Tahran’ın Azerbaycan’a yönelik gerilimi tırmandırma eylemleri çerçevesinde gelişen elçilik saldırısını irdeleyen İran basınında, Bakü ve Ankara’ya karşı manipülatif bir üslup hâkimdir.
İnternet bağlantısının kesilmesi nedeniyle yaklaşık 10 milyon İranlının işletmesinin risk altında olduğu ve İran'ın GSYH'sinin yaklaşık %7'sinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu söylenebilir.
Tahran’da Azerbaycan Büyükelçiliğine yönelik saldırıyı, İran’ın Azerbaycan karşıtı etki odaklı faaliyetleri ile yarattığı iklimin bir sonucu olarak değerlendirmek mümkündür.
İki düşman, bir bölgesel rakip ve uzak mesafedeki bir dosttan oluşan I2U2 koalisyonu; İran için olumlu bir haber değildir ve hoş olmayan sonuçlar doğuracağı söylenebilir.
Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı gibi jeostratejik ve jeoekonomik önemi yüksek olan proje, aynı zamanda istikrarlı ve vizyoner liderlik talep etmektedir.
Ankara-Şam, Şam-Abu Dabi ve Riyad hattında süren normalleşme adımlarını kaygıyla takip eden Tahran, gelişmelerin 12 yıldır Suriye’de oluşturduğu nüfuzuna nasıl yansıyacağı sorusunun cevabını arıyor.
Hamenei, Batılı devlet ve siyaset modelleriyle bu doğrultudaki gelişme ve kalkınma tezlerine karşı olduğunu dile getirdiğinden reformcu dinamiklerin demokratikleşme yönündeki sistem değişikliği taleplerini reddedecektir.
İran’da devrim ve sonrası sürece bakıldığında, toplumsal fay hatlarının halen hareketine devam ettiğini ileri sürmek yanlış olmaz. Daha önceden on senede bir gerçekleşen toplumsal protestoların aralığının sıklaştığı ve 2-3 yılda bir gerçekleştiği görülüyo
Fransa için rakibi Çin’i Irak’ta etkisiz hâle getirmek önemli olduğundan ülkedeki Çin-İran iş birliğini sınırlamak ve İran’ı uluslararası topluma entegre etmek toplantının ana gündemi olmuştur.
Netanyahu’nun yeniden İsrail başbakanı seçilmesi, değişen bölgesel şartlarda İran dosyası başta olmak üzere muhtelif bölgesel güvenlik konularında İsrail’in ABD’ye rağmen otonom davranışlarını yeniden gündeme getirebilir.
DMO’yla iltisaklı Fars Haber Ajansının sızdırılan bülteni, yönetim mekanizmalarının yönetsel zafiyetinin yanında muhafazakâr çevrelerdeki güç mücadelesini kanıtlar niteliktedir.
Cinping’in Riyad ziyareti, 2018’den bu yana Doğu’ya Bakış politikası kapsamında Çin’i mutlak müttefik olarak gören İran’da, bu politikayı eleştiren kesimlerin elini kuvvetlendirecektir.