UAEA’nın İran’a İlişkin Kararı Ne Anlama Geliyor?

UAEA’nın İran’a İlişkin Kararı Ne Anlama Geliyor?
Görsel: @iaea.org
UAEA’nın kararları yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte siyasi bir ağırlık taşıyor. Asıl soru ise kınama kararının, İran’ın oluşturduğu nükleer riski azaltmaya yönelik daha geniş bir planın ilk adımı olup olmadığıdır.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

Birleşmiş Milletlerin (BM) nükleer denetleme kurumu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) 5 Haziran Çarşamba günü, beyan edilmemiş nükleer tesis ve maddelerle ilgili sorunları açıklığa kavuşturmak üzere UAEA ile iyi niyetle iş birliği yapmayı ısrarla reddetmesi nedeniyle İran’ı kınayan kararı onayladı. E3 olarak da bilinen Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya; 3 Haziran Pazartesi günü BM Nükleer Denetleme Kurumu Yönetim Kuruluna İran'ı kınayan bir karar tasarısı sunmuştu. E3 tarafından hazırlanan İran karşıtı karar, 5 Haziran Çarşamba günü oylamaya sunuldu. Yapılan oylama sonucunda tasarı 2’ye (Rusya ve Çin) karşı 20 oyla kabul edildi. Kararın ters etki yaratıp İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırabileceği yönündeki endişelere rağmen ABD de kararı onaylayanlar arasındaydı. Böylece UAEA Yönetim Kurulu, Kasım 2022’den bu yana ilk kez İran aleyhinde bir kararı onaylamış oldu. Kasım 2022'de Kurul, aynı üç Avrupa ülkesi tarafından hazırlanan ve İran'ın eski nükleer tesislerinde bulunduğundan şüphelenilen uranyum izlerine ilişkin soruşturmalarda, İran’ın iş birliği yapmasını talep eden benzer bir kararı kabul etmişti. Oylamada 12 ülke çekimser kaldı. İran ve yedi dost ülkenin (Rusya, Çin, Belarus, Zimbabve, Venezuela, Nikaragua ve Suriye), UAEA’nın sansür kararını kınayan ortak bir bildiri yayımladığı bildirildi. Bildiride, İran'ın hâlâ eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile eski Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın ölümlerinin yasını tuttuğu göz önünde bulundurulduğunda, kararın kötü tasarlanmış olduğu ve diplomatik normları ihlal ettiği belirtildi. Açıklamada, kararın “tam tersi bir etki” yaratacağının da altı çizildi. Öte yandan BRICS'in kurucularından ve İran'ın Batı karşıtı bir koalisyon oluşturma umutlarından biri olan Brezilya, UAEA Yönetim Kurulunun kınama kararında İran aleyhine oy kullandı.

Sahne Arkası

UAEA Yönetim Kurulunun olağan toplantısında İran aleyhinde bir karar çıkacağına dair haberlerden sonra Joe Biden yönetiminin, Tahran'da tepkiye yol açabilecek kadar keskin ifadeler içeren bir karar tasarısından kaçındığı iddia edilmişti. ABD’li yetkililerin Avrupalıların endişelerini paylaştıkları ancak bölgedeki gerilimi azaltmaya çalıştıkları bir dönemde, İran'ın nükleer programını tırmandırmasına neden olabilecek ve uygulanabilirliği olmayan bir karar tasarısını desteklemek istemedikleri söylenmişti. Ancak UAEA Yönetim Kurulu toplantısının ilk gününde basına açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, basında yer alan haberlere tepki göstererek "E3 ortaklarımızla herhangi bir uyumsuzluk içinde hareket etmemizi beklememeniz gerektiğini düşünüyorum. Onlarla olan birlikteliğimize değer veriyoruz ve bunun devam etmesini bekliyorum." şeklinde konuşmuştu.

Kararın İçeriği

Üç sayfalık karar, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerin uzun bir listesini özellikle de İran'ın nükleer programının bir parçası olarak beyan etmediği iki yerde neden uranyum izleri bulunduğuna dair endişeleri ortaya koyuyor. İran'a müfettişlerin numune almasına izin vermesi çağrısında bulunuluyor ve hükûmetten, UAEA’nın üst düzey müfettişlerinin İran'da görmeleri gereken yerleri incelemeleri önündeki yasağı kaldırması isteniyor. Mezkûr kararda sözü edilen beyan edilmemiş tesislerde bulunan nükleer maddelere yönelik husus; 2021-2022 yıllarında Nükleer Anlaşma’nın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı, KOEP) yeniden ihya edilmesine yönelik yürütülen nükleer müzakerelerde taraflar arasındaki en önemli anlaşmazlık noktasıydı. Tahran geçmişteki beyan edilmemiş faaliyet ve tesislerine ilişkin soruşturmaların kapatılmasını talep etmekteydi.

Kararı Tetikleyen Hususlar

Uzun bir aradan sonra İran karşıtı bir kararın alınmasını tetikleyen hususun, İran’ın UAEA’ya bildirmediği iki nükleer tesisle ilgili 2019 yılından beri çözüme kavuşturulması beklenen ihtilaf olduğu söylenebilir. Söz konusu yerlerin ve faaliyetlerin, İran’ın 2004 öncesi gizlilikle yürüttüğü nükleer silah araştırmalarıyla ilgili olduğu varsayılmaktadır. İhtilafa dâhil olan nükleer tesis sayısı en başta dört idi. UAEA, İran’ın geçtiğimiz yıllar içinde verdiği açıklamaları “teknik olarak güvenilebilir” kabul ettikten sonra iki nükleer tesise yönelik soruşturmayı kapattığını kamuoyu ile paylaşmıştı.

Bu karar, yukarıda detaylandırılan UAEA-İran arasındaki ihtilafa yönelik olmasının yanı sıra İran’ın 2021 yılı itibarıyla nükleer faaliyetlerini hızlandırmasına karşılık alınmış bir karar olarak da değerlendirilebilir. Zira Iran International ve diğer medya kuruluşları tarafından incelenen UAEA’nın henüz kapalı raporu, İran'ın uranyumu silah seviyesine yakın düzeyde zenginleştirmeye devam ettiği uyarısında bulunuyor. Rapora göre İran'ın tahminî zenginleştirilmiş uranyum stoku, 2015 yılında imzalanan Nükleer Anlaşma’da belirlenen sınırın 30 katından fazlasına ulaşmış durumdadır.

Kararın Anlamı

UAEA’nın kınama kararları yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte siyasi bir ağırlık taşıyor. Fakat asıl soru, kınama kararının İran’ın oluşturduğu nükleer riski azaltmaya yönelik daha geniş bir planın ilk adımı olup olmadığı. Fransa ve Birleşik Krallık, daha büyük bir planın parçası olarak gelecekte KOEP kapsamında İran’a yönelik BM yaptırımlarının Ekim 2025’te kalıcı olarak kaldırılmasını engellemek isterse bu sansür kararını, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimî üyesi olarak planlarını güçlendirmek için kullanabilir. ABD'nin UAEA Daimî Temsilcisi Laura Holgate yaptığı açıklamada “Bu karar, İran'ın nükleer programına UAEA ile tam iş birliğini de içeren sürdürülebilir ve etkili bir çözüm bulunmasını amaçlayan bir stratejinin ilk adımı olmalıdır. Özellikle de Ekim 2025'e doğru ilerlerken.” diyerek bu noktanın altını çizmiştir.

Karardan Sonra İran’ın Olası Hamleleri

İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, UAEA Yönetim Kurulunda İran hakkında kabul edilen karara tepki olarak ülkenin bugünden itibaren önlemler almaya başladığını söyledi. Kemalvendi, alınacak önlemlerin Koruma Anlaşmalarıyla (Safeguard Agreements) uyumlu olacağını söyledi. İran’ın mevcut nükleer programıyla ilgili büyük resim şöyle: Çoğu tahmine göre Tahran'ın şu anda yaklaşık üç nükleer silah için bomba sınıfı yakıt üretebilmesine sadece günler ya da haftalar var. Ancak bunları savaş başlığına dönüştürmek 1 yıl ya da daha fazla sürebilir. Bununla birlikte İran, nükleer faaliyetler konusunda yeni bilgi ve uzmanlık kazanmaya devam etmektedir. Emsal kararlara misilleme olarak geçmişte Tahran’ın nükleer eylemlerini hızlandırdığı göz önüne alındığında; İran, Batı cephesinde daha güçlü anti-İran politikalarının fitilini ateşlemeden hâlihazırda %60 olan zenginleştirilmiş uranyum stokunu ve gelişmiş santrifüj sayısını artırmayı seçebilir.