Nahçıvan’a İHA Saldırısı ve Azerbaycan-İran İlişkilerinin Kırılganlığı

Nahçıvan’a İHA Saldırısı ve Azerbaycan-İran İlişkilerinin Kırılganlığı
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bakü’deki İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliğini ziyaret etti. 4 Mart, 2026.
İran’ın İsrail ve ABD ile bir savaşın içinde bulunduğu mevcut konjonktürde, Azerbaycan ile yeni bir cephe açılması ve gerginliğin sıcak çatışmaya dönüşmesi her iki taraf açısından da rasyonel bir ihtimal olarak görünmemektedir.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz
Konuk Araştırmacı Aysel Mirzayeva

28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattığı saldırılar, Tahran’ı Körfez ülkelerini de içine alan sert bir misillemeye sevk etmiş, misilleme sırasında tercih edilen hedeflerin niteliği ve saldırıların yoğunluğu, bölge devletlerinde paniğe neden olmuştur. İran’ın komşu ülkelere yönelen askerî angajmanını hangi sınıra kadar taşıyabileceği tartışılırken 4 Mart’ta İran topraklarından ateşlenen ve Türk hava sahası üzerinde NATO unsurlarınca imha edilen füze, Türkiye’de hem resmî makamların hem kamuoyunun dikkatini ve tepkisini üzerine çekmiştir. İran yaptığı açıklamada, Türkiye’nin egemenliğine saygı duyduğunu vurgulayarak topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığını duyurmuştur. Gerilimin kontrollü biçimde azaldığı düşünülürken 5 Mart’ta Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne düzenlenen İHA saldırıları bölgedeki belirsizliği daha da derinleştirmiştir.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı İHA’lardan birinin havalimanı bölgesine, diğerinin ise bir okulun yakınına düştüğünü teyit etmiş, sivil yerleşim yerlerini ve altyapı tesislerini doğrudan tehdit eden bu gelişme, güvenlik endişelerini ciddi bir boyuta taşımıştır. Olayın ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in sert açıklamaları, çatışmanın Güney Kafkasya’ya sıçrayabileceği olasılığını gündeme getirmiştir.

Yaşanan gelişmenin ardından iki ülke arasında üst düzey diplomatik temaslar kurulmuş, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı, söz konusu görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada Arakçi’nin “iyi komşuluk” politikasına vurgu yaptığını ve Azerbaycan topraklarına herhangi bir mühimmat fırlatılmadığını ifade ettiğini aktarmıştır.
Açıklamaya göre Arakçi, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin konuyla ilgili gerekli inceleme ve araştırmaları sürdürdüğünü ifade etmiştir.

Aynı görüşmeye ilişkin Bakü tarafından gelen açıklamada ise Bayramov’un, “İran İslam Cumhuriyeti tarafından Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti bölgesine yapılan İHA saldırılarını şiddetle kınadığı” aktarılmıştır. Ancak Azerbaycan tarafı, İran’ın bu saldırıları reddettiğine dair iddialara kendi bildirisinde değinmemiştir. Açıklamaların içeriğinden de anlaşılacağı üzere Tahran’ın kasti bir saldırıyı reddetmesi Bakü’de bir karşılık bulmamıştır. Bununla birlikte kısa süre sonra Azerbaycan Bakanlar Kurulu, İran sınırındaki yük taşımacılığını askıya aldığını duyurmuştur.

Cumhurbaşkanı Aliyev’in Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha sergilemiştir. Aliyev, saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirerek yaşananları sert bir dille kınamış, ayrıca bunun İran tarafından gerçekleştirilen ilk terör saldırısı olmadığını vurgulamıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne daha önce düzenlenen saldırıyı hatırlatarak bu olaydan İran devletini sorumlu tuttuklarını yeniden ifade etmiştir. Aliyev, söz konusu saldırıya atıfla İran’ın özür dilemek ve sorumluluğunu kabul etmek zorunda kaldığını belirtmiş, eylemi gerçekleştiren kişinin Azerbaycan’ın ısrarı sonucunda en ağır cezaya çarptırıldığını söylemiştir. İran makamlarının uzun süre bu cezayı uygulamaya yanaşmadığını ve failin kurtarılmaya çalışıldığını ileri süren Aliyev, nihayetinde İran’ın suçluyu Azerbaycan temsilcilerinin gözü önünde idam etmek zorunda kaldığını dile getirmiştir.

Aliyev ayrıca bu kez de benzer bir yanıt verileceğini vurgulayarak Azerbaycan’a karşı gerçekleştirildiğini belirttiği bu “terör eylemi ve saldırganlıkla” asla barışmayacaklarını ifade etmiştir. Bu çerçevede Silahlı Kuvvetlere “karşı önlemlerin hazırlanması ve hayata geçirilmesi” yönünde talimat verdiğini de açıklamıştır.

Söz konusu İHA saldırısının oluşturduğu gerilim, iki ülke arasındaki yapısal sorunlarla ilişkilendirilmektedir. Bu sorunların başında Azerbaycan’ın, İran’ın sınır komşuları arasında İsrail ile en yakın ilişkilere sahip ülke konumunda bulunması gelmektedir. Özellikle İran-İsrail hattında gerilimin tırmandığı dönemlerde bu durum, iki komşu arasındaki ilişkilerde kronik bir gerilim başlığına dönüşmektedir. Nitekim İran medyasında bu bağlamda Azerbaycan’a yönelik suçlamalara sıkça rastlanmaktadır. Öte yandan İlham Aliyev’in Ayetullah Hamenei’nin vefatının ardından İran Cumhurbaşkanı’na taziye mesajı göndermesi ve büyükelçiliği bizzat ziyaret eden tek lider olması, Bakü’nün Tahran ile mevcut güven ilişkisini koruma ya da yeniden tesis etme yönündeki diplomatik çabası olarak değerlendirilmişti.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı İlham Aliyev hem söz konusu olaya ilişkin açıklamasında hem de önceki beyanlarında Azerbaycan topraklarının komşu devletlere karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurgulamaktadır.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın İran’a tepki gösterdiği konuşmasında öne çıkan bir diğer unsur, İran’da yaşayan Türk nüfusuna yapılan vurgudur. İran, sınırları içinde yaşayan geniş Türk nüfus nedeniyle Azerbaycan kaynaklı bir güvenlik hassasiyeti taşımaktadır. Aliyev konuşmasında, “Bugün bağımsız Azerbaycan devleti İran’da yaşayan birçok Azerbaycanlı için de umut yeridir” ifadelerini kullanarak Tahran’ın bu yöndeki endişelerini besleyebilecek bir söyleme yer vermiştir.

Ayrıca İran’daki Türk nüfusun, Azerbaycan’a yönelik olası bir saldırı karşısında oluşturabileceği kamuoyu baskısı da Tahran yönetimi açısından önemli bir değişken olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, böyle bir saldırının siyasi ve toplumsal sonuçlarına ilişkin belirsizlikleri artıran temel unsurlardan biri olarak görülmektedir.

Olayla ilişkili bir diğer kritik husus, Nahçıvan’ın jeopolitik konumudur. Nahçıvan ile Azerbaycan ana karası arasındaki kara yolu ulaşımı halihazırda İran toprakları üzerinden sağlanmaktadır. Bu gelişme, İkinci Karabağ Savaşı’ndan bu yana gündemde olan Zengezur Koridoru meselesinin önemini bir kez daha gündeme getirmektedir. Zira Zengezur Koridoru, Nahçıvan’ın Azerbaycan’a İran dışı bir rota üzerinden, doğrudan bağlanmasını sağlayacak temel ve daha az maliyetli alternatif güzergâhtır.

6 Mart’ta Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, güvenlik önlemleri kapsamında Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliği ile Tebriz Başkonsolosluğu personelinin tahliye edileceğini açıklamıştır. Bayramov ayrıca “İran tarafı meselenin ciddi bir şekilde araştırılması konusunda söz vermiştir ve biz söz konusu araştırmanın en kısa sürede sonuçlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştır. Bu açıklamalar, iki ülke arasındaki ilişkilerin kırılganlığını yeniden gündeme getirmiştir.

Son gelişmeler, Azerbaycan ile İran arasındaki ilişkilerin gergin ve sorunlu bir aşamaya geldiğini göstermektedir. Bununla birlikte İran’ın İsrail ve ABD ile bir savaşın içinde bulunduğu mevcut konjonktürde, Azerbaycan ile yeni bir cephe açılması ve gerginliğin sıcak çatışmaya dönüşmesi her iki taraf açısından da rasyonel bir ihtimal olarak görünmemektedir. Uzun vadede iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri ise, bölgedeki diğer dinamiklerde olduğu gibi, devam eden bölgesel çatışmanın gelişimine bağlı olarak şekillenecektir.