Müzakerelerin ilerlemesi ve olumlu bir sonuca ulaşması için ya ABD’nin maksimalist tutumundan vazgeçmesi ya da tarafların uranyum zenginleştirme konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşı noktası bulması gerekmektedir.
İran-ABD Müzakerelerinde “Sıfır Zenginleştirme” Krizi
İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki nükleer müzakereler, uluslararası diplomasinin en zorlu sınavlarından birini teşkil etmeye devam ediyor. Müzakerelerde dördüncü tur tamamlandığı hâlde, iki ülke uranyum zenginleştirmesi konusunda ciddi bir ihtilafla karşı karşıya kalmış durumda. ABD, “sıfır zenginleştirme” talep ederken; İran, zenginleştirmeyi “müzakere edilemez ve vazgeçilemez bir hak” olarak tanımlıyor. İki tutum arasındaki uçurum, görüşmeleri çıkmaza sürükleme potansiyeli taşıyor. Nitekim İranlı yetkililerin beyanlarından anlaşıldığı üzere, Tahran yönetimi, Umman’ın arabuluculuğunda Roma’da gerçekleştirilmesi planlanan beşinci tur davetini henüz teyit etmiş değil.
Müzakerelerde ABD heyetine başkanlık eden Steve Witkoff’, 18 Mayıs 2025 tarihinde ABC kanalına yaptığı açıklamada, “Çok ama çok net bir kırmızı çizgimiz var, o da uranyum zenginleştirmedir. Zenginleştirme kapasitesinin yüzde 1’ine bile izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. CBS News kanalına konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Tahran’ın uranyum zenginleştirmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Eğer herhangi bir seviyede zenginleştirme yapabiliyorsanız, ondan sonra çok hızlı bir şekilde silah seviyesinde zenginleştirme de yapabilirsiniz. Buradaki nihai amaç İran’ın asla nükleer silaha sahip olmamasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’den gelen bu açıklamalar İran’da ciddi rahatsızlığa neden olurken Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Mayıs 2025 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “ABD’nin asıl amacı İran’n nükleer silah edinmesini önlemekse, kalıcı bir çözüm için ciddi müzakerelere hazırız. Ancak İran’ın zenginleştirme faaliyetleri her koşulda devam edecektir,” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Macid Taht Revançi de zenginleştirmenin “vazgeçilemez bir ulusal kazanım” olduğunu vurgulayarak, ABD’nin sıfır zenginleştirme talebinde ısrar etmesi halinde görüşmelerin çıkmaza gireceğini söyledi.
Konuyla ilgili bir açıklama da devletin en yetkili ismi Devrim Rehberi Ali Hamenei’den geldi. ABD’li yetkililerin sıfır zenginleştirme konusunu gündeme getirmesinin ardından sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hamenei, ABD ile yürütülen müzakerelerin başarılı olacağını düşünmediğini söyledi. ABD’nin sıfır zenginleştirme talebini “saçmalık” olarak nitelendiren Hamenei, “İran’a zenginleştirme izni vermeyeceğiz demek saçmalıktır. Kimse başkalarının iznini beklemiyor. İslam Cumhuriyeti kendi politikasını takip ediyor,” ifadelerini kullandı. Önceki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dönemindeki müzakerelerin sonuçsuz kaldığını hatırlatan Hamenei, “Şimdi de bir sonuca varacağını sanmıyorum ve ne olacağını bilmiyoruz,” değerlendirmesinde bulundu.
İranlı yetkililer, uranyum zenginleştirme programını “bilimsel amaçlı, barışçıl bir nükleer girişim” olarak tanımlayarak bu alandaki faaliyetlerinin vazgeçilmez nitelikte olduğunu vurguluyorlar. Tahran’ın müzakere pozisyonu son derece nettir: “ABD’nin sıfır zenginleştirme talebiyle anlaşma imkânsızdır; ancak temel hedef İran’ın nükleer silah geliştirmemesini garanti altına almaksa, bu yönde bir uzlaşı sağlanabilir.” Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir husus, İran’ın zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasını kesin olarak reddetmekle birlikte, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programının kapsamı ve niteliği hakkında uzlaşmaya hazır olduğunu ifade etmesidir. Bu bağlamda Tahran, uranyum zenginleştirme oranının sınırlandırılması, kullanılan santrifüj sayısının azaltılması ve nükleer faaliyetlerinde şeffaflık ile güven artırıcı önlemlerin uygulanması konularında esneklik gösterebileceğini belirtmektedir.
ABD yönetiminin “sıfır zenginleştirme” talebi, Trump’ın 2018’de tek taraflı olarak çekildiği KOEP’ten (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) çok daha katı koşullar içermektedir. 2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşma, Tahran’a belirli sınırlar dâhilinde uranyum zenginleştirme hakkı tanırken, mevcut ABD pozisyonu herhangi bir düzeyde zenginleştirmeye kategorik olarak karşı çıkmak anlamına gelmektedir. Amerikalı yetkililerin “sıfır zenginleştirme” konusundaki açıklamalarının, önümüzdeki müzakere turlarında ABD’nin gerçek tavrını yansıtıp yansıtmadığı henüz bilinmemektedir. İyimser bir bakışla değerlendirildiğinde, bu çıkışın Amerikalılar tarafından müzakere masasında avantaj elde etmek amacıyla medya üzerinden yürütülen bir psikolojik baskı stratejisi olduğu düşünülebilir. Ancak ABD’nin bu pozisyonda ısrarcı olması durumunda, nükleer müzakerelerin ciddi bir çıkmaza sürüklenme riski bulunmaktadır. Zira “sıfır zenginleştirme” talebi, İran açısından kırmızı çizgi niteliğindedir ve Tahran’ın bu konuda geri adım atması –NPT çerçevesinde belirlenen sınırlar içinde yürütülen zenginleştirme ya da geçici askıya alma gibi esnek çözümler dışında– beklenmemektedir.
Bu noktada, bazı İranlı gayri resmî kaynaklarda gündeme getirilen ve Trump yönetiminin sıfır zenginleştirme talebinden geri adım atması karşılığında ABD’nin Tahran’da büyükelçilik açması gibi büyük siyasi kazanımlar talep edeceğine dair iddialar dikkat çekicidir. Bu tür bir jest, Trump’ın “KOEP’ten daha iyi bir anlaşma yaptım” söylemini destekleyecek sembolik bir zafer olabilir. Ancak iki ülke arasındaki derin tarihsel gerilimler düşünüldüğünde, siyasi ilişkilerin bu denli hızlı normalleşmesi gerçekçi görünmemektedir.
Sonuç olarak, müzakerelerin ilerlemesi ve olumlu bir sonuca ulaşması için ya ABD’nin maksimalist tutumundan vazgeçmesi ya da tarafların uranyum zenginleştirme konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşı noktası bulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, Trump yönetiminin “sıfır zenginleştirme” talebinden geri adım atarak sınırlı ve sıkı denetime tabi bir zenginleştirmeyi kabul etmesi; buna karşılık İran’ın da zenginleştirme oranını önemli ölçüde düşürmesi ve daha kapsamlı, şeffaf denetim mekanizmalarına onay vermesi, anlaşmanın önünü açabilir. Aksi hâlde mevcut çıkmaz daha da derinleşecek ve müzakere süreci tamamen kilitlenebilecektir.
- Etiketler:
- ABD
- İran
- Nükleer_Müzakereler.