Reformcu cenaha yakın siyasi elitler ve basın kuruluşlarının, anlaşmayı genel olarak olumlu karşılamakla birlikte bazı noktalarda eleştiriler yönelttikleri görülmektedir.
Aşı diplomasisi, koronavirüs krizi sürecinde dünyada yumuşak gücün bileşenlerinden biri hâline gelirken İran’ın da bu bileşeni dış politikasında kullanmaya çalıştığı görülmektedir.
Güçlü ve zengin bir Azerbaycan, içeride çok sayıda ekonomik ve siyasi sorunla boğuşan Tahran için Basra Körfezi ülkelerinde de görüldüğü üzere sıkıntılı bir mukayese örneği yaratacaktır.
Tahran’ın Azerbaycan’a yönelik gerilimi tırmandırma eylemleri çerçevesinde gelişen elçilik saldırısını irdeleyen İran basınında, Bakü ve Ankara’ya karşı manipülatif bir üslup hâkimdir.
Tahran’da Azerbaycan Büyükelçiliğine yönelik saldırıyı, İran’ın Azerbaycan karşıtı etki odaklı faaliyetleri ile yarattığı iklimin bir sonucu olarak değerlendirmek mümkündür.
İran’ın; Rusya ile artan askerî iş birliği ve Nükleer Anlaşma’nın canlandırılmasına dair isteksizliği, Avrupa başkentlerinin daha sert tedbirler almasını gündeme getirmektedir.