş, analitik değerlendirme ise klasik açık kaynak istihbaratı metodolojisinin ilkeleri doğrultusunda yürütülmüştür. Böylece sahadan gelen çok sayıdaki parçalı rapor tek bir analitik çerçeve içinde değerlendirilebilmiştir.
Verilerin güvenilirliğini artırmak amacıyla üç aşamalı bir doğrulama süreci uygulanmıştır. İlk aşamada farklı platformlardaki raporlar platformlar arası tutarlılık açısından karşılaştırılmıştır. İkinci aşamada olayların coğrafi konumları uydu görüntüleri üzerinden teyit edilmiştir. Son aşamada ise saha raporları İran resmî medya kaynakları, yerel yönetim açıklamaları ve Devrim Muhafızları tarafından yayımlanan bildirilerle çapraz kontrol edilmiştir. Farklı kaynakların aynı olayları doğrulaması, veri setinin analitik güvenilirliğini güçlendirmiştir.
Operasyonun Genel Tablosu: Batı İran’da Hedefleme Ölçeği
28 Şubat-8 Mart tarihleri arasında İran’ın batısındaki Kürdistan, Kirmanşah, Batı Azerbaycan ve İlam illerinde toplam 27 şehir saldırıların hedefi olmuştur. Açık kaynak verileri, en az 120 askerî ve güvenlik hedefinin isim ve konum düzeyinde tespit edilebildiğini göstermektedir. Aynı dönemde 170’i aşan ayrı saldırı dalgası kaydedilmiş ve operasyonun ilk gününden itibaren sekiz gün boyunca kesintisiz biçimde sürdüğü görülmüştür. Tespit edilen hedeflerin 33’ü uydu görüntüleri veya video kayıtlarıyla doğrulanmış, 10’dan fazla hedef için kesin coğrafi koordinatlar belirlenebilmiştir. Bu bulgular, operasyonun Batı İran’da geniş bir yerleşim ağına yayıldığını ve belirli güvenlik altyapılarının sistematik biçimde hedef alındığını göstermektedir.
İller bazında incelendiğinde en yoğun hedeflemenin Kürdistan ilinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu ilde dokuz şehirde en az 48 askerî veya güvenlik hedefi tespit edilmiştir. Senendec şehri tek başına 22 hedef ve 135’i aşan saldırı raporuyla veri setinde en yoğun hedeflenen yerleşim olarak öne çıkmaktadır. Bu şehirde Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) üsleri, istihbarat merkezleri, polis karakolları ve sınır muhafız komutanlıkları gibi güvenlik altyapılarının hedef alındığı anlaşılmaktadır.
Kirmanşah ilinde ise on şehirde 42’den fazla hedef kaydedilmiştir. Bu ilde doğrulanmış en önemli hedef, altı bağımsız uydu kaynağı tarafından teyit edilen merkezî bir insansız hava aracı üssüdür. Paveh’te dört güvenlik tesisinin tamamen tahrip edildiği, Ravansar’da ise bir DMO komutanının üsten kaçmaya çalışırken öldürüldüğü rapor edilmiştir.
Batı Azerbaycan ilinde altı şehirde 20’den fazla hedef belirlenmiştir. Mahabad’daki istihbarat karargâhının beş dakika arayla tekrarlanan saldırılara maruz kalması bu ilde dikkat çeken örneklerden biridir. Oşnaviye’de yayımlanan saha raporları, DMO personelinin saldırılar sırasında okullara ve camilere sığındığını göstermektedir.
İlam ilinde ise iki şehirde 10’dan fazla hedef kaydedilmiştir. Mehran’daki sınır muhafız alayına yönelik saldırı sonucunda 22 ile 43 arasında güvenlik personelinin hayatını kaybettiği İran’ın Tasnim ajansı tarafından doğrulanmıştır.
Elde edilen veri setinin çapraz doğrulama oranları, sahadaki hedefleme stratejisinin anlık kararlarla değil önceden hazırlanmış bir hedef envanteriyle büyük ölçüde örtüştüğünü göstermektedir. Savaş öncesinde oluşturulan açık kaynaklı hedef envanteri ile operasyon sırasında fiilen vurulan tesisler arasında yüzde 78 oranında bir örtüşme tespit edilmiştir.
Güvenlik Ağının Kademeli Tasfiyesi
Batı İran’daki saldırı örüntüsü, hedef seçiminin rastlantısal olmadığını ve belirli bir güvenlik mimarisini katmanlar halinde çözen bir mantıkla yürütüldüğünü göstermektedir. Veriler, hedeflemenin belirli bir öncelik sırasını izlediğine işaret etmektedir. İlk aşamada DMO’nun askerî varlığı, ikinci aşamada istihbarat ağı, üçüncü aşamada sınır güvenliği yapısı, dördüncü aşamada iç güvenlik ve polis teşkilatı, son olarak ise yerel siyasi otoriteyi temsil eden kurumlar hedef alınmıştır. Bu tablo, yalnızca askerî kapasiteyi değil güvenlik düzeninin kurumsal dayanaklarını da kapsayan daha geniş bir hedefleme mantığının devrede olduğunu göstermektedir.
Operasyon ilerledikçe hedef türlerinin çeşitlendiği görülmektedir. Radyo-televizyon merkezleri, devrim mahkemeleri, iletişim kuleleri ve subaylar kulübü gibi kurumların hedef listesine dahil edilmesi, güvenlik mimarisinin sadece askerî unsurlarının değil, idari ve iletişimsel bileşenlerinin de hedef alındığını ortaya koymaktadır. DMO üsleri ile sınır karakollarının toplam hedeflerin yaklaşık yüzde 44’ünü oluşturması, harekâtın askerî varlık ve sınır kontrol mekanizmaları üzerinde yoğunlaştığını, ancak bununla sınırlı kalmadığını göstermektedir.
Operasyonun Kronolojik Seyri ve Coğrafi Yayılımı
Operasyonun ilk günü olan 28 Şubat’ta Senendec, Kirmanşah, Kamyaran ve İlam’da kaydedilen saldırılar, Batı İran’ın harekâtın başlangıcında ayrı bir hedef sahası olarak ele alındığını göstermektedir. Aynı gün Mehran’daki sınır muhafız alayına yönelik saldırı, sınır güvenliğinin operasyonun ilk saatlerinden itibaren öncelikli hedefler arasında yer aldığını ortaya koymuştur.
1 ve 2 Mart’ta saldırıların coğrafi kapsamı belirgin biçimde genişlemiş, Merivan, Ravansar, Cevanrud, Oşnaviye ve Mahabad ilk kez saldırılara sahne olmuştur. Bu döneme ait saha raporları, Kirmanşah’tan Halepçe hattına kadar uzanan çizgide DMO varlığının sistematik biçimde hedef alındığını göstermektedir.
3 ve 4 Mart’ta hedef profili daha da çeşitlenmiş, polis merkezleri, istihbarat birimleri ve yerel idari yapılar daha görünür biçimde hedef listesine dahil edilmiştir. 5 ve 6 Mart’tan itibaren iletişim kuleleri ve altyapı unsurları daha belirgin biçimde hedef alınmış, Sonqor ve Selas-e Babajani gibi yeni yerleşimler saldırı coğrafyasına eklenmiştir.
7 ve 8 Mart’ta saldırıların tekrar eden biçimde sürmesi, hedef seçiminin belirli bir ritim ve sıra içinde ilerlediğini göstermektedir. Genel tablo, dar bir askerî hedef setinden daha geniş bir coğrafyaya yayılan ve büyük şehirlerden daha küçük yerleşimlere doğru ilerleyen kademeli bir tırmanmaya işaret etmektedir.
Kürt Sahasında Diplomatik Sinyaller ve Saha Dinamikleri
Batı İran’daki saldırıları niteleyen siyasal bağlamın önemli unsurlarından biri, 22 Şubat’ta İranlı beş Kürt örgütünün yaklaşık kırk yıl aradan sonra ilk kez ortak bir koalisyon çatısı altında bir araya gelmiş olmasıdır. Bu gelişmenin ardından uluslararası basında dikkat çekici diplomatik ve istihbari işaretler ortaya çıkmıştır. Axios, ABD Başkanı Donald Trump’ın Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile görüştüğünü aktarmış, Wall Street Journal Washington’un İran karşıtı grupların silahlandırılmasına açık olduğunu yazmış, Reuters ise CIA bağlantılı silah desteği iddialarına yer vermiştir. CNN, Irak Kürdistan Bölgesi’nden bir yetkilinin CIA desteğinin aylar önce başladığı yönündeki beyanını aktarırken New York Times sınır geçişlerine yönelik hazırlıklara işaret eden değerlendirmeler yayımlamıştır.
İran tarafında da bu tartışmayı besleyen açıklamalar ve saha göstergeleri ortaya çıkmıştır. Fars Haber Ajansı’nda yer alan “düşman koridor açıyor” ifadesi, sınır hattındaki saldırıların İran’ın resmî söyleminde de sıradan bir hedefleme mantığının ötesinde değerlendirildiğini göstermektedir. Saha düzeyinde Oşnaviye’de DMO personelinin okullara ve camilere sığındığına ilişkin raporlar, Kirmanşah’taki 22 Bahman tesisinin önceden boşaltıldığına dair bilgiler ve bazı komutanların üslerden kaçarken hedef alındığı yönündeki kayıtlar dikkat çekmektedir. Bu veriler, diplomatik sinyaller ile sahadaki gelişmeler arasında belirgin bir eşzamanlılık bulunduğuna işaret etmektedir.
İran’ın Karşı Hamlesi
İran’ın karşı hamlesi, operasyonun Batı İran boyutunun sınırın öte tarafında da doğrudan dikkate alındığını göstermektedir. Yedi gün içinde Irak Kürdistan Bölgesi’nde ondan fazla farklı lokasyonda yirmiyi aşan saldırı kaydedilmiş ve koalisyonu oluşturan örgütlerin tamamına ait mevziler hedef alınmıştır. Bu çerçevede İKDP, Komala, PAK, Khabat ve PJAK ile bağlantılı mevziler farklı zamanlarda vurulmuştur. Kullanılan araçlar arasında intihar dronları, balistik füzeler, yoğun dron sürüleri ve Murad-5 tipi kamikaze sistemler yer almıştır. DMO tarafından yayımlanan resmî bildiriler, bu saldırıların “sızma operasyonları planlayan mevziler”e karşı gerçekleştirildiğini ifade etmektedir.
Saldırıların yalnızca askerî mevzilerle sınırlı kalmadığı da görülmektedir. Erbil Havalimanı çevresinde yaşanan olaylarda sivil güvenlik görevlisi Welat Taher’in hayatını kaybetmesi ve cenaze törenine Mesud Barzani’nin katılması, sürecin Irak Kürdistan Bölgesi içinde de siyasi ve toplumsal yankı yarattığını göstermektedir. İran’ın koalisyon bileşenlerinin tamamını sınırın ötesinde ayrı ayrı hedef alması, söz konusu tehdidin Tahran tarafından askerî düzeyde ciddiye alındığını ortaya koymaktadır.
Batı İran’da Güvenlik Gücü Kayıpları
Batı İran’daki saldırılarda güvenlik güçlerine ilişkin kayıplar farklı şehirlerde parça parça doğrulanabilmektedir. Mehran, Ravansar, Servabad, Bane, Kamyaran, Senendec ve Cevanrud gibi merkezlerden gelen raporlar birlikte değerlendirildiğinde, güvenlik güçleri açısından toplam kaybın en az 85 ile 106 kişi arasında olduğu anlaşılmaktadır. Bu rakam, yerel ve bölgesel düzeyde doğrulanabilen kayıpları yansıtmaktadır.
İran’ın 4 Mart’ta IRNA üzerinden aktardığı ulusal kayıp verileri de Batı İran’daki bu bölgesel kayıpların daha geniş bir ulusal tablo içinde yer aldığını dolaylı biçimde teyit etmektedir.
Genel Değerlendirme
İlk on güne ait veriler, Batı İran’daki saldırı örüntüsünün standart bir hava harekâtının ötesine geçen özellikler taşıdığını göstermektedir. Hedef alınan yapılar yalnızca askerî tesislerle sınırlı kalmamış, sınır güvenliğinden istihbarat ağına, iç güvenlik birimlerinden yerel idari yapılara kadar uzanan çok katmanlı bir güvenlik mimarisi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Kürt örgütlerinin koalisyon kurma zamanlaması, uluslararası diplomatik sinyaller ve İran’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik karşı saldırıları birlikte değerlendirildiğinde Batı İran’ın harekâtın sonraki aşamalarında da önemli bir rol oynama potansiyeline sahip olduğu anlaşılmaktadır.